Dünya siyaseti çok az lidere bu denli büyük bir öfke ve nefretle bakıldığına tanıklık etmiştir. Bugün Donald Trump ismi, sadece bir siyasi figürü değil; adaletin rafa kaldırıldığı, masum kanının pazarlık konusu yapıldığı ve ahlaki değerlerin yerle bir edildiği karanlık bir dönemi temsil ediyor.

Trump’ı dünya nezdinde "istenmeyen adam" kılan tek şey siyasi hataları değil, temsil ettiği karanlık ilişkiler ağıdır. Epstein dosyalarıyla ayyuka çıkan dehşet verici iddialar, çocuk istismarından insan ticaretine kadar uzanan bu vahşet bataklığındaki ayak izleri, onun sadece bir siyasi figür değil, etik olarak iflas etmiş bir karakter olduğunun tescilidir. Tüm dünyanın nefretle baktığı, insan onuruna aykırı bu skandallar zinciri, Trump’ı küresel toplumun kalbinden ve zihninden tamamen kazımıştır.

Tüm dünya ondan tiksinirken, Avrupa sırtını dönerken ve kendi halkı "Krallara Hayır" diye sokaklara dökülürken; Trump’ın elinde kalan tek "sadık" halka Körfez krallarıdır.

Halkının rızasını alamayan, iktidarını kaba kuvvete ve petro-dolarlara bağlayan bu krallar, meşruiyetlerini İslam’ın izzetinde değil, Washington’un koruma kalkanında aramaktadır.

Müslüman coğrafyalar Trump’ın ve Siyonistlerin eliyle kan ağlarken, Körfez sermayesinin bu zulüm mekanizmasına yakıt olması bir acizlik vesikasıdır.

Trump bu kralları birer "müşteri" ve "kasa" olarak görürken, krallar onu bir kurtarıcı sanmaktadır. Oysa bu, iki tarafın da birbirini tükettiği bir "kaybedenler kulübü" dür.

Bu safta yer alanların Gazze’deki masum kanında payları vardır.

Bu safta yer alanlar mahkûmlara idam kararının onaylama sürecinde imzası olanlardır.

Tüm yaşanan acıların, yapılan feryatların, oluşan yıkımların, bir derece sebebi ve sorumlusudurlar.

Çünkü onlara rağmen bunların yapılmaması lazımdı. Ama geldiğimiz nokta itibari ile hallerinde bir pişmanlık yok. Tam tersine bir düşmanlık var.

İslam’ın özündeki "izzeti ve şerefi yanlış yerde aramama" düsturu, bugün Körfez saraylarında yerini dünyevi bir korkuya ve menfaat birliğine bırakmıştır. Ancak tarih şunu net bir şekilde yazar: Katliamlara zırh olanlar, çocuk yaştaki masumların ahını alanlarla saf tutanlar ve kendi halkının vicdanına ihanet edenler, saraylarının büyüklüğüyle değil, o sarayların içinde yaşadıkları derin yalnızlıkla hatırlanacaktır.

Tarihin temiz sayfalarında bunlara kesinlikle yer yoktur.