Victor Hugo, “Kadınlar zayıf, anneler ise güçlüdür.” der. İslam, kadını bir kız evladı olarak “Cennet müjdesi” saymış, annelik makamıyla ayağının altına cenneti sermiş. Toplumun yarısı kadınlar, diğer yarısını doğuran annelerdir. Bu bağlamda, toplum “annelik” merkezli bir çizgi ister.

Aile kurumunu hedef alan “batıl zihin ve köpek/kedi lobisi” şimdi de gözünü toplumun “anası” olan değer, makam ve kutsiyete dikmiş.

Bosh bir firmanın “annelik” yüceliğini enikler endeksli zedeleyen reklamından sonra TRT’nin kedi, köpek besleyen “merhamet” yoksunu beşer dişilerin annelik gününü tebrik etmesi bir seviyesizlikti.

Annesini huzur evine bırakıp cennet imkanına set çekenlerin evinde kedi, köpekler üzerinden “hayvan sever” olarak gösterilmesi bir utançtır.

On binlerce babanın kovulduğu evlerdeki trajediye kör kesilen, sokağa salınan kuduzlar üzerinden ölen ve yaralanan onlarca cana sağır olanlar masum hayvanlardan daha adi bir köpeklik içindeler…

Kimi kavramlar bir milletin hafızası ve somutluğudur. Annelik, o kavramlardandır. Çünkü annelik sadece biyolojik bir bağ değildir. O, aynı zamanda insanlığın devamını sağlayan manevi ve toplumsal üst bir makamdır. İşte modern çağ ve bireyin problemi de bu noktada başlıyor. Kavramlara yabancı ve duyarsız. Fast food bir yaşam tarzı aldatmacası içinde “aile, anne, ahlak ve çocuk” gibi bizi biz yapan kavramlar göstere göstere değiştiriliyor.

Sosyal medya kültürüyle birlikte “aile, annelik ve çocuk” kavramları hayvan sahipliği, sevgisi ve hayvanla eşitlenmeye çalışılıyor.

“Kedi veya köpek annesi” gibi ifadeler ilk bakışta masum gözükse de, bir sevgi diliyle sunulsa da mesele kavramsal tercihin ötesindedir. Çünkü kavramlar değişince düşünce ve duygu biçimi değişir; düşünce ve duygu biçimi değişince toplum değişir ve dönüşür.

Kastımız başka varlıkları -özellikle hayvanları- dışlamak değildir. Düşünce dünyamızda her varlık ve hayvan da kendi türüyle bir topluluk (ümmet) gibidir. Ve lisan-ı haliyle Allah’ı zikretmektedir. Bir hayvana merhamet göstermek, onu sevmek, korumak ve beslemek yanlış ve kötü değildir. Nitekim kültürümüz, sokağımız ve evlerimiz bunun örnekleriyle doludur.

İslam, hayvana eziyeti yasakladığı gibi merhameti de teşvik eder.

İslam, susuz bir köpeğe su verdiği için affedilen insanı anlatan, kedi sevgisinden ötürü Ebu Hureyre (Kedicik babası) olarak bilinen bir sahabeyi yücelten bir dindir.

Merhamet başka, varlık makamlarını birbirine karıştırmak başkadır.

Annelik sadece bakıcılık değildir. Mesele yalnızca beslemek, korumak ve ilgi göstermek olsaydı bütün bakıcılar “anne” sayılırdı.

Bir anne, bir insanı bedeninde taşır; sancıyla doğurur; uykusuz gecelerde büyütür.

Bir anne, sadece bir çocuk değil, bir karakter ve bir gelecek inşa eder.

Bir milletin vicdanı, inancı ve terbiyesi önce anne şefkatiyle şekillenir.

İnsan ilk merhameti, ilk ahlakı, ilk aidiyeti bir anneden öğrenir.

Bugünün modern kültürü ise maalesef mana, değer ve fedakârlığı değil; zevk, nefis ve konforu kutsuyor. Çocuk yetiştirmeyi sorun ve yük gören anlayış, sorumluluğun yerine daha kolay duygusal tatmin alanları koyuyor. Çünkü

Anne olmak; yalnızca sevmek değildir.

Anne olmak, hayat ve insanlığa sunulan taze kan ve büyük mutluluk evlat için kendinden vazgeçmektir.

“Ben”den “biz”e geçmektir.

Modern bireycilik, batıl zihin ve köpek lobisi bu yüzden aile, annelik ve çocuk fikriyle çatışıyor. Bazı çevrelerin hayvan sahipliğini alternatif bir annelik biçimi gibi sunması tesadüf değildir. Çünkü anne ile evcil hayvan sahibi arasındaki çizgi silikleştiğinde, anneliğin toplum nezdindeki ağırlığı ve değeri azalır. Oysa insan yetiştirmekle hayvan beslemek aynı şey değildir. Birini yetiştirdiğimizde medeniyet kurulur, ahlak inşa edilir; diğerinde ise yalnızca varlıksal bir aidiyet ve koruma duygusu üzerinden bireysel bir bağ yaşanır.

Aileler birden dağılmaz, ahlak birden bozulmaz ve toplum birden çökmez.

Önce kelimelerin ruhu sökülür.

Sonra kavramların içi boşaltılır.

Ardından değerler sıradanlaştırılır.

Bugün annelik makamına bunun için saldırı yapılıyor.

Hayvan sevgisinin merhameti beslediği doğrudur. Bu, itirazı kaldırmaz. Ancak hiçbir sevgi, anneliğin kutsiyetini gölgelememelidir. Çünkü annelik, yalnızca bir “bakım ilişkisi” değil; insanlığın devamı adına bir emanet sorumluluğudur.

Bazı makamlar vardır; benzetilemez, değersizleştirilemez ve hedef tahtasına oturtulamaz.

Annelik makamı da onlardan biridir.

Bizim annemiz, insandır.

İnsan doğurur ve insan yetiştirir.

Anne ve evlat olarak kedi veya köpek lafazanlığı yapanlara sözümüz:

Yeni ırkınız ve cinsiniz hayırlı(!) olsun!