Antisiyonizm, vahşi ve kudurgan siyonist zihniyetine karşı Filistin halkının haklarını savunma ve onların kendi topraklarında kendi kaderini tayin etme hakkını savunmaktır.
Antisiyonizm, Siyonist ideolojinin tutarsızlığı ve insafsızlığı karşıtlığında tarihi, dini, siyasi, insani, ekonomik ve adil bir sorumluluk üstlenerek meşru bir yol yürümektir.
Antisiyonist; salt bir Yahudi düşmanı veya bir halka kin, öfke duyan değildir. Haklı, insani ve vicdani bir çerçevede işgal çetesi israilin meşruiyetini reddeden, Filistinlilerin haklarının ihlal edildiğini savunandır.
Her Müslüman antisiyonist olduğu gibi vicdanı pörsümemiş her insan da insanlık, inanç, hak, adalet ve gelecek nesiller adına antisiyonist olmalıdır.
İşgalci çete israil ve Siyonist vahşete karşı bireysel ve toplumsal sorumluluklar önemlidir. Bu konuda herkesin yapabileceği, yapması gerekenler vardır:
Toplumsal ve bireysel rollerin sorumluluk dağılımı çerçevesinde
· Yönetici ve İdareciler: El ile düzeltme makam ve imkânı konumundadır. Dolayısıyla onlar “caydırıcılık” merkezli güçtür. Bu gücü de -siyasi, uluslararası, askeri, ekonomik vb.- gerektiği şekilde kullanmalı; kınama aşamasını geçip fiili yaptırımları devreye sokmalıdırlar.
· STK, Dernek, Vakıf ve Platformlar: Yerine göre el, yerine göre dil ile düzeltmenin vacipliği çerçevesinde zamanlı, doğru, etkili, verimli, kamuoyu oluşturabilen, İslami ve insani her türlü girişim ve organizasyona katkı sunmalı, dâhil olmalı, finanse etmeli ve öncülük etmelidir.
· Yazarlar, Çizerler, Hatipler ve Sanatçılar: Kalem, söz, eser ve sanatlarını bu mücadelenin hizmetine sunmalıdır. Söz, eser ve sanatın gücünden istifade ile kötülüğe cephe almalı; estetik ve fikrî bir direniş hattı örmelidir.
· Medya ve İletişim Dünyası: Film, sinema, sosyal medya bağlamında etkili, verimli, öğretici ve harekete geçirici içerikler üretilmelidir. Siyonist dezenformasyonu çökertecek küresel ve dijital bir hakikat dili inşa edilmelidir.
· Halklar: Şuurlu, bilinçli bir duruşla taraf olmalı, kardeşlik, dayanışma ve yardımlaşma sergilemeli; boykot, dua ve eylemsellik ile bu hayırlı yolun yolcusu olmalıdır.
Aile, Gençler ve Çocuklar: Sağlam bir kimlik inşa etmelidir. Bu doğrultuda soyut somut, maddi ve manevi bir ret ve boykot sürekliliği geliştirmelidir.
Boykot, sadece ekonomik bir tepki değildir; aynı zamanda bir kimlik, izzet ve aidiyet inşasıdır. Aile içinde tüketim alışkanlıkları yeniden düzenlenmeli, siyonist sermayeye her türlü bağımlılık reddedilmelidir.
Çocuklarımıza ve gençlerimize "neyi tüketmediğimizi" öğretirken, onlara kim olduğumuzu, ümmetin birer ferdi olarak izzetli olmamız gerektiğini de aşılamak gerekir.
Bilelim ki AİLE, en güçlü ve sağlam sığınağımız olduğu gibi küresel yozlaşmaya ve siyonist zihniyete karşı direnişin ilk ve en korunaklı kalesidir.
Öğretmenler ve Öğrenciler: Genç nesillerin önüne popüler kültürün dayattığı sahte ve bencil kahramanlar yerine; Şeyh Ahmet Yasin, Yahya Sinvar ve Ebu Ubeyde gibi ilim, adalet, cihat ve ahlakıyla temayüz etmiş gerçek şahsiyetler rol model olarak konmalıdır.
Eğitim sistemi, öğrencileri edilgenlikten çıkarmalıdır. Genç zihinleri harekete geçirecek, siyonizmin küresel sömürü ağlarını, finansal ortaklıklarını ve medyadaki hegemonyasını deşifre edecek canlı araştırma faaliyetleri, paneller ve projeler teşvik edilmelidir.
Bilgi, eyleme dönüştürülerek diri tutulmalıdır.
Sokaklar, Pazarlar ve Mekânlar: Direniş ve adalet bilinci salon toplantılarına hapsedilmemelidir, sokağın ruhuyla buluşturulmalıdır. Sokaklar, pazarlar ve kamusal mekânlar; bu haklı davayı anlatacak, gösterecek afişler, ambalajlar, eğitici sözler, semboller ve çarpıcı sloganlar ile donatılmalıdır.
Pazarda ve market raflarında yerli/helal alternatifler öne çıkarılmalı, tüketici sokakta attığı her adımda neyin safında durduğunu hatırlatan bir görsel hafızayla karşılaşmalıdır.
Küresel Birliktelik inanç paydaşında İslam kardeşliğini, biyolojik paydaşta insan olma ortak zeminini öne alan çift katmanlı bir ittifakla sağlanabilir.
İslami ve insani mücadelenin birinci halkasında iman bağı merkeze alınmalı; ümmet bilinci, coğrafi sınırları aşan bir İslam kardeşliğiyle yeniden tahkim edilmelidir.
İkinci halkada ise biyolojik yönden insan olma paydaşlığı öne alınmalı; vicdanlar doğruluk, adalet, yardımlaşma, dayanışma ve zulme karşı direniş adına harekete geçirilmelidir.
Dini, dili ve ırkı ne olursa olsun dünyadaki tüm vicdan sahibi insanları siyonist vahşete karşı ortak bir insanlık cephesinde buluşturmak gereklidir, şarttır ve sağlamak lazımdır.