Türkiye’de son yıllarda film ve özellikle dijital platform dizileri üzerinden yürütülen, “ahlaki sınırların aşılması ve normalleştirilmesi” ameliyesi dikkatlerden kaçmamaktadır.

Aile yapısının karanlık bir zeminde sunulması; şiddet, mafya kültürü ve suçun zaman zaman “onurlu” ve “meşru” gösterilmesi, gençler açısından ciddi bir rol model sorununa yol açmaktadır.

Bu yapımlar; geleneksel değerleri, aileyi, dini ve mahremiyet algısını sorunlu ya da geri bir alan gibi sunmakta; cinselliği ve bireysel kopuşu “özgürleşme” adı altında olumlamaktadır.

Aile bağlarının zayıflatılması, evlilik kurumunun sorunlu bir yapı gibi resmedilmesi ve bireysel haz merkezli yaşam biçiminin yüceltilmesi, terör saldırılarından beter operasyonlardır.

Film ve dizilerde suçun, şiddetin ve argo dilin yoğun biçimde yer alması; toplumun harcı olan medeni ve ahlaki kuralların tümüne birden savaş açmak anlamına gelmektedir.

Türkiye’de son dönemde üretilen birçok yapımda, ahlaki aşınma artık dolaylı değil, doğrudan teşvik edilmektedir. Sorunlu davranışların sıradanlaştırıldığı, değer çatışmasının ise çoğu zaman tek taraflı kurulduğu açıkça görülmektedir. Bu durum, özellikle genç izleyiciler üzerinde kültürel ve ahlaki algı kaymasına yol açmaktadır.

Önümüzdeki on yıl içerisinde ailenin kurtarılması ve yeniden değerlerine kavuşturulması hedefleniyorsa, işe sanat, kültür, dizi, film ve oyun alanlarından başlanması şarttır.

Alkolü, çıplaklığı ve çarpık ilişkileri içeren; bu kötülükleri normalleştirmeye matuf tüm yapılarla kararlı biçimde mücadele edilmelidir.

Yamyamlar, “özgürlük” palavralarıyla bizi neredeyse yiyip bitirdi. Gençlerimiz hareket edemeyecek derecede köleleştirildi. Evlilik yapacak cesareti bulamayacak kadar sindirildiler; ürkek ve güvensiz hâle getirildiler.

Yöneticilerin bütün bu olup bitenler karşısında hareketsiz, pasif ve ürkek bir görüntü vermesi anlaşılır değildir, olamaz.

Bir değil, iki değil; üç-beş kez aynı rezaleti sergileyen ekranlar karartılmalı, frekans hakları ellerinden alınmalı ve bir daha yayın yapma salahiyetleri olmamalıdır.

Değerlerimize savaş açanlara çiçek sunacak hâlimiz olmamalıdır. Çarpık ilişkileri normalleştirmeye dönük sinsi faaliyetler yürütenlere karşı net ve caydırıcı bir duruş sergilenmelidir.

Aksi takdirde ne nesil kalır ne toplum. Toprağımızı ecnebiden koruyacak mecâlimiz, gücümüz ve takatimiz kalmaz.

Sonuç olarak demem odur ki; dizi ve filmler üzerinden yürütülen bu operasyon toplumu çökertmektedir. Uyanın ve farkında olun!

Not: Bugün 17 Ocak… Şehit rehber ve önderlere rahmet, yollarını sürdürenlere selam olsun!