Hamd âlemlerin Rabbine, salât ve selam da O’nun pak Rasulüne olsun.

Size bugün bir itirafta bulunacağım. Ben başörtüsü yasağı yıllarındaki imanı ve samimiyeti özlüyorum. Aslında bunu o dönem zulüm gören ablalarımızdan, şimdi çeşitli STK’ların başında bulunan önemli kişilerden de duydum ama kaleme almak biraz garip… Bu tür konularda insanların geneli “Kol kırılır yen içinde…” mantığını benimsiyor. Ama size bir şey diyeyim mi? Bu işin kolu falan kalmadı. Artık kol dediğimiz de bizden değil.

Neyi mi kastediyorum? Başı örtük ama giyinik çıplak olan sosyal medya farelerini. Kendini tesettürlü sanıp aslında Allah’ı da sekülerleri de memnun edemeyecek olanları… Bu işler o kadar kötü bir hâl aldı ki, artık ne denir bilemiyorum. Tozpembe kıyafetler içinde İslami değerleri hiçe sayarak, “Bu benim kanalım ve istediğimi yaparım.” diyerek yayın yapanlar sizi de rahatsız etmiyor mu? Vücut hatları falan onları geçtik artık.

Birilerinin geceliğin kapalı tarzında saten kıyafetler içinde İslam’ı anlatması, dine dair bilgilendirmeler yapması ve bundan -aslında bundan da değil, bedeninden, dudaklarından, ayaklarından- para kazanması nasıl bir alçaklıktır! Herhalde bunlar “Millet açık saçık kişileri görmekten bıktı. Onlardan her yerde var. Ben bunun kapalı versiyonunu yaparsam takipçi kasarım.” gibi şeytanca bir düşünüşün eseri değilse ben de bir şey bilmiyorum.

Bazen “Bir yasak daha gelse de şu çürük-çarık bütün başörtülüler ayıklansa!” diyorum ama kurunun yanında yaşlar da yanar, bunu biliyorum. Zaten bu, sadece kokuşmuşluğun getirdiği çaresizlikten kaynaklanan bir düşünce, gerçekliği yok. Bir ağacın kurumuş dallarını düşüren bir rüzgâr gibi bir imtihan gelse de şunlar hep ayıklansa ama samimi Müslümanlar zarar görmese… Hayal işte…

Biri çıkmış, rengârenk çiçekli çarşafıyla, tuhaf tuhaf hareketler yaparak Kur’an mucizelerini anlatıyor. Onu kaldırın, yerine başı açık bir kız koyun, çekicilik açısından hiçbir şey değişmiyor. Hatta belki açık olan daha az his uyandırır. Ne yapıyorsunuz? Nereye gidiyorsunuz? Birkaç takipçi, birkaç yıllık ömür için Allah’ın dinini kullanıp bir de o dinin kurallarına aykırı haller içerisinde dini anlatırken kimle dalga geçiyorsunuz farkında mısınız?

Okuduğunuz Kur’an’a, -varsa- öğrendiğiniz ilme, bedeninizi sıkan, her yerinizi belli eden giysilerinize değilse de ayette geçen başörtünüze, hepsinden öte sizi yaratan Allah’a bir saygınız olsun.

Birkaç kelam da büyüklere etmesek olmayacak. Nerede kaldı dindar nesil planlarınız? Kızlı erkekli verdiğiniz İslami eğitimler elinizde mi patladı? Kamplara götürdüğünüz, özel eğitimler verdiğiniz ama mahremiyeti hiç öğretmediğiniz, ‘Ne olursa olsun yine gelsin!’ diye düşünüp, gelenin düzelmesine dair hiçbir çabanız olmayan genç nesil sizce dindar nesil mi olacak yoksa başka tür bir nesil mi?

Siz ey yetkililer! Yetkilerinizi sadece oy kazanmak için kullanmaktan ne zaman vazgeçeceksiniz? Duymayacaksınız ama biz yine de haykıracağız. Vesselam.