Birileri yanlış anlasa da yanlış anlamayı bir gelenek olarak algılayıp ibadetten saysa da diyeceğiz: Tüm küresel kurumlardan, din kardeşlerinden, kendi lider ve siyasi camialarından; vicdan, iman ve iz’an sahiplerinden.. alacaklı; Rabb’ine borçlu bir halk vardır!
O halk Kürd halkıdır. O diyar, vefanın adı ve adresi Kürdistan’dır. O Ümmet “Alemlere rahmet” Muhammed(sav) Ümmetidir. Bir örgüt üzerinden mazlum koca bir halka bu kadar kin ve nefret!..
Güçlüler konuşmasın çünkü onlar zaten haklıdır! Zayıflar da konuşmasın!.. Onlar da zaten haksız! Bu; adil olmayan dünyanın tescilli mahkeme kararıdır. Temyizi de yoktur!..
Tarih yazmıştır, hakikat konuşsun!.. Çarh ile söyleşemem âyînesi sâf değil. (Nef’î)
Herkese her şey anlatılmaz; adaleti güçte arayanlara ise hiçbir şey anlatılmaz!.. Bildiğiyle Adl-i Îlahî’ye yürüsün o birileri! Sözüm; ainesi/yüzü saf olanlara!
Merhamet dilenmiyorum! Mazlum bir halkın varlık mücadelesini, öz topraklarındaki gurbetini, vahyin merkezinde uğradığı red-inkarı, asimilasyon ve tehciri, imhayı anlatıyoruz!..
O yüzden Cizrî’nin “gurbete karşı feryadını” başlık yaptık: “Feryad Ji Destê Firqetê”
Kürd ve Kürdistan’ın dramlarını anlatan ezgilerin sadece başlıkları yazılsa roman olur, okunası destan olur.
Melâ bu yüzden; “Vê firqetê ebter kirin..” (ayrılığın soyu kurusun) diyor. Firkat; Kürd’ün tarihinde çok tanıdık…
“Vê firqetê pir dil şewand/ Cerhên qedîm dîsa kewand”
Gönül dağlamış; kadim yaraları her defa yeniden kebab etmiş/ediyor!.. Öyle bir ayrılık!..
Kan ve gözyaşıyla yazılan destanlar!.. Yazdıran da kardeşleridir(!)
Siyonist’in yaşattığı Gazze, Moskof’un Çeçenistan’ı, Sırb’ın Bosna’sı, Fransız’ın, Amerika’nın.. değil yaşatılanlar!.. Dersim ve Zilanlar hilafetin son temsilcisi Türkiye’deydi. Mahabadlar; dilin zerafet, nezaket, sihirin konuşulduğu İran’daydı!.. Hiroşima’nın kardeşi Halepçe, “Mushafların, kellelerin mızrakların ucunda sessiz çoğunlukları sindirmek için dolaştırıldığı” Irak’taydı!
Şeyh Said’in mezarı yok; Said-i Nursi’in naaşı kaçırıldı! Halid Beylerin (Cibranlı, Hesananlı..); binlerce ağa, bey, şeyh, kanaat önderlerinin kabri yok!..
Bu yapılanlar; İslam nazarında suçtu, günahtı, cinayetti! BM/makul yasalara göre tehcir, soykırım, etnik temizlikti!..
Gidiş nereye?
Aklın ve Hakk’ın bir olan yoluna inat giden iktidar sahipleri!.. El-insaf, el-vicdan!.. Hak ve adaletin canına okuyor!.. Evet yüzyıldır dramlar yaşatılarak bir yere getirilmeye çalışılan bir mazlum halk, küfür ve inkara karşı yaşıyor!... Dediğinize gelmiyor, olmuyor işte!..
Olmadığı gibi her yanlışa, bölgeyi sömürmek isteyen istihbaratların olmayan söz, vaat ve adaletine mükerreren yöneliyor.
Kendini telef ederken; sizleri de zelil eden emperyalist istihbaratların bendesi ve muzdaribi ediyor!..
Gerçek buysa neden?..
Suriye-Rojava üzerinden yapılan yorumlara bakıyorum. Haber kanallarındaki yorumculara, stratejist, analist, jurnalist, miri mera/çayırları arayan amatör finalistleri dinliyorum!.. Aman Allah’ım!..
Bölge rejimleri gibi emperyalist istihbaratların her yanlışına alet olan bir örgüt üzerinden Kürdî ne varsa yargısız infaz ediyorlar.
Aman Allah’ım!.. Bir Kürd olarak biçilen kanlı deli gömleğini görüyorum. Beyler, ne yaptığınızı ne dediğinizi anlıyor musunuz? Değerlerin, duygusal bağların kökten sarsıldığı, emperyalist istihbaratların bölgemizin yerlisi olduğu, en güçlünüze emrettiği bir zeminden anladığınız bu mu?
Kürd’ün onuruna, izzet-i nefsine isyan ve asilik ekmek gafletten değilse ihanettir!..
Devletler ve hâkim uluslar; Kürd korkusu üzerinden Siyonist terörü kutsadıklarının farkında mı? Bin yıllık vefa ve cefanın karşılığı buysa sonuç:
“Sizin yalan ve hilelerinizle baş edemedim, bu bana dert oldu. Ben de sizin önünüzde diz çökmedim, bu da size dert olsun!” (S.Rıza) Vesselam.