İki asırdır İslam âlemi olarak geriye gidiyoruz. Her yıl bir önceki yıla göre daha kötü bir duruma düşüyoruz. Deyim yerindeyse şu an can çekişiyor ve sadece nefes alıp verebiliyoruz.
İki milyar Müslüman sayımıza rağmen iki buçuk yılı aşkın bir süredir işgalci siyonistlerin Gazze’de yaptıkları soykırım ve bu soykırıma karşı İslam âleminin sessizliği can çekişimizin ispatıdır.
Aynı şekilde Küresel haydut ABD ve orta doğudaki zehirli hançer olan siyonistlerin bir taraftan Lübnan, bir taraftan Suriye, bir tarafta İran, bir taraftan Yemen’e yaptıkları barbar saldırıları da bunun delilidir.
Evet, iki milyar Müslüman nüfusuna rağmen büyük şeytan ABD ve işgalci siyonistler halkı Müslüman liderleri muhatap bile almıyor ve onları adam yerine bile koymuyorlar.
Bundan dolayı diledikleri İslam coğrafyasına diledikleri zaman saldırıyor, işgal ediyor ve katliamlar gerçekleştiriyorlar.
Halkı Müslüman ülke liderlerinin yaptıkları tek şey de “kınamak” oluyor. Halklarından çokça tepki aldıklarında bu kez hükümetler “şiddetli kınama” yapıyorlar. Hepsi o kadar.
Her ne kadar halkı Müslüman ülke liderlerinde bu karamsar tablo olsa da elbette umudumuzu yitirmiş değiliz. Müslüman halkların içindeki direniş ruhu bize umut aşılıyor. Sumud Filosu bunun en bariz örneğidir. Aynı şekilde İran, Afganistan, Lübnan, Gazze ve Yemen’deki gelişmeler bunun kanıtıdır.
Peki, bize ne düşüyor?
Her şeyden önce zulme karşı direnişi kuşanabilecek ve Müslümanların namus-u ekberine el uzatan müstekbirlere karşı izzetle durabilecek erdemli bir nesil yetiştirmeliyiz.
Yüz yıllardır inancımızı, medeniyetimizi ve kültürümüzü bizden uzaklaştıran ve bizi köhnemiş batı medeniyetine mahkûm edenlerden kurtulmalıyız.
Mısırlı oyuncu Mahmut Yasin:
“Bir medeniyeti yok etmek istersen, bunun üç aşaması vardır:
Aileyi yıkmak.
Eğitimi yıkmak.
Örnek olanı değersizleştirmek.
Aileyi yıkmak için; anneye farklı bir rol biç, öyle ki ev hanımı olmaktan utansın.
Eğitimi yok etmek için; öğretmenleri toplumda itibarsızlaştır, onlara önem verme. Öyle ki, öğrencileri bile onlara hakaret edebilsin, onları aşağılasın.
Örnek olanları gözden düşürmek için; alimleri ve fikir adamlarını değersizleştir. Onları karala, küçümse, onlardan şüphe duyulmasını sağla. Ta ki kimse onları dinlemesin ve onları örnek almasın.”
Evet, ustaca ve tedricen medeniyetimizi ve inancımızı yok etmek isteyen batı emperyalizmi bizden çok şey aldı.
Aşama aşama eğitimimize ve aile yapımıza müdahale ettiler. Âlimlerimizi ve fikir adamlarımızı değersizleştirdiler. Hem de bunları kendi iktidarlarımızın elleriyle yaptılar. Bir iki nesil sonra biz, biz olmaktan çıktık.
Her gün biraz daha geriledik ve yönümüzü batıya dönmek zorunda kaldık. Böylece hem kendi medeniyetimizden olduk hem de onların köhnemiş zihniyetlerine mahkûm olduk. Böylece çok şey kaybettik.
Yaklaşık iki yüz yıldır bu kaybedişin bedelini ödüyoruz. Netice olarak Avrupa ve ABD’nin önce sömürgesi sonra da pazarı olduk.
Artık yeter! Geleceğimiz olan neslimiz bu zilleti yaşamamalıdır. Bunun için çok çalışmalı ve neslimizi iyi yetiştirmeliyiz.
Neslimiz bir kanadında mukaddesatını, medeniyetini ve inancını taşımalı; diğer kanadında da ilim, bilim ve teknolojiyi taşımalıdır.
Bu iki kanatla uçmayı öğrenmelidir. Çalışmanın zeminini bu esaslar üzerinde oluşturmalı ve inşa edilecek olan binanın temeli bu şekilde atılmalıdır.
Bu da ancak inancına, tarihine ve medeniyetine bağlı erdemli bir nesil ile mümkündür.