Geçtiğimiz pazar günü Kültür Emperyalizminin uydurduğu ve toplumların tüketim çılgınlığına sürüklenmesi amacıyla batılı emperyalistler tarafından uydurulan bir günü yaşadık.

Önümüzdeki cuma günü Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından alınan kararla ailenin korunması ve güçlendirilmesi amacıyla 1994 yılından itibaren her yıl 15 Mayıs tarihi "Uluslararası Aile Günü”, bugünün içinde yer aldığı hafta da "Aile Haftası" olarak kutlanıyor.

Geçen yılı “Aile Yılı" ilan eden hükümet, önümüzdeki 10 yılı da “Aile ve Nüfus 10 Yılı” ilan etti. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Aile ve Nüfus 10 Yılı kapsamında mayıs ayının son haftasının "Milli Aile Haftası" olarak tüm Türkiye'de kutlanacağını ve Türkiye'nin küresel boyutta da bu sürece dahil olması için Birleşmiş Milletler Aile Dostları Grubu'na üye olduklarını söyledi.

Söylemler ve iddialar tamam ancak uygulamada maalesef tam tersi adımlar atılıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan yıllardır, “Dindar Nesil” söylemini dillendirerek, aile kurumunu güçlendireceklerini ve sapkın akımlara izin vermeyeceklerini söylemesine rağmen emrindeki bakanlar, parti içindeki bazı siyasiler ve belediye başkanları, bürokrasideki bazı yetkililer ve valiler aile kurumuna hizmet etmek yerine; aile kurumu ve nesli ortadan kaldırmaya yönelik ifsad ve yozlaşma faaliyetlerine hizmet ediyorlar.

Aile bakanı çıkıyor kadınların tır şoförü olmasını övünülecek bir proje gibi anlatıyor. Çalışma bakanı çıkıyor kadın istihdamına ne kadar önem verdiklerini rakamlarla iyi bir şey yapmış gibi anlatıyor. TV’lerde anneliği köpek bakmaya endeksleyen reklam yayınlanabiliyor. Sonra da evlenme yaşı yükseliyor, boşanmalar artıyor, yaşlı nüfus artıyor, genç nüfus azalıyor diye şikâyet ediyor ve doğum oranını artırmak ve evliliği teşvik etmemiz lazım diyorsunuz. Önce bir karar verin! Aile Kurumunu ve nesil emniyetini korumak istiyorsanız tersini yapmaktan vazgeçin ve özünüze dönün. Yok yapmıyorsanız şikâyet etmekten vazgeçin ve kültür emperyalizmi tuzaklarına ve siyon-emperyalistlere yem olmaya devam edin.

Bakınız İslam'ın korunmasını zorunlu kıldığı ve emniyet altına aldığı ve İslam devletine yüklediği görevlerden en önemlisi: Zaruret-i Hamse (5 zaruret) denilen beş temel haktır. Bunlar:

1. Dinin korunması

2. Hayatın korunması

3. Aklın korunması

4. Neslin korunması

5. Malın korunmasıdır.

Bu ilkelerle ilgili İmam Gazzâlî şöyle demiştir: “Beş temel ilkenin korunmasını içeren her şey maslahat: Bu beş temel unsuru ortadan kaldıran her şey de mefsedet (ifsad) olup, bu mefsedetin giderilmesi de maslahattır.” (Gazzâlî, el-Mustasfâ, I/287)

Evet, İslam’ın korunmasını emrettiği bu 5 hayati konu İslam düşmanı emperyalist güçlerin sürekli hedefindedir. İnsanların düşünmelerinin ve akıllarını kullanmalarını engellemek için sürekli algı operasyonları ve oyunlarla meşgul ediyorlar. Nesli de bozmak için ifsad ve yozlaştırma çalışmalarıyla ele geçiriyorlar. Akıl ve nesil ele geçirildikten sonra kalan 3 yapı da kolayca yıkılır.

Din, akıl ve neslin korunmasının en önemli kale ve sığınağı şüphesiz aile kurumudur. Ailenin toplumun çekirdeği olduğunu bildiklerinden toplumun çözülmesi için başta aile kurumunun dağıtılması gerekiyor. Aileyi yıkmak için de kadını aileden uzaklaştırmak ve anneliği itibarsızlaştırmak için algı operasyonlarını uyguluyorlar.

Yıllardır “Kadınının yeri ev değil” “Kadın özgür olmalı” “Kadının ekonomik özgürlüğü olmalı ve kadın iş hayatında olmalı” gibi söylemlerle kadını reklam ve iş hayatında bir “meta” ve “köle” olarak kullanarak hem münkeri yaydılar hem de aile kurumunu yıkmayı amaçladılar. Kadının olmadığı aile kurumunda çocukları ve nesilleri istedikleri gibi kitle iletişim araçları ve yıllardır uygulamada olan tuzak yasa, sözleşme ve anlaşmalarla ele geçirdikleri kurumları ve makamları kullanarak istedikleri yöne çekiyorlar. Öyle ya; aile yıkılırsa toplum yıkılır, toplum yıkılırsa devlet yıkılır, devlet yıkılırsa millet yıkılır ümmet yıkılır. “Sakın bir çiviyi küçümseme. Bir çivi bir nalı, bir nal bir atı, bir at bir komutanı, bir komutan bir orduyu, bir ordu koca bir ülkeyi kurtarır.” sözünü unutmayalım. Ve mefhumu muhalefetinden bu sözün tersini de düşünelim.

Küçük gördüğümüz, bir şey olmaz denilen ifsad çalışmalarının toplumumuzu ne hale getirdiğine bir bakalım da kendimize, ailemize ve toplumuza bir çekidüzen verelim. Emperyalistlerin bizi içten çökertmelerine izin vermeyelim.

Selam ve dua ile…