Ümmetin farklı coğrafyalarında ama tek bir dava uğruna canlarını feda eden nice şehitler vardır Şubat ayında.

Nice acının, nice fedakârlığın ve nice vedanın ayı olarak hafızalara kazınmış bir zaman dilimidir.

Bu yüzden birçok gönülde “şehadet ayı” diye anılır.

Soğuk bir mevsimin ortasında yanan sıcak bir iman ateşini hatırlatır.

Şubat ayı geldiğinde içimizde tarif edilmesi zor bir duygu kabarır. Bir yanımız hüzünlenir, bir yanımız toparlanır.

Çünkü bu ay, bize toprağa düşenleri değil; ayağa kalkması gerekenleri hatırlatır. Şehitleri değil sadece, şehitlerin kardeşlerini hatırlatır.

Şehitlerin kardeşi olmak…
Bu söz, sıradan bir aidiyet değildir. Bu, insanın omuzlarına konan ağır ama onurlu bir yüktür. Bir istikamet cümlesidir. Bir hayat biçimidir.

Kardeşlik, aynı kanı taşımaktan önce aynı yükü taşımaktır. Aynı acıyı hissetmek, aynı emaneti sahiplenmektir. Şehitlerin kardeşi olmak; onların yarım kalan cümlelerini tamamlamaya talip olmaktır. Onların sustuğu yerde bağırmak değil, onların durduğu yerde sağlam durmaktır.

Onlar gittiler. Ama bir iz bıraktılar.
Bir istikamet bıraktılar.
Bir hassasiyet, bir vakar, bir sorumluluk bıraktılar.

Şimdi soru şu: Biz o izleri takip ediyor muyuz?

Şehitlerin kardeşi olmak, öfkeyi büyütmek değildir. Duruşu büyütmektir. İddialı sözler söylemek değil; sade ama doğru bir hayat yaşamaktır. Çünkü en güçlü bağlılık, yüksek sesle değil; temiz bir hayatla gösterilir.

Onların mirası slogan değil, emanettir.
Emanet ise dikkat ister. Titizlik ister. Sadakat ister.

Büyük bedeller ödenmişse, küçük hesaplara düşmek yakışmaz. Büyük idealler uğruna can verilmişse, sıradan hırslarla o idealleri gölgelemek ağır bir vebaldir. Miras, sadece korunmak için değil; yaşatılmak için vardır. Gevşek bir duruş, dağınık bir bilinç, savruk bir hayat bu mirasa yakışmaz.

Şehitlerin kardeşi olmak; her sabah “Ben bu emanete layık mıyım?” sorusuyla uyanmaktır. Kendini sürekli gözden geçirmek, hatanı düzeltmek, niyetini temiz tutmaktır. Çünkü dava önce kalpte başlar. Kalp sağlam değilse, söz de sağlam olmaz.

Şubat geçer. Takvim değişir. Günler ısınır.
Ama asıl mesele şudur:
Bizim kalbimizdeki sorumluluk sıcak kalıyor mu?

Şehitlerin mirası, yılda bir hatırlanacak bir hatıra değildir. O miras, her gün omuzda taşınacak bir emanettir. Ve emanete sadakat, bu ümmete yakışan en güzel vefadır.