Trump, Gazze'de şeytanî bir plan devreye sokmaya çalışmaktadır. Gazze'deki soykırımın mimarı olan ABD, Gazze'yi inşa iddiası ile kamuoyu oluşturmaya çalışmaktadır. Gazze'deki katliamın başmüsebbibi olanlar, hesap vermeden kendi ajandaları doğrultusunda bir planlama yapmaya çalışmaktadır. Ateşkes süreci ile beraber Gazze'yi idare edecek bir teknokrat hükümetin kurulması öngörüldü. Ama daha sonra tesis edilen ve üyeleri siyonistlerden oluşturulan bir kurul adeta kayyım olarak atandı. Bu kurulun müsaade edeceği çerçevede Filistin teknokrat hükümetinin neler yapabileceği bir soru işareti olarak durmaktadır. Filistinlilerin tehciri aslında temel hedef olarak belirlenirken, direnç noktaları birer birer kırılmaya çalışılmaktadır. Gazze'nin imarı adı altında aslında bir işgal ve sürgün faaliyet gerçekleştirilmek istenmektedir. Bu süreç içerisinde Gazze'nin imarı esnasında insanların geçici olarak başka tarafa aktarılması gerekçesi ile Gazzeliler yurtlarından koparılacak ama bir daha yurtlarına dönmelerine asla müsaade edilmeyecektir.

Gazze'de tarihi günler yaşıyoruz. Ateşkes anlaşması ile öngörülen birinci aşamanın gerekleri, çok azı hariç, yerine getirilmezken, alelacele ikinci aşamaya geçilmek istenmektedir.

ABD ve israil, sahada yapamadıklarını masada yapmak istemektedir. Filistin Direnişi'nin sahadaki muazzam kazançları masada heder olmamalıdır. Hem Filistinlilerin hem Arapların hem Müslümanların direnişin kazançlarına sahip çıkması gerekir. Bu güne kadar Gazze konusunda duyarlılık gösteren özgür dünya ve insanlık, bu süreçte daha büyük bir hassasiyet göstermelidir. Hem birinci aşamanın uygulanması hem de bundan sonraki süreç için, baskı uygulamaları ve süreci sıkı takip etmeleri gerekir.

Trump, Gazze'ye kayyım olarak atanan ve hiç bir meşruiyeti olmayan siyonist menşeli aktörler üzerinde sürece yön vermeye ve teslim almaya çalışırken, öte taraftan, oluşturmak istediği farklı bir kurul marifeti ile hem uluslararası meşruiyet aramakta hem bu çok uluslu kurulun üyelerini, kendi kurduğu tiyatroda figüran rolünde kullanmayı planlamaktadır.

Bu süreç içerisinde İslam ümmetinin buraya odaklanmaması için farklı suni sorunlar ve karışıklıklar çıkarılabilir. Yine Trump'un planını bozacak her aktörü safdışı bırakmak için ya rededemeyecekleri bir pazarlık ya da tehdit dili kullanılacaktır.

Yine buraya konuşlandırılması düşünülen uluslararası gücün, barışı koruma misyonu yerine direnişin silahlarını toplaması için bir baskı yapılacaktır. Halkı Müslüman olan ülkelerin askerlerinin bu senaryoya alet olması durumumda ise büyük bir kırılma yaşanır, Müslüman halklar arasında büyük bir çatlak meydana gelebilir.

Özetle; büyük bir şeytanî plan ile karşı karşıyayız. Bu süreç hiç bir sekilde Trump'un ve siyonistlerin insafına terk edilmemelidir. Gazzeli mazlumlara silah gönderemeyenler ve soykırıma engel olamayanlar, hiç olmazsa bu aşamada ayağa kalkıp mazlumların sesi olmalıdır.

Bu konuda gereken çaba gösterilmez ise yarın çok geç olabilir. Gazze, direnişin ve onurun kapısıdır. Bu kapının kırılması İslam Ümmeti'nin onur kapısının kırılması demektir.

Siyonistlerin, Gazze'de kazanmasına seyirci kalanlar, yarın bölgesel denklemlerin ve haritaların değişmesine nedamet ile şahit olacaktır.

Gazze bir cephedir ve asla düşmemelidir.