İki yıl içinde Gazze’de 20 binden fazla çocuk vahşice katledildi.

Tüm bu yaşanan vahşete rağmen soykırımcı katillere Amerika ve Avrupa’dan yardım gitmeye devam etti.

Hem öyle gıda yardımı gibi şeyler değil, bildiğiniz ölüm kusan silahlar, bir anda yüzlerce kişiyi paramparça eden devasa bombalar…

Dünyanın vicdan sahibi insanları isyanları yaşarken, sesini yükseltirken, gözyaşı dökerken birileri hiç umursamadı.

Soykırımcı katiller öldürdükleri çocuklara ait malzemelerle poz vermekten bile çekinmediler.

Amerika’nın, Avrupa’nın siyasetçileri, sanatçıları, filozofları, sermayedarları, aristokratları soykırımcıları haklı bulduklarında, sivillerin de savaş ortamında vurulabileceklerini söylediklerinde insanlıklarını kaybetmemişler hayretler içerisinde kalıyordu. Kimi yaşananların gerçeklikten uzak bir şey olduğunu, kısa süre içerisinde normal insani davranışların yeniden kendini göstereceğini düşünüyor ya da öyle umuyordu.

Hind Receb’in yaşadıkları, Hind Receb’e yaşatılanlar bir hataydı, diye düşündü bazı insanlar. 5 yaşındaki küçük çocuğa bilerek, hedef gözeterek tam 355 kurşun sıkmanın anlaşılır bir tarafı yoktu.

Kim 5 yaşındaki bir çocuğa 355 kurşun sıkardı ki?

Küçük Rim ve dedesi Halid Nebhan’ı kim vahşice katledebilirdi ki?

Yaralılara sağlık hizmeti vermekten başka suçu olmayan Doktor Ala en-Neccar’ın evini bombalayıp 9 çocuğunu katledenlerin bu dünyada soluk alma hakkı olabilir miydi?

Ama son iki yıldır yaşananların izah edilir tarafı yok!

Bir tarafta soykırımcılar ve onlara destek veren Amerika ve Avrupa ülkeleri, diğer tarafta işgalci katillere karşı direnen şerefli insanlar…

Soykırım destekçileri süslü giysiler giyiniyor, ekranlara çıkıp süslü sözcükler sarf ediyorlardı.

Diktatörlere karşı olduklarını söylüyorlar, özgürlükleri ve demokratik değerleri yaşatmak için mücadele ettiklerini iddia ediyorlardı.

Gazze’de katledilerek “yaşama hakkı” elinden alınan 10 binlerce kadın için hiçbir şey söylemeyenler Afganistan’da kız çocuklarının “eğitim hakkından” mahrum bırakıldığını iddia ediyor ve buna tepki gösteriyordu.

Afganistan’ı işgal edenler, tüm kaynaklarını sömürenler, çocuklarını bağımlılık çukuruna sürükleyerek geleceklerini yok etmek isteyenler, milyonlarca insanı öldüren, yaralayan ya da sakat bırakanlar da kendileriydi oysa.

Ve işte şimdilerde “Epstein belgeleri” adı altında ortaya çıkan belgeler ve görüntülerle iğrenç yüzleri deşifre oluyor.

Çocuklara karşı işlenen iğrenç suçların ayrıntılarıyla dehşete düşüyor dünya.

Aslında Gazze’de çocukları katledenlerin, onlara destek verenlerin daha iyi anlaşılmasını sağlıyor bu belgeler.

Kim bilir Hind Receb gibi kaç çocuk bu insanlık dışı yaratıkların sapık zevklerinin kurbanı olarak hayattan koparıldı.

Siyonist tezgahın kölesi haline gelmiş ve sapkınlıkta sınır tanımayan siyasetçilerin, sanatçıların, sermayedarların, aristokratların Gazze’de çocukların katledilmesini neden umursamadıklarını şimdi herkes daha iyi anlıyor.

Gazze’de yaşanan soykırımın, insanlarla insan kılıklı iğrenç yaratıkların mücadelesinin, düşürdüğü maskelerin ardındaki iğrenç suratlar bu belgelerle biraz daha netleşti.

Hamd olsun alemlerin Rabbine ki o hesap görücüdür.

“Ruhlar (bedenlerle) eşleştirildiği zaman, diri diri gömülen kız çocuğunun, hangi suçtan ötürü öldürüldüğü sorulduğu zaman, amel defterleri açıldığı zaman, gökyüzü (yerinden) sıyrılıp koparıldığı zaman, Cehennem alevlendirildiği zaman, Cennet yaklaştırıldığı zaman. Herkes önceden hazırlayıp getirdiği şeyleri bilecektir.” (Tekvir/7-14)