7 Ekim’den bu yana Gazze’de büyük bir soykırım yapmalarına rağmen Müslüman ülkelerin soykırımı durdurmak bir yana dursun, yardım tırlarını Refahtan geçiremeyecek acziyeti, bu vahşi sapkın emperyal siyonistleri azdırdıkça azdırdı.

Adım adım işgal projesinin Filistin sonrası Golan, Lübnan, Suriye’yle devam ederek İran’la karşılaşma düşünülürken, Epstein sapkınlıklarının bilinçli ifşasıyla hedef bir anda İran oldu.

İSRAİLİN YENİLMEZLİK ALGISINI YIKAN GÜÇ

Amaç; 7 Ekim Aksa Tufanı operasyonuyla israilin yenilmezlik algısını yıkan HAMAS’tan Gazze’yi yerle bir ederek intikam aldıklarını düşünürken, İran’ın kendilerini ateşkes yapmak zorunda bıraktığı 12 gün zaferine karşılık da bir bedel yaşatmak istiyorlardı.

Ancak bu öyle hemen olmuyordu. İşgalciler bir beldeye girmeden önce kültürel işgali başlatıyorlardı. Yani Hollywood yapımı özgürlük ve kahramanlık temalı sinema filmleri gösterime giriyor ardından fiziki işgale girişiyorlardı.

Kısacası görsel bir şova ihtiyaçları vardı. Ama bu seferki film senaryosu gerçek zamanlı bir işgalin provasıydı ki hedef İran olsa da mesaj tüm dünya ülkelerineydi.

MÜZAKERE MASASINDAYKEN VURDULAR

Aksiyon almaları gerekiyordu, aldılar. Venezuela kolay lokmaydı. Uzunca bir süredir beklettikleri müdahalede Maduro ve eşini yatak odasından alarak tüm dünyaya ‘Bizimle uğraşanın akıbeti böyle olur’ mesajı verdiler.

Derken Trump saçmalamaya devam etti; “Grönland’ı almamız lazım” dedi. Dumura uğrayan Avrupa ülkeleri afallamışken, bu kez İran’a saldırdılar ama en adice.. Müzakere masasındayken vurdular.

Uluslararası hukukun çiğnendiği ve insani hiçbir değerin kalmadığı bir düzlemde son olarak devletlerarası, uluslararası hukuku da ayaklar altına alarak hiç ettiler..

İran’a yaptıkları saldırıda ilk vurdukları hedefler arasında 165 kız çocuğunun can verdiği bir ilkokul, İran rehberi Ali Hamaney’in konutu ve hedef gözetmeksizin askeri yapılar, sivil yerleşimleri bombaladılar.

Yaşadıkları güç zehirlenmesi kendilerini o kadar vahşileştirmişti ki deliler gibi bombalamaya devam ettiler.

İRAN’IN TELAVİV’E ATTIĞI HER FÜZE YÜREKLERİ FERAHLATIYOR

Ancak İran’ın ilk şoku atlattıktan sonra ABD’nin tüm Körfez ülkelerinde bulunan üslerini nokta atışlarla vurarak kör etmesi ve Telaviv’e yoğunlaşması düşman kuvvetlerinde büyük bir paniğe neden olmuş durumda.

İran’ın her gece ‘Bismillah’ diyerek attığı her füzenin, Telaviv’e Gazze’ye yaşattıklarını yaşatması, İslam dünyası halklarının, hatta vicdan sahibi tüm Avrupa, Asya halklarının dahi yüreğini ferahlatıyor. Çünkü Telaviv’e atılan her füze Gazze’nin ahıdır, intikamıdır!..

Doğrusu; 47 yıllık ambargo uygulanan İran’dan bunu beklemiyorlardı. Bir yanda süper güç ABD ve bölgenin en büyük terör oluşumu israilin en gelişmiş teknolojik silahlarına karşı direnirken diğer yandan Suudi, BAE, Ürdün, Kuveyt, Katar, Bahreyn, GKRY gibi ABD uydusuna dönüşen ülkelere ayağınızı denk alın demiş oldu İran.. Nitekim üslerin ABD toprağı olduğunu bu ülkelere yönelik bir düşmanlık beslemediklerini açıklayarak ülke topraklarını insanlık düşmanlarına kullandırtmamaları tavsiyesinde de bulundu İran yönetimi haklı olarak..

SALDIRILAR İRAN DEVLET AĞINI YIKAMADIĞI GİBİ HALKI DA DÜŞMANA KARŞI BİRLEŞTİRDİ

Bir diğer hakikat ise; ABD’nin, İran’a saldırıp liderlerini katletmekle zannettiler ki Venezuela tarzı bir havayla İran halkını korkutup kaçırtacaklar ve muhalif kesimleri harekete geçirebilecekler, ama nafile.. Aksine İran, saldırılara karşı çok güçlü bir savunma sergileyerek devlet kurumları bombalansa dahi işlettiği sistemin işler olduğunu ortaya koydu. Yanı sıra İran Uzmanlar Meclisi, katledilen Ali Hamaney’in oğlu Mücteba Hameney’i yeni rehber seçerek Hamaney soyismi üzerinden siyonist emperyalistlere daha güçlü bir mesaj verdi.

Diğer yandan en muhalif İranlı bile ülkesine yönelik bu ABD siyonist saldırıları sonunda kendilerine sözde özgürlük getirebileceklerine en ufak bir inancı yok. Çünkü bu şer güçlerin Irak, Afganistan trajedisi hala hafızalarda canlılığını koruyor.

TRUMP GERİ VİTESE TAKTI

Trump, saldırıların ilk günü önce “Operasyon sınırlı” demiş, sonra “4-5 hafta sürebilir” açıklaması yapmış, şimdilerde “Operasyon neredeyse bitti”, “Ben istersem biter” derken; siyonist rejimin harladığı ABD askeri kaynakları ise bir kara işgali olabileceği sinyali veriyor. Bu kararsızlık, kapalı kapılar ardında içinden çıkamadıkları büyük bir anlaşmazlığa da işaret ediyor.

SAVAŞ ÇIĞIRTKANI SİYONİSTLER İŞBAŞINDA

Hatta savaşın körfez ülkeleri ile İran arasında devam etmesi için Suudi Arabistan’a lobi faaliyeti yapmaya giden Trump’a yakın isimlerden Cumhuriyetçi Senatör siyonist Lindsey Graham, istediği sonucu alamayınca Suudi yönetimi ve Körfez ülkelerine aba altından sopa gösterdi. Graham, "Umarım Körfez İşbirliği Konseyi ülkeleri bu çatışmaya daha fazla dahil olurlar, çünkü bu savaş onların arka bahçelerinde yaşanıyor. Eğer şimdi ordunuzu kullanmaya istekli değilseniz, ne zaman kullanmaya istekli olacaksınız? Umarım bu durum yakında değişir. Aksi takdirde, sonuçları olacaktır" diye açık açık tehdit etti.

HÜRMÜZ HAMLESİ SAVAŞIN SEYRİNİ DEĞİŞTİRİYOR

Emperyalistleri köşeye sıkıştıran bir diğer hamle; İran’ın Hürmüz Boğazını kapatmasıyla enerji kaynaklı krizin tüm dünyaya yansıması oldu. Beklenen bu durumun üstesinden nükleer yakıtlı savaş gemileriyle gelebileceğini düşünen ABD’yi ters köşe yapan gelişme ise İran'ın cephaneliğinde su altından saniyede 100 metre hıza ulaşabilen savaş gemilerinin korkulu rüyası füzeleri kullanmaya başlamasıyla denklem değişti. İran’ın iddiasına göre bu füzeleri dünyada üreten iki devlet var; biri kendileri diğeri ise Rusya..

KARİZMAYI ÇİZDİRMEDEN SAVAŞI SONLANDIRMA ARAYIŞLARINDA ARKAPLAN DİPLOMASİ DEVREDE

Gelinen aşama itibariyle ABD’nin başlattığı ancak her geçen gün kötüye giden savaşı karizmayı çizdirmeden sonlandırma arayışları da üçüncü ülkelerin arkaplan diplomasi faaliyetleri üzerinden sürüyor. Oysa sonucu baştan belli bu savaşı uzun süre sürdüremeyecekleri, yaşanan gerçeklikler üzerinden de rahatlıkla anlaşılabilirdi..

Mesela en basitinden okyanus ötesinde bulunan ülke konumuyla ABD, üsleri olmadan bu savaşı sürdüremez. Ki bundan dolayı İran’ın ilk nokta atışlı hamlesi bu üslere yönelik olmuştu. ABD bugüne kadar Vietnam, Irak ya da Afganistan gibi kara gücüyle girdiği hiçbir ülkede kalıcı olmadığı gibi bir zafer elde edememiştir.

YAPAY TOPLUM “ÇİFTE VATANDAŞ” SİYONİSTLER KAÇIYOR!

Devlet olduğunu iddia eden terörist oluşum israil de işgal ettiği topraklara dünyanın dört bir yanından taşımalı getirerek oluşturduğu yapay toplumla “Çifte vatandaş” siyonistleri bin bir vaatle Filistin topraklarında tutuyor. Ki üzerlerine yağan İran füzelerinden dolayı ya korku içerisinde sığınaklara doluşuyorlar ya da bir yolunu buldukları anda vatandaşı oldukları ikinci ülkeye kaçıyorlar.

İRAN TOPLUMU: ÖLSEK DE(ŞEHİD) ZAFER, KALSAK DA ZAFER

Ama İran halkı ise öyle değil. Bombaların başlarına yağdığı şu günlerde bile halk evinde, işinde, çarşı-pazar işler halde hayat devam ediyor. Bırakın bir yerlere kaçmayı, katledilen canlarını uğurlama ve anma etkinliklerine milyonlar iştirak ederek Amerika’ya, israile ölüm sloganlarıyla bileniyorlar. En önemlisi de “Ölsek de(şehid) zafer, kalsak da zafer bizim” , “Bir Hüseyin ölür bin Hüseyin dirilir” manevi iklimine sahipler.. Böyle bir inanca sahip bir halka kim ne yapabilir ki.. Fark bu işte.. Şimdi siz söyleyin bu tablo karşısında zafer kimin?..

SAVAŞI SONA ERDİRMENİN TEK YOLU

Dolayısıyla haklı olmanın verdiği gurur ve on yıllardır bugüne ambargo şartları elverdiğince hazırlanmanın verdiği güvenle gerek İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, gerekse Devrim Muhafızlarının, ABD Başkanı Trump’ın kıvranacak hale geldiği savaşı sona erdirmenin tek yolunu şöyle açıklıyorlar:

-İran'ın tartışmasız haklarının kabul edilmesi

-İran’a tazminat ödenmesi

-Saldırganlıklarının tekrarlanmasını önlemek için kesin bir uluslararası yükümlülük altına girilmesi

-İran’ın nükleer enerji tesislerinde nükleer yakıt üretimine izin verilmesi

-Netanyahu’nun Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne teslim edilmesi

-İşgal rejiminin 7 Ekim sınırlarına geri çekilmesi ve Trump’ın Gazze planının iptal edilmesi

-İran’a yönelik tüm yaptırımların kaldırılması ve dondurulmuş fonların iade edilmesi

-Lübnan, Suriye ve Yemen’den çekilme ve Arap topraklarındaki tüm ABD üslerinin boşaltılması

-Trump’ın Hamaney’den kamuoyu önünde özür dilemesi…

Talep edilen maddelerde ABD yönetimini, halkını ya da işgal rejimini tehdit eden bir durum var mı; yok.. O zaman, gayet makul talepler öyle değil mi?..

KÖRFEZ ÜLKELERİ BUGÜNDEN SONRA DOĞRU YERDE DURACAK MI?

ABD’nin üslerinin bulunduğu Müslüman Körfez ülkelerine gelince; bu savaş göstermiştir ki ABD ve terörist israil yenilmez değilmiş!.. ABD’nin üsleri üzerinden kendilerine sunduğu koruma şemsiyesi kendi ülkelerini koru-ya-mamıştır. Trilyon dolarlara aldıkları silahlar kendi kullanımları için değil siyonist ABD’li şirketleri kalkındırmak içinmiş..

Bu son yaşadıklarından ders çıkarmaz, ülke topraklarını yeni üsler inşa etmek için yeniden işgalci ABD ve terörist israile açarlarsa bir sonraki benzer ilk krizde saltanatlarından olacaklarını anlamaları gerekiyor.

ABD ÇÖKÜYOR, İSRAİL YIKILIYOR

Çünkü ABD’nin artık ne Avrupa nezdinde ne Asya ne Afrika kıtasında bir karşılığı yok. Ve giderek yalnızlaşan bu tiran çöküşe geçmiş durumda. Tüm dünya halklarının nefret ettiği israil ise yıkılıyor. ABD’nin desteğini kesmesi bir seçime, bir kıvılcımın çakmasına bakar.

TEK ÇARE: İSLAM BİRLİĞİ

Müslüman ülkelerin tam bağımsızlığına giden yol ise; kendi aralarında Siyasi, Ekonomik ve Askeri anlamda oluşturacakları İslam Birliği ile mümkündür.

SİYONİST EMPERYALİSTLER SÜNNİ-Şİİ AYIRIMI YAPMADAN SOYKIRIM YAPARKEN, AKLIEVELLER…

Bir çift sözü de ülkemizde sosyal medya üzerinden Gazze’de soykırım yapan terörist israil ve ABD’nin 165 kız çocuğunu katlettiği ilkokul katliamıyla saldırılarını sürdürdüğü hedef ülkenin İran olmasıyla sevinen ve adeta “Yesinler birbirlerini” dercesine yazıp çizip konuşan tipler için ifade etmek istiyorum..

Dün Sünni-Hanefi Afgan halkını katliamdan geçiren siyonist emperyal zihniyet bugün Sünni-Şafii Gazze halkını soykırımdan geçirip hemen akabinde Şia mezhebine bağlı İran halkını, yönetimini bombalarken hangi mezhebe bağlı olduğuna bakmıyor, sadece Müslüman kimliğine bakıyor!.. Ama buna rağmen aklı evveller bu siyonist değirmene su taşımaktan geri durmuyor.

İran’ın hataları günahları olabilir, vardır da. Bunu hepimiz dile getiriyor ve tasvip de etmiyoruz. Ancak bu sorun kendi aramızda hallolması gereken bir mesele. Düşmanın bunu bir ayrışma vesilesi yapmasına müsaade etmemeli. Ve bu geçmiş sorunlar, düşman saldırısı altında bulunan ehli kıble kardeşlerimizle dayanışmamıza, birlikte hareket etmemize engel olmamalıdır.

İlla bir siyonistin çıkıp da (israilin eski Başbakanı Bennett gibi) yarın “İran'dan sonra hedef Türkiye. Boş durmayacağız.” zehrini duyduktan sonra mı akılları başlarına gelecek!..

Unutulmamalıdır ki; Ehl-i Sünnet alimlerine göre kim olursa olsun Ehl-i kıbleden hiç kimse tekfir e-di-le-mez. Hele ki düşmanın saldırı halinde olduğu bir zaman diliminde bunu sürdürerek fitneye sebebiyet vermek ihanettir.

Yüce Allah Celle Celaluhu, Kur’an Azimüşşan’da biz Müslümanları uyararak şöyle buyuruyor: “Kâfirler aslında birbirlerinin dostları ve yardımcılarıdırlar. Eğer siz de öyle yapmazsanız, yeryüzünde büyük bir fitne ve fesat çıkar.” (Enfal, 73)