Peygamber Efendimiz (S.A.V.)’in müjdelediği şekliyle; “Evveli rahmet, ortası mağfiret ve sonu cehennem ateşinden kurtuluş” olan bereketleri ve hayırları ve Kur’an’ın indirildiği Kadir gecesini barındıran Ramazan Ayı’na kavuşuyoruz.
Nurlu gölgesi üzerimize düşmeye başlayan, bütün mevcudat için rahmet, mağfiret ve kurtuluş iklimi olan Ramazan ayı, 18 Şubat Çarşamba akşam kılınacak teravih namazı ve ilk sahur ile başlıyor.
Geçtiğimiz hafta Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş, 2026 Yılı Ramazan Teması Tanıtım Programı’nda 2026 yılı Ramazan temasını "Ramazan, Cami ve Hayat" olarak açıkladı. Ramazan boyunca cami ile hayat arasındaki bağın güçlendirilmesine yönelik programlar düzenleneceğini belirtti. Ramazan ayından önceki son hutbede de “Ramazan İklimi” konusu işlendi ve Ramazan ile ilgili tavsiyelerde bulunuldu.
Ramazan ayına, bu yıl da Gazze Şeridi’nde yaşanan vahşi soykırım başta olmak üzere ümmet coğrafyasında yaşanan mezalim ve işgal girişimleri nedeniyle yine buruk giriyoruz.
Cehennem kapılarının kapandığı ve şeytanların zincire vurulduğu Ramazan ayını, Kur’an ve ibadet ayı olduğu bilinci ile bütün sıkıntılara rağmen idrak ve ihya etmeye çalışalım. Ramazan ibadet ve kardeşlik ayıdır. Ramazan birlik ve kenetlenme ayıdır. Ramazan Kur’an ayıdır. Ramazan oruçla dirilme ve dayanışma ayıdır. Ümmet olarak bu sıkıntılı dönemde manevi bir şifa reçetesi olması temennisiyle Ramazan’ı hayatımızda bir dönüm noktası ve fırsat olarak kabul edip, dünyevileşme hastalığından kurtularak Allah’ın emir ve rızası doğrultusunda tanzim edelim.
Bu Ramazan ayını da Gazze ve Lübnan’da ateşkese rağmen siyonist işgalci saldırıları ve ABD ile terör rejiminin İran’a saldırı planı nedeniyle sıkıntılı geçireceğiz gibi görünüyor. İslam düşmanları her yıl olduğu gibi Ramazan’ın manevi ikliminden faydalanmayalım diye ellerinden gelen her türlü saldırı ve tuzaklarını devreye sokuyorlar.
Ateşkes aldatmacası ve farklı gündemlerin ön plana çıkarılmasıyla Gazze’de yaşanan vahşeti unutur olduk. Gazze gündeminden koparılmak isteniyoruz. Gazze’de ateşkese rağmen soykırım saldırıları, abluka, açlık, ilaçsızlıktan ve soğuktan ölümler ve derin insani kriz olduğu gibi devam ediyor. Kalplerin inceldiği bu rahmet atmosferinde Gazze ve mazlum coğrafyalarda yaşanan vahşet ve kıyımı gündemimizden düşürmeyelim ve yardımlara aralıksız devam edelim. Eğer bu soykırıma ve kirli plana lakayt kalır, kör ilgisizliği tercih eder ve mazlumları yüzüstü bırakırsak tuttuğumuz oruç ve kıldığımız namaz bizi kurtarmaya yetmeyecektir.
Ramazan kardeşlik, dayanışma ve paylaşma ayıdır. Bu mübarek ayı fırsat bilmeliyiz diyoruz yalnız bunu yanlış anlayanlar var. Keyfi fiyat artışları ve zam yapmak için Ramazan ayını bekleyen nasipsiz esnaflar var maalesef. Asgari ücret ve emekli maaşı kısmi artışı sonrası harekete geçen; keyfi zam, karaborsa, stokçuluk ve fırsatçılık hastalığına müptela olanlar Ramazan ayını da adeta ibadet için değil, zam yapmak için fırsata çeviriyorlar. Bu durum, bizlerin İslam ahlakından, Peygamber Efendimizin örnek yaşantısından ve Ramazan’ın maneviyatından ne kadar uzak olduğumuzun göstergesidir. Bu konuda yetkili makamlar da maalesef üzerlerine düşeni hakkıyla yerine getirmiyorlar.
Evet, bütün sıkıntılara rağmen Ramazan’ın manevi ikliminden hakkıyla yararlanmak, faydalı ve verimli bir ay geçirmek için çabalamalıyız. Cennet kapılarının açıldığı, cehennem kapılarının kapandığı ve şeytanların zincire vurulduğu Ramazan'da, oruç tutan bizler nefsimizi terbiye edip, nefsani hastalıklarımızdan uzaklaşmak ve ahlakımızın kemale ermesi için gayret göstermeliyiz.
Ramazan’da emredildiği şekilde yardımlaşma ve dayanışma ruhunu artıralım. Siyon-emperyal küfür cephesinin saldırılarına karşın ümmetin birliği için çalışalım. Bize dayatılan farklı gündemlere takılmayalım. Ramazan’ı hayatımızda bir dönüm noktası yapalım.
Ramazan’da hep birlikte dilimizi, kalbimizi ve yaşantımızı Ramazan’ın ve orucun getirdiği güzelliklere göre düzenleyelim. Kur’an’ı okumaya ve anlamaya her zamankinden daha fazla vakit ayıralım. Ramazan’a kavuşamadan vefat eden yakınlarımızı dualarımızda ve hatimlerimizde unutmayalım. Bizler de ‘son Ramazanımız olabilir’ düşüncesiyle Ramazan’ı hakkıyla değerlendirelim ve ibadete sarılalım.
Şu sözü unutmayalım: “Hayatımız Ramazan gibi olursa ahiretimiz de bayram gibi olur.”
Cenâb-ı Hak, bizleri Ramazan'ın haklarında en güzel şekilde şahitlik yaptığı kullarından eylesin. Bizleri imanla, ilimle, hikmetle özgür ve zulümden azade Ramazanlara ve bayramlara kavuştursun inşallah.
Selam ve dua ile…