Jeffrey Epstein görünen yüzüyle siyasetçilerden iş adamlarına kadar uzanan bir geniş ilişki ağı için Yahudi bir finansçı ve iş adamı. Asıl ve gerçek yüz ise karşımıza tam bir şeytan ve aşağılık varlık olarak beliriyor. Çocuk istismarcısı, tecavüzcü ve şantajcı gibi birçok rezil sıfatın esfel yüzü…

Bu rezil, cehennem yakıtı aşağılık adam; dünyanın farklı yerlerinden on binlerce çocuğu kaçırıp sapkınlığın aleni hale getirildiği adalara götürttü. Bu masum, mazlum ve mağdur çocuklar -maalesef- “özgürlük, medeniyet, modernlik, hak ve adalet” edebiyatı yapan ve dünyayı bu yalanlar üzerinden dizayn etmeye çalışan emperyal baronlara ve köle ruhlu yalaka liderlere peşkeş çekildi.

Kur’an’ın ifadesiyle “lanetli Yahudiler” ve Hitler’in deyimiyle “Her pisliğin müsebbibi Yahudiler” bu korkunç, rezil, ahlaksız, iğrenç ve vahşi yapının merkezi ve manivelası durumunda.

Yargılandığı küresel suç dosyası ile güç, cezasızlık ve şeffaflık tartışmalarının sembolü haline gelen Jeffrey Epstein davası ve bu dava üzerine konuşulan belgeler, ifşalar bugünlerde tekrar dünya gündeminde. 2008’de aldığı tartışmalı ceza ve 2019’daki intiharı, Epstein’i dosyanın her aşamasıyla dünya kamuoyu önünde daha tartışmalı ve merak edilir hale getirdi. Son yıllarda mahkeme belgelerinin parça parça açılması, açılan yeni davalar, mağdur açıklamaları ve devlet kurumlarının bu meseledeki rolüne dair sorular, iddialar davayı kapanmış bir dosya olmaktan çıkarıp sürekli güncellenen girift bir meseleye dönüştürmüş durumdadır.

Jeffrey Epstein, çocukları şantaj amaçlı kaçırıp dünyayı dizayn etmek isteyenlere peşkeş çeken bir şantajcıdan çok ötesidir. O, aslında içinde Siyonist çetenin olduğu küresel bir oyunun sadece elverişli bir aparatıydı. Üzerlerine şeytani hesap yaptıkları politikacı, zengin, sanatçı, sporcu vs. etkin ve yetkin kişileri ağlarına düşürüp zaaflarıyla avuçlarına almak ve şantajla istediklerini yaptırmaktır asıl amaç.

Bugün, bu koz Trump’ı ellerindeki delil ve ifşa malzemeleriyle İran’ın üzerine salma niyetiyle kendini yeniden gösterdi. Trump, “vuracağım, yok edeceğim” deyip icraata dönüştürmede temkinli davranınca belgeler birden patlayıverdi. Eğer iddialar doğruysa Trump ve başkalarıyla ilgili eldeki belgeler, “sapkın, pedofili ve iğrenç” görüntülerden daha fazlası…

Kuyruğu sıkıştıran Bill Clinton, Bill Gates, İngiltere Prensi ve Kral Selman gibi binlerin bu kirli ilişkiler ağından kurtulması, paçayı sıyırması çok zoor.

İşin ahiret azabı ise…

Veyl olsun zalimlere ve sapkınlara!

Türkiye de farklı siyasi mülahazalar üzerinden belgelerde yer alıyor; ama Türkiye’nin Antalya Rixos Otel ve Robert Koleji üzerinden bu belgelere dahil olması ayrı bir zaaf ve handikap. Maalesef, iddialara göre şantaj için kullanılan kızların çoğu Rixos Otel’de eğitim görmüş. İddialara göre Robert Koleji adına okul yönetiminde yer alan Thomas Landon ise İslami faaliyetlere karşı fobi oluşturmak ve propaganda yapmak için fon ve destek talebinde bulunmuş.

Burada bir an düşünüp Türkiye’deki Batı yalakalığı, başta İngilizce olmak üzere yabancı dilde eğitim aşkı, hevesi ve teşviki üzerinde durmak gerekmez mi?

Kendi öz evladı Kürt, Zaza, Laz, Gürcü ve diğer halkların dillerini minnet hiddet eğitime dâhil etmeyenler hala düşmanın, tuzağın, tazyikin nereden geldiğini görmez mi, görmek mi istemez?

Mevcut eğitim bakışının, akademik başarı kriter ve ölçeklerinin değişmesi ve başarılı çocukların daha fazla sahiplenilmesi ve kendi inanç değerlerimiz doğrultusunda desteklenmesi şart olmadı mı? (Devam edecek)