Kırk yıl boyunca bu coğrafyanın çocuklarını "özgürlük" vaatleriyle dağlara, hendeklere ve vekalet savaşlarına sürenlerin hikayesi, bugün tek bir cümleyle özetleniyor: "I am sorry." Bu cümle, sadece diplomatik bir nezaketsizlik değil; sırtını okyanus ötesine, Washington’un koridorlarına ve Tel Aviv’in stratejik hesaplarına dayayanların kaçınılmaz kaderidir. Tıpkı Afganistan’da uçak kanatlarına tutunanların dramı gibi, Suriye’de de "stratejik ortak" dedikleri güçler tarafından bir gecede terk edilmenin soğuk duşunu yaşıyorlar.
YPG/PKK aklı, Suriye’nin kuzeyinde kurduğu kağıttan kaleleri ABD’nin zırhlı araçlarına ve israilin istihbari desteğine borçlu sanıyordu. Oysa küresel güçler için onlar hiçbir zaman "müttefik" olmadı; sadece bölgesel birer "aparat" ve "kara gücü" idiler.
israilin hesabı bölgeyi kaosa sürüklemek, Suriye’yi parçalamak ve Suriye içinde yeni bir fitne alanı oluşturmaktı. Böl, parçala ve işgal et.
ABD’nin hesabı kendi askeri varlığını riske atmadan, bölge halkının çocuklarını kendi ajandası için feda etmekti.
Bugün çıkarlar değiştiğinde, Pentagon’dan gelen o soğuk mesaj tüm hayalleri yıktı: "Buraya kadardı, I am sorry."
Kendi halkının camisiyle, ezanıyla, iffetiyle savaşanlar; çözümü Washington’da, Paris'te, Tel-Aviv'de arayıp, komşusuyla ve dindaşıyla arasına hendekler kazdı.
Gelinen noktada tablo nettir:
Türkiye’de; hendeklerle yakılan şehirler, boşaltılan köyler ve yitip giden bir gençlik.
Suriye’de; emperyalizmin taşeronluğunu yapıp, sahipleri tarafından "satılınca" çaresizce teslim olan bir yapı.
Sırtını israile yaslayanların sonu, her zaman hüsran olmuştur. En başta yapmaları gereken onurlu uzlaşıyı ret edenler, bugün her şeylerini kaybetmiş bir şekilde ve aşağılanarak kabul etmek zorunda kaldılar. Oysa biz kırk yıl önce de denmişti: "Bu silah Kürd’ü öldürüyor, bu yol emperyalizme hizmet ediyor."
SDG/YPG Batıya o kadar güvendi ki hiçbir antlaşmayı uygulamadı. Her uygulanmayan anlaşma, bir sonraki aşamada SDG’nin daha zayıf bir pozisyonda, daha ağır şartları kabul etmek zorunda kalmasına neden oldu. Sonuçta büyük bir hezimet yaşadı.
Tarih; Kürt halkına yapılan bu ideolojik ihaneti de yazacaktır. Halkını küresel bir kumara meze edenleri, o kumarın kurbanı olan çocukların sessiz çığlığını yazacak. Ve okyanus ötesinden yankılanan o alaycı ses kulaklarda çınlamaya devam edecek:
"I am sorry...” Ama Kürtlere yine lori lori (ağıtlar) kaldı..
"I AM SORRY": BİR TAŞERONLUK HİKAYESİNİN TRAJİK SONU
Mehmet Zülfi Tan
Yorumlar
Çok Okunan Haberler
Meteorolojiden kuvvetli kar uyarısı!
Diyarbakır Mardin ve Şanlıurfa'nın kesiştiği yerde ortaya çıktı! Türkiye'de benzeri yok
TOKİ 19-25 Ocak Kura Çekilecek İller
Türkiye'nin en eski arabaları bu illerde görülüyor! Her yerde Şahin, Doğan, Toros hakimiyeti sürüyor..
Metrelerce kar yağdı, apartmanın 4. katına kadar ulaştı
e-Devlet’ten Başvuru Yapana 5.400 TL Doğalgaz Desteği! Şartlar ve Başvuru Rehberi