Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk’un bir konuşmasında sarf ettiği "Bütün Ortadoğulu erkeklerin kafalarındaki pisliklerden bende de var" ifadesi, bir özeleştiriden ziyade, kendi coğrafyasına Batı’nın sömürgeci gözlüğüyle bakan hastalıklı bir zihniyetin iflasıdır.
Peki, nedir o "pislik" dedikleri? Eğer bir zihin bulanıklığından veya ahlaki bir çürümeden bahsedilecekse; önce maskesinin arkasına milyonların kanını ve tarihin en büyük yağmalarını gizleyen Batı’ya bakmak gerekir.
Batı’nın bugün sahip olduğu refah; "zihni kirli" ilan ettikleri Ortadoğuluların değil, yok ettikleri medeniyetlerin ve katlettikleri milyonların mirasıdır:
İslam medeniyetinin zirvesi olan Endülüs’te, Reconquista (Yeniden Fetih) adı altında yüz binlerce Müslüman katledildi, kütüphaneler yakıldı ve koca bir medeniyet engizisyon karanlığına gömüldü.
İngiltere, Hindistan’ı sömürgeleştirirken sadece zenginliklerini çalmadı; suni kıtlıklar yaratarak 30 milyondan fazla insanın açlıktan ölmesine neden oldu.
Amerika kıtasında 70 milyondan fazla yerli yok edildi; koca bir kıta kanla "ehlileştirildi".
Belçika, Kongo’da 10 milyon; Fransa ise Cezayir’de 1,5 milyon Müslümanı katletti.
Kendi refahı için dünyayı ateşe verenlerin, koca kıtaları köleleştirenlerin ve milyonlarca masumun kanı üzerinden "insan hakları" dersi verenlerin; dönüp Ortadoğu erkeğini "zihni pisliklerle dolu" ilan etmesi, kelimenin tam anlamıyla bir akıl tutulmasıdır.
Dünya bugün, Batı’nın en "seçkin" tabakalarının içine battığı Epstein dosyasını konuşuyor. Bu, sadece bir şahsın suçu değil; siyasetçisinden bilim adamına kadar uzanan sistematik bir sapıklık, katillik, vahşet ve istismar ağıdır. Batı’da bu tür sapkınlıklar "bireysel hata" gibi halı altına süpürülürken; Orhan Pamuk gibi isimlerin suçu ısrarla "Ortadoğu ve Müslüman" kimliğine yamamaya çalışması, ancak derin bir aşağılık kompleksiyle açıklanabilir.
Orhan Pamuk ve onun temsil ettiği bu zihniyet şunu anlamalıdır: İslam ahlakıyla yoğrulmuş bir zihinde, Batı’nın o kanlı sömürgeci dürtüleri ve "Epsteinvari" sapkınlıklarının karşılığı yoktur. Bizim medeniyetimiz; kadını "emanet" bilen, bir insanı öldürmeyi tüm alemi öldürmekle eşdeğer tutan bir inancın kalesidir. Bizim tarihimizde sistematik soykırım, ırkçılık ve kıtalar arası köle ticareti yoktur.
Asıl "pislik", kendi coğrafyasını Batı’ya şirin gözükmek için kurban eden, Müslümanları potansiyel birer "kirli zihinli" gibi yaftalayan bu hastalıklı bakış açısındadır. İhtiyacımız olan şey, Batı’dan onay bekleyen "ezik" aydınlar değil; kendi inancına, tarihine ve tertemiz ahlakına güvenen, Batı’nın maskesini düşürecek cesur duruşlardır.
Kendi halkını aşağılayanların aldığı ödüller, Batı’nın vicdan azabını dindirmeye yetebilir; ancak bizim izzetli medeniyetimizin vakarını gölgelemeye asla güçleri yetmeyecektir.