Son üç yüzyıldır insanlığa kan, gözyaşı, vahşet ve sömürüden başka bir şey vermeyen emperyalist ve siyonist güçler, kurdukları zulüm düzenleri ile maddi güçlerini kullanarak her ülkede devşirdikleri “etki ajanları” ile insanlığa zararlı olan ne varsa faydalı, faydalı olan ne varsa zararlı gösterme yoluna gittiler.

Yaptıkları soykırım ve zulümler yetmezmiş gibi bir de insanlığa reçete verip insanlığın aydınlığı ve gelişmesi için yol haritaları çizdiler. Satın aldıkları veya ele geçirdikleri bilim adamlarından devlet başkanlarına, gazetecilerden sanatçılara, siyasetçilerden diplomat ve askerlere kadar etki altına aldıkları güçlü kadroları kullanarak Batı Medeniyetinin insanlık için kurtuluş olduğu ve başka alternatifi olmadığı fikrini uzun yıllar boyunca nesilleri etkilemek için her alanda işlemeye başladılar ve başardılar.

Oysa insanlığı üç yüzyıldır esir almış olan sömürgeci Batı Medeniyeti; Yunan Felsefesi, Roma Hukuku ve tahrif edilmiş Hristiyanlık ve siyonizm inanç ve felsefesine dayanmaktadır. Batının tek kutsalı çıkarlarıdır. Bu çıkarları uğruna tarih boyunca hep saldırmış, katletmiş ve sömürmüştür. Saldırganlık, işgal, sömürgecilik ve ahlaksızlık bunların genlerinde var.

Yıllar boyunca dünya halklarına ve Müslümanlara “batılı değerler” diye pazarlanan, “demokrasi, yaşam hakkı, insan hakları, kadın hakları, çocuk hakları, hayvan hakları, ifade özgürlüğü, adalet, savaş hukuku” gibi sözde batı medeniyetinin ortaya koyduğu ilke ve söylemleri maske olarak kullanıp insanlığı sömürmeye devam ettiler. Ne zaman kurdukları çarka aykırı bir gelişme olduğunda terör olayları, iç karışıklık, kaos, kargaşa, askeri darbe ve sonunda işgal ederek kendi çizgilerine o ülkeyi çekmeye koyuldular. İnsanlığı aldatmak için koydukları kural ve sözde değerleri kendi çıkarları uğruna çiğnediler lakin buna rağmen insanlık ve ümmet uyanmadı.

İnsanlık ve İslam ümmeti emperyalist-siyonist zulüm düzeninin algı operasyonları ile insanlığa verdiği sahte imajı ancak 7 Ekim Aksa Tufanı hareketi ve sonrasında yaşananlar ile görebildi.

Aksa Tufanı ve Gazze direnişi başta ABD olmak üzere batı ülkelerinin yıllardır dünya halklarına sundukları ve “batılı değerler” diye pazarlanan ilkelerin aslında söz konusu Müslümanlar ve mazlum halklar olunca hiçbir şey ifade etmediğini gördüler. Gazze soykırımı ve direnişi, bu söylemlerin aslında siyon-emperyalist güçlerin işlerine geldiğinde kullandıkları bir aparat olduğunu dünyaya gösterdi ve emperyalistlerin maskesini düşürüp gerçek yüzlerini açığa çıkardı.

Gazze Şeridi’nde 7 Ekim 2023 tarihinden beri yaşanan vahşi katliamlar, soykırım, abluka, açlık ve ilaçsızlığın silah olarak kullanılması gibi tarihte görülmemiş ve artık kelimelerin kifayetsiz kaldığı ağır vahşet, batılı değerlerin ve güce tapan “Batı Medeniyeti” tasavvurunun büyük bir aldatma olduğunu yalın gerçeklikle ortaya çıkardı.

Hiçbir insani ve ahlaki ilkesi olmayan ve merhum Akif’in “tek dişi kalmış canavar” diye tarif ettiği vahşi Batı’dan, medeniyet ve insanlık adına bir fayda beklemek kadar abes bir düşünce ve tasavvur olamaz.

Batılı zulüm düzeninin Gazze’den sonra “Epstein dosyaları” skandalının patlak vermesiyle vahşi batının ve mutlak kötülük olan siyonizmin ne kadar insanlık düşmanı, sapkın, vahşi, tehdit, şantaj ve kumpasa dayalı bir sistemle dünyayı yönettikleri ortaya çıktı. Bu skandaldan süze süze verdikleri belgelere göre bile insanlık şoka girdi. Meğer dünyayı yöneten allı pullu kişi ve kurumların ne rezil bir şekilde sapık ilişkilerle ele geçirildikleri görüntüler ile sömürü düzeninin pislikleri ortaya dökülmeye başladı.

Elekten geçire geçire yayınladıkları bu belgeler buzdağının görünen kısmı, yayınlanmayan belgeler ortaya çıkarsa yıllardır kurdukları bu kirli düzenleri yerle bir olacaktır inşallah. Eee ne diyorlar: “Gerçeklerin bir gün ortaya çıkma gibi bir huyu vardır”

Daha önce uluslararası kurumların, dünyayı yöneten egemen güçlerin stratejileri doğrultusunda faaliyet yürüttüklerini ve plan dışına çıkamadıklarını defalarca yazmıştık. Şimdi şeytanın vücut bulmuş hali olan siyon-emperyalistlerin “Epstein dosyaları” skandalı ile görüldü ki, şantaj ve tehditle ele geçirmedikleri, dünyada etkili ve yetkili neredeyse kimse kalmamış.

Sonuç olarak: İslam dünyası ve insanlık olarak sömürgeci, tarihi kan ve zulümle dolu emperyalistlerden alacağımız hiçbir şey yoktur. Çünkü onlar için sadece çıkarları ve esiri oldukları zihin kodlarında İslam ve insanlık düşmanlığı vardır.

Batı emperyalizmi ve kültürünü çok iyi bilen Bilge Kral Aliya İzzet Begoviç’in şu tarihi sözünü unutmayalım: “Bunu hiç unutma evlat. Batı hiçbir zaman medeni olmamıştır ve bugünkü refahı, devam edegelen sömürgeciliği; döktüğü kan, akıttığı gözyaşı ve çektirdiği acılar üzerine kuruludur."

Selam ve dua ile…