Sayın Cumhurbaşkanım, 15 Ocak 2026 tarihinde TRT Genç Kanalı’nın açılışında, “Günümüzde aile kurumu hiç olmadığı kadar saldırı altındadır.” dediğiniz basında yer aldı. Bu doğru, yerinde ve çok önemli bir tespittir. Bu gerçekliğin sizin tarafınızdan dile getirilmiş olması da ayrıca çok önemlidir. Ancak siz de takdir edersiniz ki dile getirmek, şikâyet etmek yeterli değildir. Aile kurumuna yapılan saldırıların durdurulması için hükümetiniz en kısa zamanda ve en etkili tedbirleri almalıdır.

Aile kurumunun saldırı altında olduğunu ısrarla dile getirdiniz. Buna rağmen henüz bazı adımların atılmamış olması, size sunulan konuyla ilgili raporlarda mevcut duruma dikkat çekildiği ancak ailenin karşı karşıya kaldığı saldırıların vardığı ürkütücü boyutlarının yeterince dile getirilmediğini düşündürmektedir. Oysa aile kurumunun karşı karşıya kaldığı saldırılar sanılandan daha şiddetli ve yıkıcıdır ve ailenin mevcut durumu sanılandan daha kötüdür. Bunun en açık ve net kanıtı aile ile ilgili hemen hemen hiçbir verinin olumlu beklentileri destekleyecek nitelikte olmamasıdır.

Boşanmaların, kadın cinayetlerinin ve suç geçmişi olmayan babaların eşlerini ve çocuklarını öldürdükten sonra intihar etmesi gibi olayların artması aile kurumunun bugün itibariyle yaşadığı yıkımın ürkütücü durumunu göstermektedir. TÜİK’in sunduğu şu veriler ailenin mevcut durumunun net bir fotoğrafını ortaya koymaktadır: Doğurganlık oranı (2024) 1.48, evlenme yaşı 31, bu ülkede çocuk yetiştirilmez diyen 18 -24 yaş arası gençlerin oranı %47, kendisini yalnız hissedenlerin oranı %54 ve yalnız yaşayanların oranı son on yılda %77 artmış. Bu veriler, toplumda bir güven sorunu olduğunu ve güvensizliğin toplumun geniş bir kesimine yayıldığını göstermektedir. İnsanların hem kendilerine hem de topluma, aileye, yöneticilere ve ülkenin geleceğine güvenlerinin büyük oranda kaybolduğu anlaşılmaktadır.

Türkiye’de hızla düşen doğurganlık oranı evlilik çağındaki gençlerin evlilikle ve çocuk sahibi olmakla ilgili olumsuz görüşleri birlikte düşünüldüğünde önümüzdeki birkaç yılda aile kurumunun karşılaşacağı felaketin boyutlarının daha çok derinleşeceği ön görülebilir.

Sayın Cumhurbaşkanım, aile kurumuna yapılan saldırılarda çoğunlukla ailenin genç üyeleri hedef alınmaktadır. Bundan dolayı Türkiye’de, tam anlamıyla ve açıkça bir “genç kıyımı” yaşanmaktadır. Gençlerin karşı karşıya kaldıkları risklerden bazıları şöyle sıralanabilir:

  • Ortaokullara kadar inen ve yaygınlaşan madde bağımlılığı,

  • Eşcinselliği normalleştiren çabalar,

  • Kentli yeni nesil silahlı çeteleri cazip hale getiren örnekler ve haberler,

  • Fuhşu özendiren faaliyetlerin özellikle internet ortamında yaygın bir şekilde sürdürülmesi,

  • Sanal kumarın gençler arasında yaygın olması ve gençlerin özendirilmesi için internet ortamında bazı faaliyetlerin gerçekleştirilmesi,

  • Kolay para kazanmak ve şöhret olmak için temel insani değerleri aşağılayan yayınların yapılması,

  • Gençler arasında bir ailede yaşamayı ve ailenin diğer üyeleri ile dayanışma içinde olmayı, fedakârlık yapmayı aşağılayan söylem ve davranışların yaygın olması.

Sayın Cumhurbaşkanım, gençleri hedef alan bu birkaç tehdit bile ailenin çok yönlü bir saldırı dalgası altında olduğunu gösteren bu listeyi uzatmak maalesef mümkündür. Ancak durumun vahameti ve aciliyetinin anlaşılması, hızlı ve etkin tedbirlerin alınması için bunlar bile yeterlidir.

Türkiye’de, aile kurumunun saldırı altında olmasının, bu saldırıların aile kurumunu zayıflatacak bir noktaya ulaşmasının ve ailenin kendisini savunamaz bir durumda olmasının birçok nedeni vardır. Bu nedenler aniden, beklenmedik ve öngörülememiş bir şekilde ortaya çıkmış değildir. Bir taraftan aileye yapılan saldırıların neden bu düzeyde etkin olduğunun, diğer taraftan ailenin neden süreç içinde savunmasız kaldığının ve zayıfladığının doğru tespit edilmesi çok önemlidir. Çünkü ancak o zaman hem saldırıların nedenleri hem de ailenin yeniden güçlenmesi ve günümüzün beklentilerine uygun olarak işlevlerini yerine getirmesi için doğru adımlar atılabilir.

Son olarak, Sayın Cumhurbaşkanım, aile kurumunun mevcut durumu, aile bireyleri için ailenin yeniden koşulsuz bir sevgi ve güvenin kaynağı olmasını sağlayacak tedbirlerin hükümetiniz tarafından acilen alınması gerektiğini ortaya koymaktadır.

Prof. Dr. Mehmet YAZICI / Sosyolog