Siyonist teröristlerin İran’a yönelik saldırıları sürerken Gazze’de, Batı Şeria’da katliamlar, Kudüs’te Yahudileştirme çalışmaları son hız sürüyor. Ramazandan bu yana Müslümanların ilk mescidi, Mescid-i Aksa hâlâ kapalı!..
Siyonist teröristlerin bir diğer fecaati ise sözde meclisi Knesset’te oy çokluğuyla kabul edilen idam uygulaması oldu. Sadece Filistinlileri kapsayan bu insanlık suçu uygulama özellikle Batı Şeria’nın ilhakının önünü açmaya yönelik siyonist hinliği barındırıyor.
Uluslararası anlamda gayrimeşru görülen ve büyük tepkilere neden olan bu aparteid rejimi kararı bir hiç hükmünde.
Ancak Gazze’de vahşi katliamlar yapmaktan çekinmeyen terör rejiminin idam uygulamasını da Filistin halkına ve esirlerine karşı keyfi kullanacağı açıktır.
Abbas yönetiminin kınadığı, HAMAS’ın direnişle karşılık vereceğini açıkladığı bu terörist kararın geri çekilmesi için İslam İşbirliği Teşkilatı’nın inisiyatif alması, Müslüman devletlerin müdahale açıklamalarında bulunmaları elzemdir.
Aslında terör rejimi israil, idam yasasını çıkarmakla kendi idam fermanını hazırlıyor.
Çünkü devletler müdahale etsin etmesin artık siyonistler dünyanın neresine giderlerse gitsinler açık hedef haline geleceklerini hesap etmeliler.
Ya da Siyonist elçilikler ve destekçi firmaları hedef olmaktan kurtulamayacaklar. Artık iş o raddeye doğru gidiyor.
***
YENİLMEZLİK ALGISI YIKILDI; ZULME KARŞI BİRLİKTE DİRENME VAKTİDİR
Şu Epstein sapkını Trump’ın ne yaptığını anlayan var mı? Savaşın 35. gününe girilirken, terör rejiminin peşine takılarak İran’a saldırmakla ABD’yi soktuğu girdaptan nasıl çıkaracağını dahi bilmiyor.
Her gün farklı farklı deli saçmalıklarıyla yalan konuşarak zorda bıraktığı ülkesi ABD’nin tüm dünya nezdindeki prestijini yerle bir etti.
NATO’yu İran’a karşı savaşa ikna edemeyince “Kağıttan kaplan” yakıştırması yapan Trump, ülkesini ittifaktan çekmeyi değerlendirdiğini söyledi.
AB ülkelerinden de gerekli desteği göremeyince “Gidin Hürmüz Boğazı'ndan kendi yakıtınızı kendiniz alın" diyerek rest çekti müttefiklerine..
ABD, bir yandan kara savaşına hazırlanırken şizofren Trump’ın “savaşıyoruz-anlaşıyoruz” çelişkili yalanları eşliğinde İran’a yönelik hukuksuz saldırıların bir süre daha süreceği gözüküyor.
Saldırılara maruz kalan İran ise başta Tel Aviv olmak üzere Körfez ülkelerinde bulunan Siyonist Amerikan üs ve hedeflerini başarıyla vuruyor. Hürmüz boğazının tüm kontrolünü elinde tutuyor.
İran, savaşı sonlandırmanın kendi ellerinde olduğunu ancak bunun saldırmazlık garantisi, tazminat, Nükleer gelişim ve bölgedeki tüm ABD üslerinin kapatılması şartının yerine getirilmesi halinde mümkün olduğunu, aksi halde geri adım atmayacaklarını defaten deklare etmiş bulunuyor.
Gelinen aşama itibariyle savaş öncesi uluslararası stratejistler, bölge uzmanlarının ABD ve israile dair yorumlarını bir hatırlayın isterseniz..
ABD’nin bölge üslerindeki 50 bin askeri, envai çeşit teknolojik silahı, hava, deniz ve nükleer gücü gibi bilindik yenilmezlik klişe inanışları nasıl pazarladıklarına şahit olduk değil mi?
Aslında bu algı operasyonu neredeyse bir asırdır sürüyordu.
İlk olarak 7 Ekim’de Gazze’nin, HAMAS yiğitleri bunu terör rejimi üzerinden yıkmayı başardı.
Ardından İran bu kırılmayı daha güçlü bir şekilde büyüterek bu siyonist emperyalistlerin yenilmezlik algısını yerle bir etti.
Milyonlarca Müslümanı mezhep ve ırk ayırımı yapmadan katlettikleri ne Afganistan’da ne de Irak’ta başarılı olamayan ABD, İran’a yönelik hukuksuz saldırılarında ise başarısız olmakla kalmayacak, dünya üzerinde hüküm sürdükleri siyonist emperyal zulüm hegemonyaları çökecek inşallah..
Şimdi artık buna şahit olan Müslüman ülkelerin güçlerini birleştirme ve zulme karşı direnme zamanıdır. Sadece İslam ümmeti değil, tüm insanlık bu sapkın Epsteinci siyonist emperyal şer güçlerin tasallutundan kurtularak yeryüzüne barış, huzur ve adaletin hakim olmasını istiyor.
***
3. DÜNYA SAVAŞININ ÇIKMASI CHP İÇİN BİR ANLAM İFADE EDER Mİ?
Dört bir yanımız ateş çemberi.. Füzeler havada uçuşuyor. Epsteinci tayfa bölgemizde 3. Dünya savaşı çıkardı çıkaracak.
Ama gelin görün ki ülkenin ana muhalefeti CHP’de gündem; taciz, tecavüz, ahlaksızlık, rüşvet, yolsuzluk, usulsüzlük üzerine ve neredeyse hiç değişmiyor..
Organik bir bağları yoktur inşallah ama o kadar çok taciz tecavüzle anılıyorlar ki bu tayfa küresel Epstein çetesinin Türkiye şubesi gibi adeta ya!
CHP bünyesinde bugüne kadar ayyuka çıkan taciz, tecavüz, ahlaksızlıklar çarşaf çarşaf afişeyken, son açılan perdede; CHP Uşak Belediye Başkanı 57 yaşındaki Özkan Yalım’ın aynı belediye çalışanı 25 yaşındaki bir kadınla bir otel odasında basıldığı görüntüler var.
Yalım’ın yarı çıplak polislere kapı açarken arsızlıkta sergilediği pervasızlığı hayasızlığın nirvanası.
Sadece bu da değil, dört ayrı metresiyle zinakarlığı afişe olmasına rağmen trolünden genel başkanına Yalım’ı sahiplenen CHP tayfasının iğfal zihniyeti gerçekten iğrendiriyor artık.
Dünyanın yangın yerine döndüğü böylesi olağanüstü durumlarda bir söylem veya eylemin ortaya konması, milli bir duruşun sergilenmesi gerekmez mi?
Coğrafyamıza kaos taşıyan emperyal siyonistleri mahkum edecek birkaç söz söylenmez mi?
Neden böylesi bir cenderede dahi CHP’de değişmez gündem uçkur siyaseti oluyor anlayan var mı?
Gerçi bu kadar yükleniyoruz da; CHP Genel Başkanı Özgür Özel ne yapsın değil mi! Seleflerinden öyle görmüş.
Koltuğu devraldığı Kılıçdaroğlu “Sırtımdan bıçaklandım” demişti. Baykal da kaset kumpasıyla koltuğundan olmuştu.
Ülkenin tonla sorunu, komşu ülkelerde süren savaşın ülkemize de sıçrama tehlikesi varken, Özgür Özel’in “CHP’de siyaset vizyonu”na dönüşen hırsızlık, yolsuzluk, usulsüzlük, rüşvet, taciz, tecavüz, zina gibi ahlaksızlıkları halen savunuyor olması ise fecaat arz eden çok daha başka bir boyut!
Böyle olunca “CHP’de işler böyle yürüyor” diye düşünüyorsunuz.
Çünkü kurulduğu günden bu yana zihniyette milim değişim olmuyor.
Mesela Darbeler ve Darbecileri destekleme konusu CHP’nin değişmez altın kuralı..
İnsanlık için faydalı diyebileceğimiz bir hizmet, ülkenin menfaatine sayılabilecek neredeyse hiçbir icraatları yok maalesef.
Son birkaç aydır tutuklanan CHP’li belediye başkanlarına yönelik suçlamalar iddia boyutunda olsa anlarız, Özgür Özel’in bu çıkışlarını.
Ancak yok; hepsi delilli.
Görüntüler ortada, en yakın çalışma arkadaşlarının itirafları mevcut.
Adamlar adeta mafyatik organize çete kurmuş.
Yetmemiş bu gözü dönmüşlükle Cumhurbaşkanlığı koltuğuna bile göz dikmişler.
Yolsuzluk ve usulsüzlükle rüşvet mel’unu olmuş, çaldıkları paralarla saltanat sürmüşler!
Ve eğer bunca suça rağmen hükümet, seçilmişlik algı gücü zırhını aşma cesareti göstermeseydi vay ülkenin halineydi o zaman!
İyi bilinmelidir ki; Müslüman coğrafyamızda kimliğinde İslam yazıldığı halde İslam’a düşmanlık yapanlar, milletin hakkını çalıp çırpanlar, uçkuru peşinde olanlar; değil devleti yönetmek, bir belde belediye başkanlığını dahi yönetemezler.
Unutulmamalıdır ki; bu ülkeye sahip çıkabilecek olanlar: Derdi memleket sevdası olan, halkın sorunlarıyla ilgilenip hizmet eden, inancı ve değerleri için ölümü göze almaktan çekinmeyen, kefen giymiş serdengeçti hür siyasetçilerden başkası olamaz.
Kötülük kaybetmeye mahkûmdur, kazanan daima iyilik olacaktır…