Jeffrey Epstein dosyaları, sıradan, basit ve bireysel bir suç ve günah hikâyesi değildir. Küresel ölçekte güç, siyaset, istihbarat, medya, sermaye ve ahlaksızlık ilişkilerini içine alan rezil ve sefil bir karmaşanın somut bir resmidir. Epstein’in 2019’daki şüpheli ölümü veya intiharıyla dünya kamuoyuna yansıyan belgeler, şahitlikler ve dava dosyaları, bize meselenin kişisel bir hırs, sapma ve iğrençliğin çok ötesinde, düşünülmüş, planlanmış, sistematik ve korunmuş bir istismar düzeni olduğunu göstermektedir.

Epstein dosyalarında irili ufaklı, önemli önemsiz, çirkin ve iğrenç dünya kadar belge, dezenformasyon, kirli ilişkiler ağı öne çıkmaktadır. Bunlardan en öne çıkanlar üzerinden bir kısa değerlendirme bizlerin ve okuyucularımızın hakkıdır.

ü Epstein dosyalarının en dikkat çekici yönü, suç yalnızca Epstein ile sınırlı değildir. Epstein bu işte bir piyon ve aparattır. Suçun, günahın, vahşetin ve istismarın küresel elit, seçkin ve baronlarına uzanan bir gerçekliği söz konusudur. Liderler, siyasetçiler, zenginler, akademisyenler, medya mensupları ve daha kimler kimler… Bunlar, Epstein ile duruma göre ya doğrudan veya dolaylı bir ilişki ağı içinde aldanmış, aldatmış, suça bulaşmış ve şehvetin vahşi bir kölesi olmuştur.

Birçok tanık ifadesi ve uçuş kayıtları, özel jetler ve adalar Epstein’in “İktidara gelince veya güç devşirince ilahlık moduna girip nesli, inancı, kültürü ve ahlakı fesada uğratmayı amaç edinen” seçkin ve etkin bir çevrenin elinde bir oyuncak olduğunu ortaya koymuştur.

ü Dosyaların merkezinde öne çıkan bir diğer yön; şehvet, pedofili, her türlü cinsel sapkınlıktır. Çocuk, yetişkin, kadın veya erkek mağdurlar; nefis köleliğine soyunmuş gönüllü veya mecburlar aldanma ve aldatmanın benzer yöntemlerle seçildiğini, kişilerin eldeki veri, belge veya zaaflara göre yönlendirildiğini veya susturulduğunu göstermektedir. Bu, karşımıza öylesine değil, örgütlü, güçlü ve sitemli oluşan bir şer yapıyı çıkarmaktadır. Mahkemelere taşınan konuyla ilgili hiçbir dosyadan sonuç alınamaması karşımıza haklıların adaletini değil, güçlülerin dokunulmazlık zırhını çıkarmıştır. Ama bu zırh, ahirette beş para etmeyecektir:

“Böylece Allah onlara dünya hayatında alçaklığı ve perişanlığı tattırdı. Ahiret azabı ise daha da büyük, daha müthiştir. Keşke bilselerdi!” (Zümer: 26)

ü İstihbarat servislerinin konuyla olan doğrudan veya dolaylı ilişkisi Epstein dosyalarının en tartışmalı yönünü oluşturur. Bu bilgi, bize Epstein ve ekibinin yalnızca bir maddi finansör olmadığını onların “bilgi, belge toplayan, zaaf tespit eden” ve “bunları kişiye göre birer şantaj aracı” olarak kullandığını delillendirmektedir. Bu istihbari ağ ve güç, dosyaların neden hala bütünüyle açığa çıkmadığı sorusuna da cevap olmaktadır.

Maalesef daha kıyılacak çokça can, işgal edilecek çokça belde, itibar suikastına uğratılacak çokça kişi ve sapkınlığa adanacak çokça kurban var ki muamma bütüncül olarak çözülmüyor, çözülmek istenmiyor.

Epstein skandalı, rezaleti, ahlaksızlığı ve vahşeti yıllarca ana akım medyada ya yer almadı ya da sınırlı yer buldu. Bu da dosyaların başka bir gizem yönü ve çarpıcı boyutudur. Menfaat, açıklanmayan isimler, şantaja varan restler “basın özgürlüğü, şeffaf basın, tarafsız medya” söyleminin koca bir yalan olduğunun göstergesidir. Çünkü medya ve basın da ana arterleriyle bu çirkin, iğrenç ve ahlaksız sistemin bir parçasıdır.

Yüksek güvenlikli bir cezaevinde olduğu halde Jeffrey Epstein’in gizemli ölümü, çalışmayan kameralar, gardiyan ihmalleri, çelişkili raporlar, alınmayan ifadeler, dinlenmeyen tanıklar, susturulan insanlar ve sorumluluk almayan korkaklar insanlığın nasıl bir iğfal, tuzak ve handikapla karşı karşıya olduğunun itirafıdır.

Epstein rezaleti ve vahşeti karşısında en büyük direniş ve karşı koyuşu; mümin evler, sokaklar, topluluklar, şehirler ve sistemler oluşturmaktır.

Gerisi laf u güzaftır.