Türkiye’deki etkili medya organlarının, çok okunan kalemlerin İran İslam Cumhuriyeti ile Büyük Şeytan Amerika arasındaki gerginliği, savaş ihtimalini yansıtış biçimini gördüğüm zaman aziz Şehit Malcom X’in ev zencileriyle ilgili o sarsıcı değerlendirmesi aklıma geliyor.
Ev zencisi, tarlalarda karın tokluğuna çalıştırılan diğer mazlum siyahilerden farklı değil aslında. O da zenci diye isimlendiriliyor, hiçbir hürriyeti yok, efendisi tarafından her türlü aşağılanmaya maruz bırakılıyor, istenildiği zaman alınıp satılabiliyor, çoğu zaman bir isim bile ona çok görülüp rakam ile çağrılıyor. Neticede bir köle…
Ama efendisinin bir çıkarı söz konusu olunca veya efendisi ile ilgili bir konu gündeme gelince öyle bir havaya giriyor ki sanki efendi o… Efendisinin çıkarını kendi çıkarı olarak görüyor. Efendisinin onurunu kendi onuru olarak görüyor. Efendisi bir zarara uğrayınca efendisinden daha çok üzülüyor. Efendisinin bir kazancı veya mutluluğu efendisi gibi onu da mutlu edip sevindiriyor. Yani kölelik sadece bedenini değil, ruhunu, tüm duygularını da esir almış.
Az sayıda bulunan özgür, onurlu, yerli basın organlarını tenzih ederek söylüyorum, Türkiye’deki basın organlarının karakter ve ruh hali ev zencisininkinden farklı değil. Türkiye en az bir asırdır Batı dünyasının hayasız saldırısı altında. Amerika, israil ve Batı defalarca Türkiye’de askeri darbeleri desteklemiş, Türkiye’nin özgürleşip büyümesini, kalkınmasını engellemiştir. Büyük Şeytan Amerika her zaman Demokles’in Kılıcı gibi tehdit dilini Türkiye’nin başı üzerinden eksik etmemiştir. Sayısız defa Türkiye’nin ekonomisini çökertmiş, çökertmekle tehdit etmeyi sürdürmüştür. Amerika’nın İslam dünyasında, komşu ülkelerde, Müslüman halklara yönelik giriştiği katliamları, kıyımları, işgalleri saymıyorum, bizzat Türkiye’nin bağımsızlığına ve ulusal çıkarlarına yönelik saldırıları her birkaç yılda bir tekrarlanmaktadır. 15 Temmuz’da Türkiye halkına yönelik, ülke bağımsızlığına yönelik girişilen alçak saldırının arkasında bizzat Amerika ve israil vardı.
Tüm bunlara ve eğer İran İslam Cumhuriyeti devre dışı kalır veya Allah korusun yenilirse sıranın Türkiye’ye geleceğine dair güçlü emarelere rağmen Türkiye medyası Amerikancı bir dil kullanmaktan, Amerika medyasının, Siyonist medyanın argümanlarını, algılarını olduğu gibi aktarıp yansıtmaktan vazgeçmiyor. İran İslam Cumhuriyetinin, hemen hemen tüm dünyanın desteğini arkasına alan zamanın en büyük süper gücüne, şeytani gücüne karşı kahramanca duruşunu, izzetli duruşunu küçümsemekten, aşağılayıcı bir dil kullanmaktan vazgeçmiyor.
Ülkesinin düşmanı bir gücün dilini kullanan, o düşman güce karşı derin bir aşağılık kompleksi içinde olan, düşmana karşı izzet ve şerefi kuşanmış direniş güçlerini küçümseyen bir medyanın varlığı Türkiye için çok büyük bir talihsizliktir. Bu medyadan kurtulmadıkça, ondan beslenmekten vazgeçmedikçe, ruhları özgürlük aşkıyla coşturacak özgür ve izzetli bir medyayı inşa etmedikçe biz de meselelere yanlış bakmaya mahkûm olacak, ev zencisinin ruh halinden kurtulamayacağız.