Terörist Netanyahu’nun Trump’ı ziyaretinden hemen sonra ABD yine yapacağını yaptı. Venezuela Devlet Başkanı Maduro’nun sözüm ona korunaklı evine baskın düzenleyen Delta Force kuvvetleri tereyağından kıl çeker gibi, operasyonla Maduro ve eşini kaçırdı.
Ciddi bir kırılmanın resmi ilanı olan bu operasyon öncesi ve background (arka planı) itibariyle önemli analizlere konu olacaktır.
Maduro ve eşinin bu kadar kolay kaçırılmaları ordu ve istihbarat içerisindeki bazı kademelerin satın alındığını ya da ikna(!) edildiğini gösteriyor. Yani Maduro içeridekilerin ihanetiyle altın tepside teslim edildi dense yeridir.
Mesela 120 bin kişilik hantal ve yaşlı Venezuela ordusunda 2 bin general ve amiral bulunması yani general enflasyonunun sadece olası bir işgali ya da karmaşık ilişkileri daha da kolaylaştırdığı görülüyor.
CIA’nın ayak oyunlarıyla baş edemeyen Maduro’yu satan sadece içerideki hainler değildi elbette!
Maduro’nun kendi istihbaratından daha çok güvendiği Küba İstihbaratı her nedense yaklaşan harekat hakkında gerekli önlemi almadı ve uyarıyı yapmadı.
Rusya ve Çin’in küresel oyuncu oldukları yönündeki iddialarına rağmen en önemli müttefiklerinden birinin yutulmasına bigâne kalmaları da kafaları karıştırdı.
Venezuela Çin için en önemli petrol tedarikçisi ülkelerden biri iken Rusya için ABD’nin arka bahçesinde konuşlanabileceği bir üs idi.
Şimdi ikisi de Venezuela konusunda artık Trump’ın inisiyatifiyle hareket etmek zorunda kaldı.
İstihbaratları gafil avlanan iki ülke de afallamış bir şekilde neler olup bittiğini anlamaya çalışırken bundan sonra ne yapacaklarını hesap ediyorlar.
Bu noktada Rusya’nın meşhur stratejisyen ve siyaset bilimcisi Alexander Dugin’in sıcağı sıcağına sosyal medyada paylaştığı mesajlar görülmeye başlandı. Dugin adeta isyan edercesine iki ülkeyi de uyarıyordu.
Dugin, ABD’nin Venezuela’ya yaptığı baskın ve kaçırma olayı sonrası yaptığı yorumla "Gerçek bir Üçüncü Dünya Savaşı'na giriyoruz. Hem de hızla. Mesele Venezuela değil."
Üçüncü Dünya Savaşı’nın büyük ihtimalle 2026 yılında başlayacağını söyleyen Dugin, “Artık bu ihtimal her zamankinden daha güçlü. Korkunç ve çirkin bir şekilde başlayacak. Sonrasında çok daha kötü olaylar yaşanacak!” diyor.
Çin’e önemli uyarılarda bulunan Dugin, “Şimdi Çin zor durumdadır. Rusya- Ukrayna savaşına müdahil oldu. Ama eğer Çin, Venezuela ile İran’ın düşmesine izin verirse sıradaki hedef kendisi olacaktır. Ve kimse Çin’e yardım için gelmeyecek!” diyerek, aslında Çin, Venezuela’yı yalnız bırakmamalıydı demek istiyor.
Ancak olan oldu; Maduro’nun kaçırılarak New York sokaklarında ve sosyal medyada güç gösterisi olarak dolaştırılıp görüntülenmesi CIA’nın bir PR çalışması ve Trump’ın tüm dünyaya gözdağıdır.
Rusya ve Çin’in tepkileri merak edilirken akıllara ABD’li meşhur Yahudi stratejisyen Kıssınger’in Avustralya’daki bir demeci geliyor.
Kissinger, ABD’nin sahip olduğu gizli silahlar hakkında şöyle diyordu;
“Düşmanımız bizde ne tür silahlar olduğunu bilse bizimle savaşa girer mi hiç?”
ABD gibi silahlı anlamda güçlü ülkelerin envanterindeki gizli silahların tam olarak bilinmemesinin Çin ve Rusya’nın kararlarını etkilediği söylenebilir.
ABD’deki MEGA hareketi 1823 tarihli Monroe Doktrini’ni uygulamaya koyarken bundan sonra hiçbir şeyin aynı olmayacağını söyleyenlerin yanıldığını özellikle belirtmek gerekir.
Her şey 7 Ekim 2023’teki büyük Aksa Tufanı ile başlamış ve tarihsel değişim aslında o zaman start almıştı.
Şimdi gerek Dugin gerekse diğer analistlerin üst üste savaştan bahsetmeleri ilginç geliyor.
Haliyle sormak gerekiyor, biz zaten savaşta değil miydik?
Trump zaten Filistin’i siyonistlere parselleyerek yeni bir işgal sürecini pervasızca başlatmamış mıydı?
Zaten siyonist katiller uluslararası hukuku çiğnememiş miydi?
Zaten tarihi değişim sürecine girilmemiş miydi?