ABD başkanı Trump, geçtiğimiz yıl 12 günlük savaş sırasında Tahran'ın nükleer programını yok ettiğini iddia etmişti. Ancak yok edememiş olacaklar ki müzakereler sürerken 28 Şubat’ta bir Ramazan sabahında İran’ın “Nükleer gücünü yok etmek” ve “rejimi değiştirmek” iddiasıyla tekrar saldırdılar.

Trump daha ilk günden bir ilkokulda 165 kız çocuğunu katlettikleri füzeyi inkarla aptallığa vurdu kendini.. 28 gündür saplandıkları İran çıkmazında her gün farklı bir yalanla kameralar karşısına çıkıyor Epstein sapkını..

Yalanlar üzerine inşa ettikleri yaşamlarına rağmen din kisvesine bürünen bu şeytani sapkınların hiçbir kutsala saygısının olmadığı gibi ne Sünni ne Şii gibi bir ayrıma da gitmediklerini eskisi gibi saklama gereği bile duymuyorlar.

ABD Savaş Bakanı Pete Heghseth, "İster Sünni olsun ister Şia. Bizim düşmanımız İslam'dır." Sözleriyle tüm Müslümanları bir gördüklerini açıktan ifade eden düşman açıklamasına rağmen hâlâ mezhebini adeta din görüp ümmet içerisinde ayrılık fitnesini körüklediklerinin farkına bile varmadıkları hazla düşünen, konuşan, yazanlara Allah (cc) basiret versin..

Bu basiret yoksunları, Ehl-i Kıble hakkında Buhârî’de geçen, “Her kim bizim kıldığımız gibi namaz kılar, kıblemize yönelir ve kestiklerimizden yerse işte o kimse Allah’ın ve Resûlü’nün ahit ve emânına (güvencesine) sahip bir Müslümandır. Sakın (Allah’ın verdiği güvenceyi bozarak) ahit ve emânı hususunda Allah’a hıyanet etmeyin.” Diye buyuran Hz. Peygamber’in (SAV) emri ve öğüdünden de mi nasiplenmezler..

***

47 yıldır ambargo altında olan İran’ın hava gücünün zayıflığını göz önüne alarak saldıran terörist ABD ve israil, İran’ın balistik füze teknolojisi karşısında şaşkına dönmüş durumda. Aslında savaş gemileriyle geldikleri bölgede İran’dan körfez ülkelerindeki Üs’lerini kör edecek nokta atışlar beklemiyorlardı. Sonra Körfez ülkelerini kışkırtarak İran’a saldırtma hinlikleri de tutmadı. Hava saldırılarını yoğunlaştırarak kısa sürede büyük sonuçlar elde etme hevesleri de gün geçtikçe uzadı.

İran’ın uzun menzilli balistik füzelerinin demir kubbeyi kevgire çevirerek Tel Aviv’i, Arad’ı, Dimona’yı Yafa’yı Hayfa’yı rahatlıkla vurması sonrası konu “Nükleer silaha izin vermem” iken artık “Füze teknolojisini de durdurma” ek şartını öne sürüyor şer güçler..

Mesele şimdi daha iyi anlaşılıyor değil mi?

Siyonist emperyal güçler, değil İran, kendi siyonist sapkın görüşlerine aykırılık arz eden Avrupa ülkesi dahi olsa boğmak için çabalayacağı bilinmelidir. Bosna Hersek’i hatırlayalım..

İran’ın ikinci en büyük kozu, Hürmüz boğazını kontrol etmesidir ki buradan dünya enerji piyasasını istediği şekilde sekteye uğratma kapasitesini elinde tutuyor. Oysa ABD’nin Hürmüz Boğazı planı farklıydı. Allah’a isyan modunda söylemlerle kibirle öne sürdükleri Abraham Lincoln savaş gemileriyle İran önlerine gelecek ve bu yenilmez gemilerden atacakları füzeler ve kalkacak uçaklarla İran’ı esaret altına alacaklardı. Ama kainatın Rabbi Allah’ın, yeryüzünde kibirlenerek yürüyenleri, O’na isyanla şirk koşanları nasıl hezimeti uğratıp rezil edeceğini hesap edememişlerdi.

Ambargolar dolayısıyla İran hava gücü zayıftı. Ancak İranlı mühendislerin yaptığı ve Bismillah (Allah’ın adıyla) denilerek atılan denizaltı füzeler ABD’nin o çok güvendiği ve yenilmez diye dünyaya yutturduğu savaş gemilerini 1000 mil uzağa kaçırtarak bölgeyi güvenli kılıyor.

Üçüncü en büyük güç ise maneviyatın oluşturduğu iradeyle direnme gücüdür.

***

COĞRAFYANIN SELAMETİ ŞER ÜSLERİN KAPATILMASINA BAĞLI

Devlet yöneten her yönetici, bölgeyi okuyan her analist, stratejist, gazeteci bilir ki; ABD’nin süper güç kavramı ve bölge ülkeleri üzerindeki tahakkümünün somut karşılığı, Körfez ülkelerinde konuşlandırdığı üsleridir. Bölgenin bu şer üslerden arınması demek ABD hegemonyasının İslam coğrafyası üzerinden kalkması anlamına gelecektir.

Peki İran’ın bu stratejik hamlesini anlamak istemeyen körfez ülkeleri ne düşünüyor?

Topraklarında kurulu kendilerine hiçbir faydası olmayan aksine bugün görüldüğü gibi zararı olan Amerikan üslerini kapattıracağına saldırı altındaki İran’a diş biliyorlar. Toplanıp toplanıp İran’ı kınıyorlar ama BM’nin bile saldırı olarak nitelediği ABD ve israile bir tek laf etmiyorlar.

Oysa böyle bir ateşi söndürecek gücün yine ateşle karşılık olduğu zamanlardayız maalesef.. İran da yapılması gerekeni yani ateşe ateşle karşılık veriyor.

TRUMP VE AVENESİNİN TÜM SERMAYESİ ŞEYTANİ BİR ÖĞRETİ OLAN YALANLAR

Her türlü teknolojik silah üstünlüklerine rağmen yalanı bir silah gibi kullanarak ellerinde tuttukları gücün kutsanmasını bekleyen bu aşağılık yaratıkların tüm foyası ortaya çıkmış durumda.

Mesela; ABD’nin aptal başkanı Trump “İran’la verimli görüşmeler yaptık”larını söylüyor. Ancak çok geçmeden İran “böyle bir görüşme gerçekleşmedi diye yalanlıyor. Trump’ın açıklama yaptığı aynı saatte ise CENTCOM: “İran’ı agresif şekilde vuruyoruz” açıklamasında bulunuyor. Sözde devlet başkanı ateşkes görüştüklerini, askeri kurumu ise vurduklarını söylüyor. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu!

Bu şu demek; Gazze’de de çok sefer şahid olduğumuz üzere yaşamlarında olduğu gibi siyasetleri ve savaşlarında da şeytani bir öğreti olan yalanlar üzerinden amaçlarına ulaşmayı hedefliyorlar. Ama bu kötü huylarını artık sadece devlet yönetenler değil tüm halklar biliyor.

Dolayısıyla her anlaşmaya yakınız açıklamalarından sonra haince saldıran düşmanın yalanlarına karşı İran dersini almış görünüyor. Artık “Savaşı siz başlattınız biz bitiririz” diyor İran cenahı..

İran çıkmazının farkına varan ABD’nin savaşı kazanmış gözükme yollarını aradığı ateşkes şartlarını, kırmızıçizgilerinin kalmadığını ilan eden İran’ın belirleyeceği bir aşamaya gelinmiş bulunuyor.

İRAN’IN ŞARTLARI HAKLI VE ANLAŞILIR

-Körfez’deki tüm ABD üslerinin kapatılması

-İran’a yönelik saldırılar için tazminat ödenmesi

- İran’a yönelik tüm yaptırımların kaldırılması..

- İran’ın füze programını herhangi bir sınırlama müzakeresi olmadan sürdürmesine izin verilmesi.

- Hürmüz Boğazı yine İran’ın denetiminde ve artık Süveyş Kanalı gibi ücretli olması

- Savaşın yeniden başlamayacağına dair garanti verilmesi

-İşgalci israilin Hizbullah’a yönelik saldırılarına son vermesi.

Bu bir aylık süreci okumak gerekirse; evet, binlerce insanı katlettiler... İran’ın birçok sivil, askeri ve enerji altyapısını vurdular. Ancak şu ana kadar yaptıkları saldırılar ne İran İslam Cumhuriyeti savunma gücünü zayıflatmış durumda ne de halkı devletine karşı isyana sürüklememiş, aksine halkın daha güçlü bir şekilde devletine sahip çıkmasına vesile olduğu gözleniyor..

Savaşın seyri itibariyle terörist ABD ve israil kaybetti, yenilmezlik algıları yıkıldı. İran’a karşı kullandıkları tüm silah ve stratejiler başta ülkemiz Türkiye olmak üzere Rusya ve Çin tarafından değerlendirilmek ve geliştirilmek üzere tek tek kayıt altına alınıyor. Önümüzdeki birkaç yıl içerisinde; uluslararası sistemin yeniden dizayn edileceği, hegemon güç dengelerinin bariz şekilde değişeceği, ABD’nin kendi hinterlandına çekildiği ve insanlığın israilsiz bir dünyanın huzuruna kavuşacağı günlerin yakın olduğunu müjdelemek isterim.