Şanlıurfa ile Kahramanmaraş’taki katliam bizi derinden mahzun etti. Vefat edenlere Allah’tan rahmet, kederli ailelerine sabırlar dileriz.
Peki ne oldu da “dindar nesil” diye hayal ettiğimiz bu gençlik, kindar bir nesle dönüştü?
Hata sadece bu çocuklarda mı?
Bu çocukların ebeveynleri, onların sadece karınlarını ve kariyerlerini dert edindikleri için bu hâle geldiler.
Kariyer derdinden, çocuklarımızın kalplerini sevgi ve merhametten mahrum bıraktık çoğumuz...
Belki de merhamet ve sevgiden mahrum kalan bu çocuklar tam anlamıyla doyurulamadılar. Zira merhametle büyümeyen nesiller, marazla büyürler.
Ve böylece toplumda marazlı bir nesil yetişir. Yetişen bu nesil ise toplumsal çürümeye sebep olur. Yani toplumu imar eden de tarumar eden de ailedir. Dolayısıyla aile kalemiz ne kadar sağlam ve sağlıklı olursa, o kadar kaliteli bir nesil yetişir.
İbn Haldun’a sorarlar:
“Çocuklarımızı nasıl terbiye edelim?
İbn Haldun der ki:
“Çocuklarınızı terbiye etmeye çalışmayın; zira zaten size benzeyeceklerdir. Kendinizi terbiye edin bu yeter.”
Öyleyse dönüp kendimizi bir yoklayalım: Nerede hata ettik de bu çocuklar bu hâle geldi? Kendimizi yeterince terbiye edebildik mi?
Büyüklerimizin güzel bir deyimi var:
“Otu çek, köküne bak.”
“Her ot kökü üzerine yeşerir.”
Ders mahiyetindeki bu güzel deyimler aslında her şeyi çok güzel özetliyor. Her çocuk anne ve babasının aynasıdır. Tabii istisnalar bunun dışındadır; fakat çoğu böyledir.
Bu nedenle biz anne babalar, kendimizi yeniden gözden geçirip Kur’an’ın ahlakına sıkıca sarılmalıyız ki yetiştirdiğimiz nesiller salihlerden olabilsinler.
Sadece dualarımızda salih nesil istemek yeterli değildir. Salih nesilleri yetiştirmek için gereken tüm fedakârlıkları da göz ardı etmemek gerekir.
Salih ve muttaki bir nesil istiyorsak, önce biz salih ve muttaki olmayı başarmalıyız. Bizler Kur’an’ın ahlakıyla ahlaklanmadıkça, sünneti hayatımıza nakış nakış işlemedikçe, toplumu imar eden nesiller değil; tarumar eden caniler yetişir, maazallah!
Öyleyse toplumsal çürümenin önünü almak için başta kendimizden başlayarak evlatlarımıza Aziz İslam’ın ahlakını nakşetmeliyiz. Zira kurtuluş ancak İslam’dadır.
Bugün seküler kesimden, kılık kıyafeti dahi İslam’a uygun olmayan akademisyenler, yazarlar, çizerler ve ünlüler dahi, İslam’ın muazzam ahlakını savunmaktadır.
Toplumsal marazın tek reçetesi İslam ve Kur’an’dır. Şu dünya tufanında Aziz İslam, Nuh (as)’ın gemisi misalidir. Bu gemiye sığınanlar felaha erer; dünyanın dağdağasına sığınanlar ise helak olmaya mahkûmdur.
Rabbim bizleri ve nesillerimizi kurtuluşa eren muttaki kullarından eylesin inşallah!