Son dönemlerde sosyal medya platformlarında ehli kıble arasında yaşanan tartışmalara baktığımızda, insanlık ailesinin aziz İslam ile huzur ve refaha ulaşmasını hedefleyen Müslümanlar olarak gece gündüz demeden çok daha fazla çalışmamız gerektiğini düşünüyorum. Hala birbirimizi tam anlamıyla anlamış değiliz sanki. Her birimiz aynı tehlikelere dikkat çekmemize rağmen ortak noktada buluşmamız zor olabiliyor gibi.
Neden bu haldeyiz, küresel şer güçler tüm imkânlarıyla mezhep, meşrep ayırımı gözetmeksizin Müslümanlara saldırırken bizler neden gerçek anlamda birlik olamıyoruz? Siyonist Haçlı İttifakı’nın hedefinde ne sadece Gazze vardır ne sadece İran vardır. Hedeflerinde, halkları Müslüman olan bütün ülkeler vardır. Hedeflerinde aziz İslam’ın kokusunu yeryüzünde silmek vardır. Hala bunun farkında değil miyiz? O halde hala neden farklılıklarımızı kabullenerek birbirimize destek olmuyoruz?
Düşman yıllardır Müslümanlar arasına fitne yerleştirmek ve nifak tohumları ekmek için uğraş veriyor. Her fırsatı değerlendirip Müslümanları toplumun gözünde itibarsızlaştırmak istiyor. Sadece bununla mı yetiniyor düşman. Yok tabi. Düşman aynı zamanda şeytani hile ve desiselerle de Müslümanları fitne ortamına çekmek için çalışmalar yapıyor; örgütlü kötülüğü meşrulaştırmak ve kurumsallaştırmak adına muhtelif projeler üretiyor.
Düşman istiyor ki Müslümanlar mezhep, meşrep, dil, ırk gibi hususlar üzerinden birbirleriyle uğraşsınlar. Düşman istiyor ki Müslümanlar suni gündemlerle meşgul olup asıl mesuliyetlerini unutsunlar. Bilim, teknoloji, sanat, edebiyat, film, müzik, siyaset gibi alanlarda gelişmesinler. Beşeriyeti vahye uydurma projesi olan siyer ve Kur’an ilimlerini öğrenmesinler ve kimseye öğretmesinler. Düşmanın amacı zaten budur.
Düşman Müslüman bireylerin Kur’an ve sünnet ekseninde bir hayatı esas alıp çalışmalar yapmasını ister mi? Düşman İslam dünyasının birlik ve beraberliğini ister mi? Düşman, Ortadoğu diye adlandırılan İslam Coğrafyasında vahdetin oluşmasını ister mi? Düşman, halkları Müslüman olan ülkelerin dışa bağımlılıktan kurtulmasını, Müslümanların kararlarını tek başlarına ve İslam ülkelerinin menfaati doğrultusunda almalarını ister mi? İstemez tabi ki.
Düşman derken kimlerin kast edildiğinin de açıklamasını yapmakta fayda vardır: Bilinmeli ki düşman, aziz dinimize düşmanlık eden ve yıllardır Filistinli Müslüman kardeşlerimizi acımasızca katleden işgal rejimi ve onun en büyük destekçisi Amerika’dır. Düşman, “İster Sünni ister Şii olsunlar düşmanımız İslam’dır” şeklinde açıklamalar yapan Netanyahu ve Amerika Savaş Bakanı’nın temsil ettiği süfli zihniyettir. Biz Müslümanların mücadelesinin bu zihniyetle olması gerekmektedir. Asıl uğraşımız işte bu mezkûr zihniyetin sahipleriyle olmalıdır.
Müslümanların birbirleriyle uğraşıp birbirlerini yıpratmaları, düşmanın işini kolaylaştırmakta ve şeytani emellerine daha çabuk ulaşmalarına olanak sağlamaktadır. Siyonist haçlı ittifakının, bugün Müslümanlar arasında çıkan ihtilaflardan faydalanmadığını mı düşünmekteyiz. Düşmanın, son dönemlerde ortaya çıkan tartışmaları muhtelif yol ve yöntemlerle alevlendirmediğini mi düşünmekteyiz. Hayır, emin olmalıyız ki düşman Müslümanların her ihtilafını, her farklılığını, her hata ve kusurunu, her zaaf ve eksiğini şer amaçları uğruna değerlendirmektedir.
Bugün Müslümanların elde etmesi gereken husus; birlik ve beraberliktir, vahdet ve dayanışmadır. Özellikle de mezhebi farklılıkları körükleyecek söz ve davranışları, tartışma ve atışmaları bir kenara bırakmaları, farklı düşünceler olduğunda birbirlerine tahammül etmeleri ve ne olursa olsun birbirlerinin Müslüman kardeşleri olduklarını unutmamalarıdır.
Müslüman birey de İslam âlemi de güçlüdür, ancak gücünün farkında değildir. Bugün Müslüman âleminin Amerika’ya ve işgal rejimine ihtiyacı yoktur. Ülkeler bazında olduğu gibi birey olarak da aynıdır; Müslümanın ne emperyaliste ne de siyoniste ihtiyacı yoktur. Emperyalistler ve siyonistler Müslümanların dostu da yardımcısı da değildir. Bunların yanında izzeti aramak, zillettir. Zillet asla Müslümanın şanına yakışacak bir durum değildir. Vesselam.