“Sevgi, marifetle belirir ve ziyadeleşir.”

Sözünün muhalif anlamı hakaret ve nefret marifet(bilgi) yoksunluğudur. Bu sebeple cahille konuşmak veya cahilden konuşmak zaman, emek ve zihin israfıdır.

Reklamı olmasın ve kendini nimetten(!) sanmasın diye adını yazıma bulaştırmayacağım bir “Gündüz Kuşağı” programcısının boyundan, çapından ve ekranından çook çook büyük ettiği bir laf üzerinden had bilmezliğini masaya yatıracağım.

Konuyu biliyoruz. Birkaç gün önce ATV ekranından malum fikir yoksunu, reyting rezili ve aile/mahremiyet deşifrecisi kadın sunucu “şeriat” kelimesini diline dolamış. “Şeriatın kestiği parmak acımaz.” Sözünü konuşma akışında pekiştirme amaçlı kullanan program figüranına hitaben “Burada şeriat yok!” diye küheylan kesilmiş. Her ne kadar dün itibariyle özür dilediyse de kabahat büyük ve söz izaha muhtaç olduğu için bu satırlar kaleme alındı.

Maalesef, yıllardır evlilik programları adı altında reyting maskaralığına soyunmuş; şuna, buna, ona, yengesine ve bilmem kime kaçmış ahlak ve iffet yoksunu insanların sefaleti üzerinden ünlenmiş bu ve benzeri birkaç kadın maalesef akil insan, kanaat önderi, polis, savcı ve hâkim muamelesi görüyor. Ve gelinen noktada sözüm ona “bu yüce fikirli(!) kadın(lar)” artık Allah’ın hükümlerinin isimlendirmesi olan şeriat üzerinden racon kesme cüreti gösteriyor(lar).

Embesil, akıl uyuşturan, insanların merak duygusunu, çürümüş rezil gayr-i ahlaki hikâyelerle meşgul eden, çerçöp programlarla insanımızın zamanına dadanan, cehaletin ve ucuz otoritelerin tetikçiliğini yapan bu tiplere haddinizi bilin, demek ve hadlerini bildirmek lazımdır.

Hadiii oradan!

Siz ne seviyesiz, ruhsuz ve umutsuz tiplersiniz!

Hem suçlusunuz hem de güçlü!

Allah’tan korkmaz mısınız?

Siz kimsiniz, kimin ürünü, projesi ve algı dezenformasyonusunuz?

Gerçekten açık açık söyleyin, bize ve bu halka, siz nereden cesaret alıp utanmadan, arlanmadan “günah, cehalet, kibir ve deşifre” bulaşmış kirli ağzınıza “Şeriat” kelimesini alma hadsizliği sergiliyorsunuz?

Şeriat, Kur’an demektir.

Şeriat, İslam demektir.

Şeriat, Müslüman demektir.

Şeriat, adaleti tesis edecek vahyin yüce anayasası demektir.

“Şeriatın kestiği parmak acımaz.” Sözünün anlamı seni ve seni ekranlarına taşıyan muhafazakâr bozuntularını aşar. Yine de size bir daha hadsizlik etmezsiniz umuduyla bu sözün ne hikmetler taşıdığını ve icrasında özlenen adil, mutlu ve huzurlu toplumun müjdecisi olacağını birkaç kelam-ı kibarla anlatayııım!

Suça karşılık verilen ceza; hukuk, adalet ve meşru yasaya(yani ŞERİAT) uygun olarak verilirse bu kişiye ağır ve zor gelse de haksız olmadığı için şikâyet ettirmez, acısını hissettirmez.

Şeriat; adalet, hukuk ve meşru düzen demektir.

Parmağın kesilmesi; delilli, tespitli ve suça muvafık ceza ve yaptırımın icrası demektir.

Acımaz, acıtmaz; çünkü verilen ceza hak edilmiştir, suça göredir, dengelidir, mağdur etmez, toplum içinde rencide edecek doz ve ölçüde değildir, kişilik haklarını rafa kaldırmaz.

Şeriat; kişiyi suça iten ortam, etken, şart ve uygulamaları izale etmeden; kişilerin mal, can, akıl, nesil vb. emniyetlerini sağlamadan; ekonomik, kimlik, dil vb. meşru haklarını ve kazanımlarını sağlamadan cezalandırma yoluna gitmez. Örneğin; kişi aç değil, açıkta değil, işsiz değil, yeterli kazancı var ve hakkı da gasp edilmiş değil buna rağmen hırsızlık yaparsa doğal olarak cezayı da hak eder.

Herhalde bu şartlarda da hırsızlık edecek bir ahmak veya cüretkâr olmaz.

Ama buna rağmen yaptı ne olur?

Hak etmiş olur, ibret-i âlem eli kesilir. Toplum, selamete erer ve doğal olarak da “Şeriatın kestiği parmak acımaz.” Güzelliği ve razılığı ortaya çıkar.

Peki, kesilen “el” olduğu halde niçin “parmak” denilir?

El; tüm gücü, emeği, iktidarı, statüyü ve hayatı temsil eder.

Parmak da bu bütüncül işlevselliğin küçük ama etkin bir parçasıdır.

Yani İslam’da ceza; gücü yok etmek, emeği heder etmek, kişisel iktidarı zayıflatmak, statüyü düşürmek ve hayatı karartmak için değil “adalet ve hak adına, suça karşılık ölçülü ve sınırlıdır.”

Şeriat’ın kestiği ama acımayan parmak şeriatın hakikatini, güzelliğini, adaletini ve meşruluğunu bilenler içindir.

Şeriata düşman olanların zaten kararmış kalpleri bu acıyı ve tahammülsüzlüğü çektiği için onlar için şeriat kelimesi dahi bir acıdır.

O halde acınız bol olsun!