Herkes acı ve üzüntü yaşarken benim bu düşüncelerim belki birilerini ve özellikle cenaze yakınlarını rahatsız edebilir ama ben bir gerçeği dile getirmek istiyorum.
Dava arkadaşlarımızın cenazelerine katıldığımızda kazanacağımız sevap, alacağımız ibret, ölümü hatırlama ve hazırlanma bir yana, ben şahsen enerjiyle dolup taşıyorum. Bazen yıllardan beri görüşemediğimiz dostlarımızla kardeşlerimizle ve dava arkadaşlarımızla bir araya geliyoruz, şahsen ben ciddi şekilde enerjiyle doluyorum, zannedersem herkes öyle oluyor. Evet, bu bir cenaze, netice itibariyle bir kardeşimizin kaybı söz konusu. Ama itiraf etmeliyiz ki cenazede o kadar samimi Müslümanı bir arada gördüğümüzden dolayı da gözlerimizin içi gülüyor, sarılıyoruz, kucaklaşıyoruz, dertleşiyoruz. Sanki İslami bir eylem, bir etkinlik yapmış gibi oluyoruz. Durum böyle olunca şahsen bir Müslümanın cenazesine katılamadığımda çok üzülüyorum ve neyi kaybettiğimin farkına varıyorum. Vefat eden kardeşimize rahmet dilerken aynı zamanda bu kadar Müslümanın bir araya gelmesine, kucaklaşmasına vesile olduğu için bundan da hissedar olması için dua ediyoruz.
Elhamdülillah bizim düğünlerimiz de aynı görevi ifa ediyor, siz buna hasta ziyaretlerimizi de ekleyin. Yani biz bütün bunları kazanca çeviriyoruz, Müslüman olmak böyle bir şeydir.
Bir başka açıdan düşündüğümüzde, bizler birbirimizi görmeye birbirimizle konuşup halleşmeye bu kadar muhtacız. Bunun kaybı ise resmen kuraklıktır. Evinden çıkıp gitmekte olan güzel bir Müslümana sormuşlar, “Hayırdır nereye gidiyorsunuz?” diye, “Şöyle biraz dolaşıp geleceğim, karşılaşacaklarımla selam alıp selam verelim de biraz sevap kazanalım diye düşündüm”
Ne diyorsunuz, doğru bir düşünce değil mi?
Selam ve dua ile.