Yıllardır ‘ABD’den dost olmaz’ diye diye dilimizde tüy bitti ama anlamadınız..
‘Bu conilerin işi gücü menfaatleridir, menfaatleri bittiğinde yahut bu menfaat başka bir tarafa kaydığında sizi yüzüstü bırakırlar’ dedik, yine inanmadınız..
İki de bir terörist israile selam çakmanız da fayda vermedi. Bir, iki defa “dostumuz” açıklamalarıyla sırtınızı sıvazladılar, Suriye’de üç beş bölgeye saldırıp kaosu büyütmek istediler o kadar, sonra onlar da defolup gitti sizi duymaz oldular..
Bu emperyal ülkelerin hepsi böyle heval.. Birbirlerinden farksızlar, işleri bitti mi atarlar tarihin çöplüğüne…
Amerika’nın SDG diye tanımladığı ve kendilerini devlet vaadiyle kandırdığı PYD’den bahsediyorum.
Geçmişte bir röportajında “...Sayın Trump, para, silah verdik diyor ama burada kaç Amerikan askeri öldü? Hiç. Biz 11 bin şehit verdik...” diyen Salih Müslim! 11 bin Kürt gencini ABD ve siyonist emellere kurban ettiğiniz için pişman mısınız şimdi?
Sanmam. Ne Salih Müslim ne Mazlum Abdi ne de diğer Kandil kafalı örgütçüler; pişman olsaydınız coniyle iş tutmaz aynı topraklarda yaşadığınız, aynı suyu içtiğiniz, aynı havayı soluduğunuz coğrafyanızın insanlarını zamanında dinler oturur kardeşçe anlaşırdınız.
Ama ne oldu? Zaman aleyhinize döndü. Dost bildiklerinizin asıl düşman olduğunu yeni yeni fark etmeye başladınız.
Muhalifler, Esad zalimine karşı direnirken siz, kutsadığınız ABD’nin himayesine sığınmış Esad zalimiyle iş tutuyordunuz, hatırladınız mı?
Halbuki siz de diğer tüm muhaliflerle birlikte hareket etseydiniz bugün Suriye yönetiminin asli bir unsuru olarak yola devam ederdiniz. Kürt halkı da sizi bağrına basar sonuna kadar sahiplenirdi.
Ancak siz, emir aldığınız Kandil talimatlarıyla hareket ederek Türkiye’de silahın çözüm olmadığını anlayan Pkk’nın kurulduğu günden bugüne kadar izlediği kirli stratejiyi uygulama yoluna gittiniz ve daha yolun başındayken kaybettiniz.
Çünkü bir asırdır Suriye’de kimliksiz yaşayan Kürt halkının elinden alınmış haklarını istismar ederek onların temsilcisiymiş gibi zorla yönetmeye çalıştınız ve dedelerinin bile görmediği zulmü son birkaç yıl içerisinde çocuklarına, torunlarına yaşattınız!..
Siz; o, gözlerinden bile sakındıkları evlatlarını siyonist emperyal emellere kurban verdiğiniz anaların dinmeyen acı ve gözyaşlarını, yangın yeri yüreklerinde pişirdikleri, Arş-ı Âlâ’yı titreten Ah’larını tutmaz mı zannettiniz!..
Dünyayı orman kanunlarıyla yönetmeye kalkan haydut rejim ABD’den aldığınız icazetle; Baba Esad’ın zulmü yetmezken oğul Esad’ın zulümleri altında inleyen Kürt halkının yaşadığı tüm bölgeleri askeri kışlalara çevirdiniz!..
İşverenlerinizden(ABD) aldığınız yüz milyonlarca dolar ve petrol sahalarının gelirleri gözünüzü doyurmamış olacak ki Kürt halkını da haraca bağladınız, evlatlarını zorla askere aldırdınız, evladını vermeyeni hain ilan ettiniz!..
Farklı düşüncelere yaşam alanlarını zindan ettiniz. Müslüman ailelere yaşam hakkı tanımadınız, sürdünüz, gitmek istemeyenleri tutukladınız, karşı çıkanları infaz ettiniz!.. Zapturapt altına aldığınız bölgelerde camileri kapattınız, gelenek ve kültürümüzü, çarşafı, örtüyü aşağıladınız, İslam’a düşmanlık yaptınız!
Her karışı şehid kanlarıyla sulanmış bu İslam beldelerimize aykırı fikirler; marksizm, ateizm, siyonizm, emperyalizm gibi inancımıza, fıtrata savaş açmış sapkın ideolojileri yerleştirmeye çalıştınız!..
Bunların yanınıza kar kalacağını mı zannettiniz..
Kalmaz, vallahi kalmaz! başaramadınız, başaramayacaksınız da.
Çünkü bir asır önce kadim Müslüman coğrafyamızı “Sykes Picot” sınırlarıyla şekillendiren emperyal zihniyetin bugünkü temsilcilerinin “Böl, parçala, yönet” projesi kapsamında son kullanma tarihiniz doldu. Yazık oldu, size değil; size kananlara...
Aparatlığına soyunduğunuz siyonist ABD bile; bu kadim İslam coğrafyamızı, bin yıllarca kardeşçe yaşayan Türk, Kürt, Arap halklarının İslam üst çatıda buluşmaları halinde ele geçiremeyeceğini, önünde duramayacağını anladı da siz hâlâ anlamadınız!..
Ama merak etmeyin, menfaatleriniz uğruna “Çukurlarda” ya da Rojava diyarında coniye heba ettiğiniz o umurunuzda olmayan Kürt halkının dili ve tüm haklarını meşru dairede savunan ve alacak olan münevver Hür yürekler var elhamdulillah...
Ha, eğer sen de pişmansan, yol yakınken dön Heval; tövbe kapısı açık...