Bu imtihan yolculuğunda yaşadığımız kazalardan biri hiç şüphesiz iletişim kazasıdır. Eşler günlük yaşamlarını idame ederken trafik kazalarından ziyade çoğu defa sağlıklı iletişim kuramamanın kazasını yaşarlar. İletişim kazası yaşamalarının nedenlerinden bir diğeri de aralarında sağlıklı mesafe ilişkisi kuramamalarından kaynaklanmaktadır. Aile reisinin mesafe ilişkisini ayarlayacağı en önemli alan aile alanıdır. Bu ilişkiyi iyi ayarlamalıdırlar. İletişimde ifrat ve tefrite düşmemek için azami gayret göstermelidirler. Kimi zaman mesafe koyacağım diye ilişkilerinde ya dağ gibi büyük mesafeler koyar ya da mesafeyi azaltacağım diye, mesafeyi tamamen devre dışı bırakarak iletişim kanallarını devre dışı bırakırlar.
Halbuki eşler, birbirlerinin en yakın sırdaşı ve yoldaşıdırlar; aile hayatında mesafeyi koruma adına birbirlerine asla gardiyan gibi davranamazlar. Çünkü onlar daha dün nikâh akdiyle hayatın yükünü birlikte omuzlamaya söz vermişlerdi. Hem daha dün, nikâh masasında, şahitler huzurunda; darlıkta ve bollukta birbirlerine destek olacaklarını özgür iradeleriyle beyan eden onlar değil miydi? Nikah masasında verdikleri sözü unutarak tez zamanda evlilik köprüsünü yıkmaları anlaşılır gibi değildir.
Daha evliliğin başlangıcında doğru adım atmak önemlidir. Gömleğin ilk düğmesini yanlış ilikleyen bir kişinin, gömleğinin üzerinde eğri duracağı bir hakikattir. Evliliğin ilk günlerinde eşiyle iletişim kurmaya çalışırken mesafenin şekli ve ölçüsünü belirlemeyen için tehlike çoktan başlamıştır. Doğan Cüceloğlu’nun şu tespitine katılmamak elde midir: " Mesafenin şekli ve ölçüsü standart değildir, olamaz da. Bu muhatabın kimliğine, durumuna ve kişiliğine göre değişir. Yani muhatabın kimliği, mesafenin ölçüsünü de belirler. Onun için mesafeyi mahrem, kişisel ya da samimi ve genel diye üç sınıfa ayırabiliriz" diyor.
"Mahrem mesafe, en yakınlarıyla kurulacak ilişkinin ölçüsüdür. Eş, çocuk, ana-baba, kardeş vs. gibi... Samimi veya kişisel mesafe, yakın dostlarıyla, arkadaşlarıyla, dava ve gönül birlikteliği olan insanlarla kurulacak ilişkinin ölçüsü iken; genel mesafe, bunların dışındaki diğer ilişki türlerinin ölçüsüdür. En mahrem ilişkinin bile mesafesinin olması ilişkinin uzunca olmasının sebebidir.
Özellikle mesafe ölçüsü eşler arasında yanlış anlaşılan bir konudur. 'Eşim ile aramda mesafe olmaz' diyerek eşler bazen tüm mesafeleri kaldırır ve hiçbir sınır tanımaz. Her şeyi ve her işi eşi ile konuşur. İşinin tüm sırlarını eşine taşır. Bunu yapınca da hem eşini hem işini sıkıntıya sokar. Çünkü kadın tabiatı gereği duygusaldır. Bu duygusallığıyla eşini yönlendirmeye çalışır ve sonuç yıkım olur.
Ya da mesafe koyacağım diye eşiyle arasına koca dağlar koyar. Hiçbir şeyi eşiyle paylaşmaz. Yığınla iş yapar, hiçbirinden evdekilerin haberi olmaz. Başına bir iş gelse, kime borcu var, kimden alacağı var kimsenin bilgisi yoktur.
İşte bu davranış biçimi ya da iki mesafe ölçüsü de yanlıştır. Muhatabını iyi tanıyan, ona göre de mesafesini ayarlamalı, en doğru ölçüyü bulmalıdır. Bu ayarlamayı yaparken ölçüsü ne sadece duyguları ne de sadece aklı olmalıdır. Duruma ve ihtiyaca göre davranmalı, her şeyi yerli yerince kullanmalıdır. Böyle olunca en doğru mesafe ölçüsü konarak sağlıklı ve uzun süreli bir ilişki başlatılmış olur.
İletişimin çok çeşidi vardır. Bir çeşidi de sözsüz iletişimdir. Kimi zaman sözsüz iletişimle, birey gerçek duygularını daha iyi yansıtabilir. Mesela kişinin yüz ifadesi, ses tonu, bedenin gergin ya da gevşek oluşu, duruş ve oturuş konumu, el ve kol hareketleri bir insanın iç dünyasının belirtileri, yani ruh halini ortaya koyar. Ailede gerginlik ve huzursuzlukların çıkmaması için aile reisi böyle durumlarda durumu iyi yönetmelidir. O, ehli hal ve ehli dil olmalı, yani, halden anlayan kişi olmalıdır. Malum, sözsüz iletişimde bir belirsizlik vardır. Sessizliğin nedenleri vardır. Bunun için beden dilini iyi bilmek anlamak gerekir.
· Eşiniz o gün için yorulmuş olabilir.
· Farkında olmadan onu kızdırmış olabilirsiniz.
· Baş ağrısı ya da benzeri bir rahatsızlığı olabilir.