Epstein’in soykırımcı sapkın çetesinin İran’a vahşi saldırıları genişleyerek sürüyor. Bu saldırı spontane bir saldırı mıydı yoksa 40 yıllık bir planlamanın sonucu muydu sorusu cevapsız kalırken birbirinden ilginç gelişmeler yaşanıyor.
Şam Yönetimini temsilen Suriye Petrol Şirketi (SPC) CEO’su Houston’da düzenlenen “CERAWeek” Enerji Konferansı’na davet ediliyor.
Tom Barrack, Washington’da Atlantic Council ile Suriye Amerikan İş Konseyi'nde yaptığı açıklamada; “Hürmüz ve Kızıldeniz’e alternatif rota bulunmalı. Suriye, alternatif olabilir!” diyor.
Barrack, Türkiye ve Suriye’ye ‘Enerji merkezi ve güzergah olma rolü biçmiş.
Bunun sıradan bir söylem olmadığını sonraki gelişmelerden anlamak mümkün.
Resmi olarak 14 trilyon doların üzerinde varlık yöneten dünyanın en büyük yatırım şirketi BlackRock'ın kurucusu ve CEO'su Larry Fink sessiz sedasız bir şekilde Türkiye’ye gelip 27 Mart günü İstanbul Dolmabahçe Sarayı’nda Cumhurbaşkanı Erdoğan ile çok önemli bir görüşme yapıyor. İlginçtir görüşmede Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de bulunuyor.
Küresel sermaye ve Küresel Siyonizm adına Larry Fink’in basına açık bir şekilde gelip görüşmesi ilginç değil mi?
Hatırlanacağı üzere daha önce Küreselciler, Türkiye’ye görüşmeler için Bill Gates’i yollardı.
Gates’in ismi ve cismi Epstein bataklığında ifşa olduğu için artık onu kullanmıyorlar.
Malum ‘İfşa olan ajanlar geri görevlerde çalıştırılır!’
Türkçe’de Fink atmak diye bir tabir vardır; hiçbir şeye aldırmadan, keyfince serbestçe hareket etmek manasında.
Larry Fink de aynen öyle dilediği gibi dilediği makamdan randevu alıp istediği görüşmeleri yapabiliyor.
HAMAS’a düşmanlığı ve Siyonist cinayet şebekesine desteğiyle tanınan Larry’nin Fink atmasıyla/ katılımıyla yapılan bu çok önemli ve stratejik toplantıda, Türkiye'nin ekonomik vizyonu ve küresel yatırımların ele alındığı söyleniyor.
Ancak ‘Kazın ayağı hiç de öyle değil!’
Sultan Abdulhamid’e gelip Kudüs karşılığında Osmanlı’nın borçlarını silmeyi teklif eden Theodor Herlz’i hatırladınız mı?
Bu sahnenin o sahneyle suyun suya benzediği kadar benzediğini söylesek yanlış olmaz!
Kısacası değişik opsiyonlarla Türkiye’yi bu savaşta yanlarında görmek istiyorlar. Ya da asgari olarak işlerine burnunu sokmamasını yani Körfez ülkeleri ve Azerbaycan’ın savaşa katılması konusunda müdahil olmamasını istiyorlar.
Körfezdeki Petrol ve Doğalgazı da boru hatlarıyla Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşıma alternatifini masaya koyuyorlar. Bundan Türkiye’nin kazancını bol sıfırlı rakamlarla ifade ediyorlar.
İran’a yönelik saldırılarda Pkk’nin kullanılmasının önünü açmasını ve İran’a karşı Körfezde BAE gibi satılmış uşaklarına koruma kalkanı olmasını istiyorlar
Görüşmede ne cevap verildi bilinmez ama hemen akabinde 27-28 Mart’ta
İstanbul’da 5’ncisi yapılan Uluslararası Stratejik İletişim Zirvesinde (STRATCOM) İbrahim Kalın’ın açıklamaları dikkat çekiyor.
"Küresel Düzenin Yeni Çerçevesi" başlıklı panel dahil birçok önemli başlığın ele alındığı zirvede İbrahim Kalın: “Tüm yurtta teyakkuzdayız!” diyerek sıkıntılı günlere hazırlandıklarını vurguluyor.
Buna gerekçe olarak da “ÇÜNKÜ BİR EL NORMAL OLMAYAN HAMLELER YAPIYOR!” diyerek bir yerleri işaret ediyordu.
MİT Başkanı’nın ‘Bir el’den kastın kim olduğunu açıklamaması ilginç olduğu kadar ülke çapında ‘Kırmızı Alarm!’ düğmesine basıldığını belirtmesi de oldukça ilginç!
Kalın konuşmasının bir yerinde de ‘Bu saldırıların İran’la sınırlı kalmayacak şekilde planlandığını çeşitli oldu bittilerle bazı yerlerde işgallere girişme niyeti taşındığı ve bölge halkları (Türk- Kürt-Arap ve Fars) arasında on yıllarca sürecek bir savaş çıkarılmaya çalışıldığını’ özellikle vurguluyor.
Bunları söyleyen kişinin MİT Başkanı olduğunu unutmamalı.
Zirvede Sayın Erdoğan da “Bu ateşe girmeyeceklerini!” özellikle vurguluyor.
Bu ikilinin söylem ve duruşları Türkiye’ye yapılan tekliflere cevap niteliğinde mi bekleyip göreceğiz.
Gelişmeler devam ediyor. Epstein’in sapkın güruhu, İran konusunu bir demokrasi ve özgürlük(!) meselesi haline getirmeden başlatmış olmanın pişmanlığını yaşarcasına 28-29 Mart tarihlerinde Londra’da ‘İran’ı Özgürleştirme Kongresi’ adı altında kapsamlı bir toplantı tertipledi.
Kongre’ye 30’dan fazla siyasi, sivil ve sendikal aktörün katılımıyla İran’ın geleceğine dair alternatif siyasi modellerin tartışılacağı bir platform olması planlanıyor.
Kongreye özellikle İran’da tabanı veya militanı bulunan Kürd yapılar/Kürd örgütler davet ediliyor.
Anlaşılan o ki; Larry Fink’in sözcülüğünü yaptığı Küresel Epstein koalisyonu İran konusunda çok kapsamlı bir projeyi hayata geçirmek için kolları sıvamış bulunuyor.
Buna karşı durmaya çalışan yapı yine Direniş Ekseni ve Afganistan İslam Emirliği olarak görünüyor. Çevre ülkelerin destek vermesi durumunda bu eksen Küresel Siyonizmle başa çıkabilir, aksi halde bölge çok ağır bedel ödeyecektir.