Toplumsal tabana yayılan fuhuş ve ahlaksızlık akımları adım adım toplumumuzu çürütüyor ve artık bir beka sorunu haline gelmiştir.

Bu sorundan dolayı her ay binlerce aile dağılıyor, çok sayıda ölümlü olaylar yaşanıyor ve neslimiz artık ahlaki bir çöküş ile karşı karşıya kalıyor.

TÜİK verilerine göre boşanmaların sebepleri arasında ikinci sırada aldatma ve zina gelmektedir. Artık toplumsal bir afete dönüşen bu ahlaksızlığa neşter vurulmalı ve suç kapsamına alınarak yeni bir düzenleme yapılmalıdır.

Türkiye’de; Kuran kurslarının yasaklandığı, İmam Hatip okullarında katsayı zulmünün yaşandığı ve kamu kurumlarında başörtünün yasaklandığı o zulüm dolu yıllarda Anayasa Mahkemesi eliyle zina fiili suç olmaktan çıkarıldı.

Evet, o yılları dün gibi hatırlıyoruz. İslam ve Müslüman kavramları bile neredeyse suç sayılacağı o zulüm dolu yıllar belki geride kaldı ama o dönemin uygulamaları hala revaçtadır.

Türkiye’de muhafazakâr olan birçok parti ve bu partilerin Milletvekillerinin ezici bir çoğunluğu münferit yorumlarında “zina suç sayılsın” demelerine rağmen herkes sessiz sedasız bekliyor.

Malumunuz Sayın Cumhurbaşkanı 2025 yılını “Aile Yılı” ilan etti ve bu süreç hala devam ediyor. Sadra şifa olmasa da ailenin korunması ve evliliklerin kolaylaştırılması konusunda da bazı adımlar atılıyor. Ancak ailenin temeline dinamit konulan bu zina fiilini suç kapsamına alınmaması ya da bu konuda gerekli şekilde sesini yükseltilmemesi ciddi bir çelişkidir.

Özellikle son yıllarda toplum olarak büyük savrulmalar yaşıyoruz. Sosyal medya başta olmak üzere TV dizileri ve çeşitli iletişim araçlarında bilinçli ve sistemli olarak aile yapısı zayıflatılıyor. Aynı şekilde zina ve gayrı meşru ilişkiler normalleştiriliyor ve toplumumuzun ahlaki yapısı hedef alınıyor.

Toplumsal çöküşün hız kazandığı bu süreçte HÜDA PAR’ın hazırladığı ve TBMM’ye sunacağı kanun teklifi toplumsal vicdanın sesi olacak.

Bu sese; duyarlı parti, STK, cemiyet, kanaat önderleri ve medya sahip çıkmalı, desteklemeli ve gündemde tutmalıdır. Bu hassasiyet hepimizin yarasıdır ve HÜDA PAR bu yaraya merhem olmak için kolları sıvayıp öncü olmuş ve kanun teklifini hazırlamıştır.

Duyarlı her kişi ve kuruma da düşen bu kanun teklifine sahip çıkması, her platformda dile getirmesi, desteklemesi ve sürekli gündemde tutmasıdır.