Ve nihayet ABD İran’ın kararlı duruşu karşısında pes etti… Trump, sosyal medyada attığı bir mesajla gelinen aşamayı şöyle duyurdu:
“Pakistan ve diğer ülkelerin talebi üzerine, İran'a karşı yürüttüğümüz harekatta elde ettiğimiz muazzam askeri başarılar ve ayrıca İran temsilcileriyle tam ve nihai bir anlaşmaya varılması yönünde büyük ilerleme kaydedilmiş olması dolayısıyla, abluka tam olarak yürürlükte kalmakla birlikte, (taraflar arası) anlaşmanın nihai hale getirilip imzalanıp imzalanamayacağını görmek için Özgürlük Projesi'nin kısa bir süreliğine durdurulmasına karşılıklı olarak karar verdik.”
Biz de inandık!..
Trump’ın kurduğu cümlelerden en ciddi olanı belki ama yine de yalan…
İran’ın geliştirdiği füze kapasitesi ve vurabilirlik iradesiyle birlikte Hürmüz kozu karşısında çaresiz kaldıklarını söylemiyor; daha düne kadar kaale bile almadıkları Pakistan ve “diğer ülkeler” hatırına savaşı durdurabileceklerini belirtiyor!..
Üstelik adına “Özgürlük Projesi” dediği harekat sürecinde; müzakere masasındayken saldıran, askeri hedef diye ilkokulda 168 kız çocuğunu füzeyle katleden caniliklerini “Muazzam askeri başarı” diye pazarlıyor Epstein düşkünü…
Ancak ABD ve siyonist israilin sözden anlamadığı, sadece güç ve güç odaklı argümanlardan anladığını İran’ın son iki aydır sergilemiş olduğu saldırıya saldırı mütekabiliyeti çerçevesinde konu net bir şekilde anlaşılmıştır sanıyorum…
Diğer yandan ABD yönetimini beyaz bayrak çekmeye iten farklı sebepler de var elbette. Bunlardan biri ABD’de yaklaşan ara seçimler ki anketler, Trump’ın oy oranında ciddi düşüş olduğunu gösteriyor. Amerikan halkının Gazze’deki iki yıllık siyonist soykırıma ABD’nin tam desteği ve Trump’ın İran’a saldırı kararına “Bu bizim savaşımız değil. Trump Amerika’yı israilin peşinden sürüklüyor” tepkilerini olumlu oya dönüştürme çabasıdır Sarı Kafa’nın savaşı sonlandırma isteği…
Aslında ABD yönetimi İran’ın direnç noktasının kırılamayacağını anladığı andan itibaren düştüğü bu savaş cenderesinden karizmayı çizdirmeden çıkabilmenin elli çeşit yollarını arıyordu. Trump’ın hâlâ bile devam ettirdiği bir şaklabandan farksız deli deli açıklama ve paylaşımların sebebi; bir yanda yönetimini kuşatan Siyonist lobinin baskısı, diğer yandan Amerikan halkının yumruklarından korunmaya çalışan çaresizliğini sergiliyor…
Çünkü Amerikan siyasetinde, ki halkta da yer eden bir söylem var; “Önce Amerika” politikası gereği ABD yönetimi bir yeri işgal edecekse, bir saldırı ya da savunma durumunun Amerikan çıkarlarına hizmet etmesi gerekir.
Ancak ABD’nin İran saldırısının “Önce Amerika” politikasıyla hiçbir ilgisinin olmadığını Amerikan halkı artık çok sesli dile getiriyor.
Sonuç itibariyle, ABD’nin İran karşısında aldığı yenilgi açıktır. Ancak bir süredir bu yenilgiyi masada kazanıma dönüştürme çabalarını izliyoruz. Bir yandan kendi şartlarını dayatma diğer yandan ateşkese uymama terörizmini ABD ve siyonist israil gerçekleştiriyor. Hatta terörist israil, ateşkese rağmen Gazze ve Lübnan’da saldırı ve katliamlarına devam ediyor. Tarihte en gaddar ülke yöneticisinin bile tenezzül etmediği ateşkes sürerken saldırmakla kalmayıp karşı tarafı barışa yanaşmamakla suçlamak ABD ve paramiliter israil rejimi için rutin bir politika haline gelmiş durumda.
Yani hiçbir şekilde güvenilmez politikalarıyla neredeyse her açıklamaları yalanlar ve ihanet üzerine kurulu bir yönetimle karşı karşıya dünya ülkeleri…