Siyonist işgalci rejim, ABD ile beraber İran İslam Cumhuriyetine saldırılar başlattığı 28 Şubat 2026 tarihinden beri Mescid-i Aksa’nın kapılarına kilit vurmuştur. O gün bu gündür yani 36 gündür Müslümanların Mescid-i Aksa’ya girmelerine izin verilmiyor ve kapalı tutuluyor.
Siyonist işgalcilerin 1967’de Kudüs’ü işgal ettikleri tarihten bu yana ilk kez Ramazan ayında Mescid-i Aksa’da teravih namazı ve itikâf ibadeti yapılamadı.
Bilindiği gibi özellikle Ramazan ayının son 10 günü hem yerli hem de dışarıdan on binlerce Müslüman Mescid-i Aksa’daki mescitlerde itikâfa giriyor ve ibadet ediyorlardı. Geçen yıl Mescid-i Aksa mescitlerinde 180 bin Müslüman itikâfa girerek özellikle Kadir gecesini idrak etmişlerdi.
Yeri gelmişken bir detayı da hatırlatmış olalım. Mescid-i Aksa alanı içerisinde 6 mescit bulunmaktadır. Bunlar; Kıble Mescidi, Kubbetu’s Sahra, Babürrahme Mescidi, Burak Mescidi, Kadim Aksa Mescidi ve Mervan Mescididir.
İşgal rejimi 36 gündür bu mescitlerin kapılarına kilit vurmuş ve Müslümanların bu mescitlerde vakit, Cuma ve Bayram namazları kılmalarına izin vermiyor.
İslam âleminin sessizliği siyonist çeteyi daha çok cesaretlendiriyor ve onu daha da saldırganlaştırıyor.
Konuşmaya geldiğinde mangalda kül bırakmayan ve kendilerini Kudüs davasının sahibi olduklarını açıklayan halkı Müslüman ülke liderleri sessizliklerini korumaya devam ediyorlar.
Attıkları en iyi adım ise kınamaktır. İşgalci rejim ise yapılan kınamalara sadece gülüyor ve kınamakla yetinen halkı Müslüman ülke idarecilerinden cesaret alarak daha da pervasızlaşıyor.
Neymiş, Türkiye, Mısır, Endonezya, Ürdün, Pakistan, Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanları ortak bir kınama mesajı yayınlayarak işgalci siyonistleri kınamışlar.
Başka?
Başka da bir şey yok.
Ne askeri ne siyasi ne de diplomatik somut adım atılmadan kınamakla yetinenler sadece işgalcilere moral veriyor ve yapacakları bir sonraki zulüm için onlara kapı aralamış oluyorlar.
Hatırlayın, 1969’da Mescid-i Aksa’da çıkan yangında dönemin işgal rejiminin Başbakanı, “O dönemde Müslümanlar bize saldıracak ve bizi topyekûn ortadan kaldıracaklar dedim. Fakat gördüm ki Müslümanlar suskun bir ümmetmiş” demişti.
İşte bu suskunluk, bu duyarsızlık ve bu acziyet işgalcilere sonraki adımları atma kapısını açtı.
Dikkat edilirse bir aydan fazladır Mescid-i Aksa kapılarını kapatan işgalci çeteler Müslümanlardan ciddi bir tepki almadılar. Bu sefer sonraki adıma geçip, zindanlarında esir aldıkları Mescid-i Aksa’nın murabıtları, savunucuları ve kahramanları için idam kararını çıkarttılar.
Bu karara da Müslüman halklar yeterince tepki gösterip dünya kamuoyu gündemine getirmekten aciz kaldılar.
Kendi memleketimizden örnek vermemiz gerekirse, Dünya kupası maçında Türkiye’nin attığı bir gole olan ilgi ne 36 günlük Mescid-i Aksa’nın kapalı olmasına gösterildi. Ne de Mescid-i Aksa için işgalci rejimin zindanlarında olan on binlerce mücahit için çıkarılan idam yasasına gösterildi.
Evet, maalesef bu bizim gerçeğimizdir.
Müslümanlar silkelenip kendilerine gelmezlerse çok yakın zamanda işgalci rejim on binlerce Filistin’li kardeşlerimizi idam etmek suretiyle şehit edecekler. Bununla yetinmeyip ölü toprağı serpilmiş biz Müslümanların gözleri içine bakarak uygun bir kılıfla Mescid-i Aksamızı yıkacaklar. Çünkü o melun topluluğun bu yönde planları ve çalışmaları olduğu herkesçe bilinmektedir.
Tek çare ise Müslüman liderler ve Müslüman halklar mezhep, meşrep, renk ve çıkarlarını bir kenara bırakarak kardeş olmalarıdır. O zaman ne işgalci rejim ne de sırtını yasladığı ABD bu coğrafyada barınamaz ve defolup giderler. O günleri görme temennisiyle…