Katil ABD ve siyonist işgalcilerin İran’a yönelik başlattıkları barbarca saldırılar 21 gündür aralıksız devam ediyor. Bu saldırıların çoğu da körfez ülkelerine konuşlandırılmış ABD askeri üslerinden yapılmaktadır. Yine bu üslerden, askeri hedeflerden ziyade okullar, hastaneler, fabrikalar ve son olarak enerji altyapıları özellikle vuruluyor.

İran kendisine yapılan saldırılara, misliyle hatta daha büyük bir karşılıkla cevap vereceğini, daha savaş başlamadan ısrarla vurgulamıştı. Ancak siyonist terör şebekesi ve onun gayrı meşru babası ABD, şimdiye kadar hiçbir kural tanımadan, çok vahşi bir şekilde İran’daki sivil hedefleri vurmaya devam etti.

Tam da burada İran; kendisine yapılan saldırılara karşılık verince, ABD ve siyonistlerden önce ‘beyinleri iğdiş edilmiş’ köle ruhlu görevliler, vaveylayı koparmaya başladılar. ABD ve siyonist katillerin; körfez ülkelerindeki askeri üslerden yaptıkları saldırıları görmeyip, İran’ın kendisini savunmak için karşı misillemede bulunmasını ‘büyük bir saldırganlık ve kabul edilemez bir girişim’ olarak görme zilletinde bulunuyorlar.

Gazze’de taş üstüne taş bırakmayan; çocuk, kadın demeden 75.000’den fazla Müslümanı vahşice katleden ve ilk kıblemiz olan Mescid-i Aksa’yı 20 günden fazladır ibadete kapatan siyonist katiller bu Ramazan ayında, bütün ümmete açıkça hakaret etmektedirler. Bu durum karşısında; acilen İslam ordularını harekete geçirip müdahale etmesi gereken sözüm ona bazı ‘okkalı memurların’ İran’a karşı bildiri yayınlamaları, Müslüman halklar nezdinde büyük bir utanç olarak değerlendirildi.

10 bin km. öteden gelip Müslüman bir ülkeye savaş açan katil ABD’nin, ismini dahi anmaktan korkan bu ‘kınama ekibi’ kendi halklarının çıkarı ve geleceğinden çok; Epstein çetesinin çıkarları için görevlendirildikleri ve siyonist işgalcilerin güvenliğinin sağlanması için çalıştıkları anlaşılmaktadır.

Rivayet odur ki; Moğolların Bağdat'ı işgalinde, Kadıhan isimli bir âlim ile Moğol komutanı arasında geçtiği söylenen bir diyalog da: “Bizi buraya ne getirdi?” diyor, Moğol komutan. Kadıhan cevaben “bizim amelimiz” diyor. Kınama memurlarının bildirisine baktığımızda da adeta “bölgemizi niye az işgal etmişsin, buraları daha fazla yakıp yıkmalısın” demedikleri kalmıştır.

Oysa ümmetin çocuklarının ayağına hiç de ummadıkları, paha biçilmez bir fırsat gelmiştir. Katil ABD ve işgalci siyonistlerin İslam coğrafyasından kovulmaları için izzet ve şerefle dolu bir şans orta yerde durmaktadır. İlk defa ABD üsleri ve işgal çetesi açık bir şekilde vurulmaktadır.

Bu hak batıl savaşında, ben Müslümanım diyen İslam ülke idarecileri; bu izzet ve şerefle dolu şansı mümince bir araya gelerek değerlendirin. Küfrün birlikteliği karşısında, kimi ‘Müslüman memurların’ küfre hizmet edecek şekilde hareket etme zilletinde bulunmaları bu dünyada utanç olarak onlara yeter, öbür dünyada ise Kahhar olan Allah’a hesap vereceklerdir.

Küfrün elebaşları ısrarla, Şii-Sünni ayrımı yapmaksızın hepsini yok edeceklerine dair açıkça tehdit etmelerine rağmen; hala zillet içerisinde ABD’ye teslim olup haraç ödemeyi tercih edenleri, tarih kaydedecektir. Tarih arşivleri böylelerin ibretlik hikâyeleriyle doludur.

ABD’nin bu coğrafyadan defolup gitmesinin vakti çoktan gelmiştir. Siyonist işgalcinin sonu da başlamıştır. Bu durum, Allah’ın izniyle er veya geç gerçekleşecektir. Gecikmesinin tek bir sebebi olacaktır. Bugün, bu iki düşmana karşı başlayan izzet ve şeref mücadelesinde, Müslümanlar birlik içinde mümince saf tutmalıdırlar.