Gönül heybemizi açtık yine bir bayram sabahına... Kapı eşiklerinde bekleyen ayakkabılar, mutfaktan sızan o bildik telaşlı koku ve gökyüzünde parlayan o kadim sevinç. Ama durup bir sormak gerekmiyor mu kendimize; sahiden bayram mı içimizdeki, yoksa sadece takvimdeki bir işaret mi?
Esasında bayram, sadece bir "tatil" molası değil, bir "hatırlama" makamıdır. Komşunun tüten bacasındaki hüznü, yetimin başındaki o sessiz rüzgârı,
Gazze’de ki yetim çocukları, bir lokma ekmeğe muhtaç mazlumları, bağrı yanık anaları unutmamaktır.
En çok da kendi içimizde unuttuğumuz o çocuksu merhameti hatırlama vaktidir Bayram...
Rahmetli büyüklerimizin dediği gibi; "Gönül ne kahve ister ne kahvehane, gönül ahbap ister kahve bahane." İşte bayram da tam bu "bahane"lerin en güzeli, en latifidir.
Heybemizde Ne Biriktirdik?
Modern zamanın o koşuşturmalı labirentinde, ruhumuzu bir yerlerde düşürüp devam ediyoruz yolumuza. Dijital ekranlara sığdırılan "bayramınız mübarek olsun" mesajları, soğuk birer veri yığınına dönüşüyor bazen. Oysa bayram;
· Bir elin ve yüreğin sıcaklığını hissetmektir.
· Gözün göze değip, dilin "eyvallah" demesidir.
· Kırgınlıkları, egonun o devasa duvarlarının arkasına gömüp "merhaba" diyebilme cesaretidir.
Eğer bir yetimin yüzünde tebessüm olabiliyorsak, eğer soframızdaki ekmeği sadece karnımızı değil ruhumuzu doyurmak için bölüşüyorsak; işte o vakit bayram, gerçek manasıyla "bayram" olur.
Özlenen O "Eski"ler
Her bayram "Nerede o eski bayramlar?" diye iç çekmek adettendir. Belki de aradığımız o eski günler değil, o günlerdeki saf niyetimizdir. Şeker tadındaki o masumiyet, bayramlıklarını başucuna koyup uyuyan o çocuğun heyecanı... Biz o çocuğu ne zaman büyüttük de bu kadar mesafeli, bu kadar "meşgul" olduk?
Gelin, bu bayram bir farklılık oluşturalım. Telefonların ekranından kafamızı kaldırıp, hayatın kalbine bakalım. Bir yaşlının duasında dinlenelim, bir çocuğun masum tebessümüne vesile olalım. Kırgın olduğumuz ne varsa, bayramın o iyileştirici nefesine bırakalım.
Demem o ki; bayram, sadece gidenin ardından bakmak değil, gelenin gönlüne yer açmaktır. Gönül kapılarınızı sonuna kadar açın ki; içeriye rahmet girsin, sevgi girsin, huzur girsin.
Bayramınız mübarek, gönlünüz hep bayram yeri olsun.