Bayramlarda genellikle sevinç yazıları yazılır. Ben de böyle bir yazı kaleme almayı düşünüyordum. Fakat birden İslam âlemindeki saldırılar, hassaten Mescid-i Aksa’yı hatırladım. Yirmi güne yakındır Mescid-i Aksa’nın kapılarının kapalı olması ümmetin halini resmediyor. Bu yüzden, bu sevinç günlerinde Mescid-i Aksa’yı ve Kudüs’ü hatırlatmak istedim.
Ramazan ayı boyunca hem Gazze’ye hem İran’a hem de Mescid-i Aksa’ya yönelik uygulamalarla ilgili haberleri izledik. Mescid-i Aksa’da Müslümanlara namazı bile yasakladılar. İçimiz yandı. Birçok il ve ilçede insanlar meydanlara inerek siyonist israili ve ABD’yi lanetledi, Müslüman liderlere, bu zulme karşı harekete geçmeleri için çağrılar yapıldı. Ramazan’ın son haftasında idrak edilen “Dünya Kudüs Günü”nde ise duyarlı Müslümanlar, tek yürek hâlinde ayaktaydı.
Aslında Mescid-i Aksa’nın durumu, İslam ümmetinin hâlini de sembolize ediyor. Kudüs, İslam âlemi için müstesna bir yere sahiptir. Kur’an-ı Kerim’de “etrafı mübarek kılınmış” bir belde olarak anılması ve Müslümanların ilk kıblesi olması onun önemini ortaya koymaktadır. Efendimizin buradan Mirac’a yükselmesi de bu kutsiyetin en önemli nişanelerindendir.
Bu yüzden Kudüs, sadece Filistinlilerin değildir. Sadece Arapların da değildir. Kudüs, dünyanın dört bir yanında yaşayan tüm Müslümanlarındır. Ona sahip çıkmak da her coğrafyadaki Müslümanların boynunun borcudur. Kudüs, peygamberlerin ümmete miras olarak bıraktığı bir emanettir. Tarih boyunca bu emanete sahip çıkanlar izzet bulmuşlardır.
Bugün Filistin davasının İslam ümmetinin ortak davası hâline gelmesi de Kudüs’e sahip çıkma iradesinden kaynaklanmaktadır. Mescid-i Aksa’ya sahiplik edenlere Allah da sahiplik ediyor. Onların şanını ve mücadelelerinin sesini tüm dünyada yükseltiyor. Çünkü bu, peygamberlerin bıraktığı mirasa sahip çıkma meselesidir.
Bugün Kudüs’ün, her zamankinden daha fazla dünya Müslümanlarına ihtiyacı vardır. Aslında birlik adına Müslümanların da Kudüs’e ihtiyacı vardır. Onun etrafında birleşme ruhuna ihtiyaçları vardır. Bireyler, gruplar, cemaatler hatta devletler birçok konuda ihtilaf yaşayabilir; ancak Kudüs söz konusu olduğunda aynı noktada buluşabilmektedirler.
Bu nedenle Müslümanların bugün her zamankinden daha fazla Kudüs’ün birleştirici gücüne ihtiyacı vardır.
Tarihte de böyle olmuştur. Selahaddin-i Eyyubi, Kudüs etrafında oluşan bu ümmet ruhunu dirilterek büyük bir diriliş gerçekleştirmiştir. Onun öncülüğünde Kudüs yeniden fethedilmiş, ardından Filistin’in tamamı Müslümanların hâkimiyetine girmiştir. Haçlıların kurduğu birleşik ordulara rağmen İslam ordusu büyük bir zafer kazanmış ve Kudüs’ü o mübarek beldede yeniden özgürlüğüne kavuşturmuştur.
O günlerde bayramlar bambaşka bir anlam kazanmış, ümmetin sevinci bütün beldelere yayılmıştı.
Bugün de İslam ümmetinin mezhepçilik ve ırkçılık gibi ayrılıklardan kurtularak yeniden diriliş yaşayacağı, izzete kavuşacağı bayramları özlüyoruz.
Bu bayram günlerinde temennimiz; Rabbimizin ümmet ruhunu yeniden canlandırması ve Kudüs’ün özgürlüğüne kavuşmasıdır.
Bayramınız mübarek olsun.