Bugün İslam aleminin durumu ortada. Bir avuç Siyonist’in üstesinden gelme imkânımız yok. Varlık içinde yokluk çekiyoruz. Hep Siyonistleri suçlayıp duruyoruz. Ağlıyoruz, bağırıyoruz, cinnet geçiriyoruz. Dualar ediyoruz ama hepsi nafile, Siyonist bildiğini okumaya devam ediyor. Bu sadece bugün oluşan bir hal değildir… Yüz yıl boyunca bu durum devam etmektedir… Medeniyetimiz sınıfta mı kalmış, yoksa biz mi değişmişiz belli değil… İnandığımız değerler değişmiş, uğruna can vereceğimiz kutsallar değişmiş… Olmak istediğimiz yere bir türlü gelemedik. Nesillerimizi tükettik, yeni nesiller yerimizi aldı ve bizim gibi hiç düşünmüyor. Ağızları açık, beyinleri kiralık, değerleri farklı, akılları farklı nesil yetişti. Meydanda yapılan cihadı masa başında, sosyal medyada ve cihada karşı olan zihniyetin koyduğu kurallar çerçevesinde mitinglerde cihat gerçekleştiren bir nesil. Dışarıya çıkmak istemeyen, kitap okumayan, spor yapmayan, hareket etmeyen, burger yiyen, cola içen ve marka müptelası bir gençlik yetiştirdik. Kolektif aklı hiç kullanmayan, bir araya gelmeyen, bir araya gelse bile bir şeyler kırmak ve bozmak için bir araya gelen bir gençlik yetişti. Şimdi dünya sistemi değişmeye başlamışken meydanlarda akıllı, okumuş bir yeni nesle ihtiyaç duyulurken pasifize edilmiş bir gençlik ile karşı karşıyayız. Her şeyi devletten bekleyen, zamanında otobüs gelmeyince sinirlenen ve ne yapacağını bilmeyen bir gençlik. Demokrasi derken işte böyle bir netice elde ettik… Sadece lafla kahraman ve milliyetçi olan, sadece meydanlarda bağırmayı cihat sanan, ağlamayı iman sayan bir toplum haline geldik. Örnek alacak bir sürü kahraman ve önderimiz varken internet bloggerlerine inanan, onların çağrılarına kulak veren ve boş şeyler için ortalığı savaşa çeviren bir gençlik yetişti…

Böyle bir zamanda Gazze vakası patlak verdi ve iki yılı aşkın devam eden savaşta çok pasif kaldık… Hatırlayın, Çeçen-Rus savaşı sırasında Gazze’nin çok ötesinde bir katliam yapıldı 350 bin insan katledildi 46 bini ise 10 yaşından küçük çocuk. Fakat Rusya bugün dostumuz ve hiçbir yaptırım olmadı. Unutuldu gitti… Gazze için de aynı şey söz konusu olmaz inşaallah, bir miting gerçekleştiriyoruz ve görevimizi yerine getirdiğimize inanıyoruz. Kendimizi bu şekilde avutup duruyoruz…

Ordu Gazze’ye gidecek ve Gazzelileri kurtaracakmış. Bunlar boş laflar ve gerçekleşecek şeyler değildir. Devlet öyle düşünmez… Yapay zeka ile Gazze’de İslam askerlerinin kliplerini çekip duruyoruz ama gerisinde bunun için bir hazırlık yapmıyoruz… AVM’lere gidip zaman geçiriyoruz ya da AVM yerine camiye gidip sadece lisan ile ettiğimiz dualara amin deyip duruyoruz. Çünkü, harekete geçmeyen kuru dualar kabul olmaz… ‘Biz ne yapabiliriz ki’ sorusu aklınıza gelebilir…

Hz. Musa Firavuna karşı çıkarken 100 bin kişilik orduyla çıkmadı. Tek başına çıktı… Tam tersi Firavunun 100 bin ordusu vardı ama Hz. Musa galip geldi… Neden? Çünkü Allah’a lafta değil, gerçekten güveniyordu. İman, güvenmektir… Laf ile değil, yaptığı icraatlar ile güvenmek, yani Allah’a güvenerek hareket etmek demektir. Hz. Musa Firavunun karşısına ordu çıkarmadı, Hz. Musa Allah’ın dediklerini harfiyen yerine getirdi, Allah Firavunu denizde boğdu. Hz. Muhammed(sav), Mekke’de savaşmadı ama; Allah’ın emirlerini ne kadar zor da olsa harfiyen yerine getirdi… Bizim problemimiz bizim zayıf olmamız veya yeni teknolojilere sahip olmayışımız ya da ekonomik değil, bizim problemimiz hakkıyla sadece ve sadece Allah’a güvenmemektendir… Allah’a tam güveniyor olsaydık, kuru laflar ile Gazze’yi seyredip durmazdık… Allah, yeryüzünde iki milyar aşkın ‘biz Müslümanız’ diyen insan varken gökyüzünden melekler indirmez, boşuna beklemeyelim… Yeryüzünde Allah’ın askerleri olmaya çalışalım… Savaş çok çetindir. Ağlamayalım, yılmayalım ve intikam için değil, Allah’ın emrettiği adaleti sağlamak için harekete geçelim. İslam ülkelerinin orduları ihtiyaçları karşılayana kadar Gazze’de kimse kalmayabilir… Bizim acilen değişmemiz lazım, gerçek Müslüman olalım… İçimizi değiştirelim ve işte o zaman Allah bize yardım edecektir. Samimi olalım, gerçekçi olalım, propagandanın peşinde gitmeyelim. Gazze’ye selam, direnişe devam!