İslam coğrafyası ve dünya saldırı, çatışma, kaos, kargaşa ve katliamlarla anılmaya ve tam anlamıyla bir ateş çemberine dönüşmek üzere hızla yol alıyor.

6 Ekim’den beri Gazze’de devam eden vahşi soykırım, ateşkes oyun ve oyalamalarıyla normalleştirilmeye ve dünya kamuoyuna kabullendirilmeye çalışılıyor. Kendini dünyanın jandarması olarak gören büyük şeytan ABD, haydut devlet vasfına mutabık tavırlar sergilemeye ve her gün bir ülkeye saldırı veya el koyma tehdidinde bulunuyor. Gün geçmiyor ki, ABD, siyonist terör rejimi ve İngiltere şeytan üçlüsü yanlarına aldıkları emperyalist güçlerle bir ülkeye saldırı veya tehditte bulunmasınlar. Bir gün hedefe İran’ı koyuyorlar, bir gün Yemen’i, bir gün Afganistan’ı, bir gün Lübnan’ı, bir gün Suriye’yi, sırayla Güney Amerika ülkeleri, Kanada ve Grönland’a kadar el atmadıkları, tehdit etmedikleri, topraklarına göz koymadıkları ülke neredeyse kalmadı.

Gazze soykırımı, ateşkes anlaşmasına rağmen aralıksız devam ediyor. Aşırı soğuklar, barınma, gıdasızlık ve ilaçsızlıktan ölümler ve ağır insani dram felaket boyutunu da aştı. Durum bu kadar içler acısı bir halde iken, haydut ABD Başkanı Trump, Davos Zirvesi’ni fırsat bilerek davet ettiği 26 ülkenin başkan veya bakanlarıyla Gazze Barış Kurulu’nu törenle ilan etti.

Ülkemiz basınına baktığımızda, “Gazze Barış Kurulu, ABD’nin öncülüğünde şekillenen ve bölgedeki ateşkesin kalıcı hâle getirilmesi, yeniden inşa sürecinin uluslararası bir çerçevede yönetilmesi ve çatışmaların tekrar alevlenmesini engelleyecek sürdürülebilir bir mekanizma oluşturulması amacıyla kuruldu. Kurul hem Gazze’deki insani durumu iyileştirmeyi hem de uzun vadeli istikrarı güvence altına almayı hedefleyen kapsamlı bir diplomatik girişim olarak tanımlanıyor.” şeklinde sunuldu. Peki, gerçek öyle mi? Bu açıklamaya kim inanır?

Öncelikle şunu söyleyelim ki, seçilen ülkeler arasında Türkiye, Katar gibi birkaç ülke dışında Gazze’yi dert edinen ve çabalayan ülke yoktur. Kaldı ki, bu 26 ülke liderleri içinde soykırım suçlusu Netanyahu’nun da olması tam bir skandal ve garabettir. Sadist bir katilden sorunu çözen bir rol beklemek kadar hezeyan, hamakat ve arsızca bir düşünce olamaz. Bir de Azerbaycan, Arjantin liderleri gibi israil terör rejimini açıktan destekleyen çok sayıda ülke lideri bu kurulda yer alıyor. Siz insanlığın aklıyla alay mı ediyorsunuz? Ya da kendinizi çok mu akıllı sanıyorsunuz? “Güç bizde istediğimizi yaparız, kimse bize yok diyemez mi?” demek istiyorsunuz? Günü gelince güvendiğiniz bu gücünüz, sizi de kurduğunuz zulüm düzeninizi de kurtaramayacaktır.

Kürtleri İslam’dan Uzaklaştırma Projesi!

Gazze’de insani felaket devam ederken, Suriye’de ortaya çıkan çatışmalar Gazze’yi gölgede bıraktı. Yıllardır “devlet olduk, bu kadar güçlüyüz” diye caka satan Suriye PKK’sı, emperyalist planlar değişince sırtını yasladığı ABD ve terör rejiminin desteğini çekmesiyle ortada kaldı ve ‘elde ettik’ dediği tüm kazanımlarını kaybetti.

6-8 Ekim 2014 saldırıları zamanında yazmıştım. Kobani meselesinde büyük resimde plan şuydu: “Bakın! Araplar ve Müslümanlar biz Kürtlere saldırıyor. Bizleri ABD ve israil koruyor” şeklinde bir algı ile “Kürtleri İslam’dan uzaklaştırma” projesi etkin bir şekilde hayata geçirildi. Diğer taraftan “Büyük israil Projesi (BİP)” ne zemin hazırlamak amacıyla bölge istikrarsızlaştırılmak, insansızlaştırılmak ve İslamsızlaştırılmak istendi ve kısmen de olsa başarılı oldular.

O gün sırtlarını ABD ve israile dayayan ve onların projelerinde gönüllü rol oynayanlar şimdi son kullanma tarihleri geçince, aldatıldıklarını ve başkasına taşeronluk yaparak yol alınamayacağını kabul edip, Kürt halkından özür dileyerek kenara çekilecekleri yerde; kuruluş kodlarına ve fabrika ayarlarına geri dönerek alakasız bir şekilde, İslam’a ve İslam’ın şiarlarına iğrenç saldırılarda bulunuyorlar. Her şeyden vazgeçerler ancak İslam’a düşmanlıktan vaz-geç-mi-yorlar.

Bu zihniyet kurulduğu günden beri Kemalizm’in yarım bıraktığı Kürt halkını İslam’dan uzaklaştırma hedefini gerçekleştirmek amacıyla her türlü oyun, plan, kanlı saldırılar dahil yapmadığı düşmanlık kalmadı. Şimdi de aynı hedefe yürümeye devam ediyorlar. ABD ve israile düşmanlık edeceklerine, şirki de aşan hakaret ve sapkın davranışlar sergiliyorlar. Kürtleri asıl getirmek istedikleri noktanın bu olduğunu yıllardır biliyorduk lakin, bu kadar pervasızca davranış sergilemekten kaçınıyordular. Şimdi, bu olaylarda gerçek niyetlerini ortaya döktüler ve ‘haç’larını açığa çıkardılar. İslam’a açıktan düşmanlık ve hakaret etmekten çekinmiyorlar.

BİP ve radikal sol kesimlerin “devrim fantezileri”nin peşinden giderek varacakları nokta ancak bu olur. Yalnız olan Rojava bölgesinde yaşayan ve yıllar önce Baas rejimi sonra da Suriye PKK’sının zulmüne maruz kalan Müslüman Kürt kardeşlerimize oluyor. Bu kardeşlerimize hep birlikte destek olmalı ve onları yalnız bırakmamalıyız.

Yâ Rabbî! Müslüman Kürt halkı olarak bu sapkın zihniyetin yapıp ettiklerinden bizi sorumlu tutma!

Yâ Rabbî! Asrın Samiri’lerini Samiri’yi helak ettiğin gibi helak et, biz onlardan beriyiz… İçimizdeki beyinsizler yüzünden bizi helak etme Allah’ım! …