Siyonist işgal çetesi bir aydan fazladır, ilk kıblemiz olan Mescid-i Aksa’yı ibadete kapatmış durumdadır. Aynı şekilde Hristiyanlar için büyük önem taşıyan bir kiliseyi de kapatmışlardı. Ancak batılı Hristiyanların baskısı ile siyonist işgal çetesi kiliseyi kapatmaktan dolayı geri adım attı. Ve kiliseyi yeniden ibadete açtı. Ancak Mescid-i Aksa, Müslümanlar sahip çıkmadığı için hâlâ ibadete kapalıdır.

İlk kıblemiz olan Mescid-i Aksa’nın özgürlüğü ve Kudüs’ün işgalden kurtarılması, Gazze’de açlıktan ölen Müslüman çocuklara gıda ulaştırmak için Refah kapısını açma iradesini ortaya koyamayan İslam dünyasının kelli felli devletleri, Hürmüz Boğazı için büyük bir endişe içerisine girmiş bulunmaktadırlar. Yine siyonist işgal zindanlarında masum çocuk ve kadınlar dahil on binden fazla suçsuz Müslüman idam edilmek üzereyken, kılını kıpırdatmayan İslam ülkelerinin kudretli?! bakanları, Hürmüz Boğazı’ndan petrol akışının aksamasından dolayı büyük bir telaşa kapılmış bulunmaktadır.

Katil ABD bütün askeri varlığıyla ve yereldeki hain işbirlikçilerin desteğine rağmen Hürmüz boğazını açmayı bir tarafa bırak, körfezdeki askeri üslerini koruyamayacak kadar aciz bir duruma düşmüşken; boğazı açma ihalesini bu İslam ülkelerine vermiş gibi bulunmaktadır. NATO dâhil neredeyse hiçbir Avrupa ülkesinden destek alamayan ABD; İslam ülkelerini bu konuda ‘maşa olarak kullanma’ hinliğini ortaya koymaktadır.

İran İslam Cumhuriyeti’ne yönelik, katil ABD ve siyonist barbarların saldırılarının 1-2 ay daha devam etmesi durumunda; büyük bir ekonomik kaosun, dünya ülkelerinin tamamını olumsuz bir şekilde etkileyeceğini, bu işin uzmanı olanlar tarafından dile getirilmektedir. Şimdilik büyük enerji krizleri birçok ülkeyi altüst etmiş durumdadır. Enerji krizinin tetiklemesiyle başta gıda olmak üzere, hemen bütün sektörlerin, bu kaos girdabının bir parçası olacağı dile getirilmektedir.

İslam ülkeleri bir araya gelip bu işgalin ve savaşın müsebbibi olan katil ABD ve siyonist barbarlara dur diyecekleri yerde; işgale ve savaşa maruz bırakılan İran’ı suçlamaları ve teslim olması için ABD direktiflerini yerine getirmeye yönelik ‘diplomasi taklalarına’ yönelmeleri akıl tutulması değilse, korkaklığın ötesinde bir durumu ifade etmektedir. ABD ve siyonist işgalcilerin en zayıf noktada bulundukları böylesi bir süreçte, İslam ülkelerinin hala Amerika’nın pedofilik bunak başkanının söylemlerini direktif olarak kabul etmeleri ise ‘zihinsel işgalin boyutunu’ bize göstermektedir.

Hürmüz Boğazı, enerji tedarik zincirinin ilk ve en önemli basamağını oluşturmaktadır. İran İslam Cumhuriyeti’nin bu boğazla ilgili stratejisine bakıldığında, sadece savaşın seyri değil; dünya ekonomik düzeninin altüst oluşunun ve yeniden dizaynının sancılı ve çetrefilli basamaklarına da şahit olacağız. İslam ülkeleri bir araya gelip; ekonomik, askeri ve siyasi olarak birbirlerine arka çıkarak en az zararla, hatta karlı bir şekilde bu süreci atlatabilirler.

Hemen şimdi yapacakları en onurlu iş ve kendi güvenliklerini sağlama noktasında atacakları ilk adım; ABD askeri üslerini kendi ülkelerinden söküp atmaktır. Bugün bu fırsat ayaklarına kadar gelmiş bulunmaktadır. Sadece katil ABD’yi tekmeleyip kovmak kalmıştır. İran İslam Cumhuriyeti’nin başlatmış olduğu; katil ABD ve siyonist işgalcilerin, İslam dünyasından kovulma işlemlerinde mümince elbirliğine girişmek ve İslam kardeşliği hukukunu yeniden üstün kılmaktır.