Türkiye’nin kendi köklerine dönmesinden başka çaresi yok. Etkinliğimizin olmadığı veya etkimizin cılız olduğu NATO veya başka bir birliğin bize faydası değil, yükü vardır.

NATO zirvesinde karşılıklı iltifatlar birbirini kovaladı. Ancak elde edilen kazanımlar neydi diye sıralasak, kaç maddeyi sıralayabiliriz?

NATO zirvesi yapılırken, bir İslam ülkesi soykırım destekçisi ABD tarafından bombalar ve füzelerle vuruldu. Zirve öncesi ve zirve boyunca Ankaralılar rahat etmezken, siyonist israili rahatsız edecek hiçbir açıklama dahi yapılmadı.

Soykırım destekçisi Trump’ın Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan’a yönelik iltifatlarının hepsinin sahada doğrulayıcısı yoktur. CAATSA ambargoları devam ediyor. F-35’ler için hep aynı hikâye: “Niye vermeyelim? Tabii ki verelim.” dedikten hemen sonra, “Daha tam karar vermedim.” diyebiliyorlar. Parası ödenmiş ve sözü alınmış F-35’leri yıllardır vermiyorlar ve hep verecekmiş gibi yaparak Türkiye’yi, açıkçası, kandırmaya çalışıyorlar.

Birkaç gün sonra yıl dönümüne gireceğimiz 15 Temmuz darbe girişiminin asıl destekçisi ABD değil miydi? NATO’nun da motor gücü, biliyorsunuz, söylemeye gerek yok, ABD’nin kendisi. Bunlar mı bizi, ülkemizi tehlikelerden koruyup kollayacak?

Şu ana kadar Türkiye’deki kalkışmaların veya darbelerin arkasında ABD veya NATO güçlerinin olduğunu bilmeyen yok. Gezi olaylarına da ilk muh(a)bir ve ajan(s) gönderenler İngilizler ve bilumum onlar değil miydi? Bir ağaçtan bir darbe üretecek kadar iyi çalışmışlardır.

Onların, maşaları üzerinden yürüttükleri kötülüklerin haddi hesabı yoktur. Onlardan kesinlikle “dost” olmaz. Sömürmek onların işi, katliam ve soykırımlar onların mesleği. Biz hiç onlarla dost olur muyuz?

Onlar birbirlerinin dostudurlar. Bize sahte gülücükler atarak kardeşlerimizi katliamlardan geçirmenin heyulası içerisindeler.

Alçak israilin hem Lübnan hem de Gazze ile ilgili “ateşkes” anlaşması yok mu? Şu haydut ABD’nin İran’la ateşkes anlaşması yok mu? Ama hiçbir yerde ateş durmadı. Soykırımcı israilin Lübnan veya Gazze’ye saldırmadığı gün yok. ABD, İran’la yaptığı anlaşmanın, tabir yerindeyse, attığı imzanın daha mürekkebi kurumamışken köprüleri ve tren raylarını bombalamaya devam ediyor. Ama NATO’nun bildirgesinde İran’a yönelik sert ifadeler yer alıyor. israil bir NATO ülkesi değilken, niye bu satırlar yer alıyor?

Mazlumlardan yana bir tavır sergilenecekse, İran’da katledilen yüzlerce çocukla ilgili bir açıklamanın olması gerekmez miydi?

Vallahi bu zalimlerden dost olmaz; bunlar birbirlerinin dostlarıdır. Her birimize sıranın gelmesi için sabırsızlanıyorlar. Sarı domuzların “sarı öküz” siyasetiyle hareket ettiklerini unutmayalım. Parçalayarak, bölerek yutmaya çalışıyorlar. İslam topraklarına yönelik her saldırı bize yapılmış gibi sayılmadıkça, bu kıskacın içerisinden çıkmanın yolu da imkânı da yoktur. Kendimize gelelim; dost ve düşmanlarımızı iyi tanıyalım.

Bugün zirvelerin gürültüsünde mazlumların sesi duyulmuyor. Ne olur, insanlık adına yeniden o sese kulak kesilelim!