İhlası bilmeyenimiz yoktur.

Peki onu yaşayanımız, doyumsuz tadını alanımız... Her halini, her anını ve her davranışını, duygusunu, düşüncesini, hissini ihlasla nurlandıranımız...

İhlas.

O öyle bir nimet-i azimdir ki, Rabbim sevdiklerine, seçtiklerine bahşeder.

O saf ve katıksızdır.

Sadece Rıza-yı Rahman adına..

Sırf Allah rızası için.

Öyle güzel bir bağ ki; Allah ile kulu arasında. Sarsılmaz, savrulmaz, vazgeçilemez.

Allah için sevmek ve Allah için buğzetmek.

Allah'ın sevdiklerini sevmek ve nehyettiklerinden uzaklaşmak.

Sahi biz en son ne zaman ihlasın tadını aldık?

Başkalarının bilmediği sadece ve sadece Allah'ın bildiği kaç tane ibadetimiz, ihsanımız, infakımız var?

Allah için değilse başka ne için olursa olsun her iyilik, her hasene, her ibadet tamamen beyhudedir. Hatta başa beladır.

İhlas öyle bir sırr-ı ulvidir ki şeytan fark etmez ki bulanıklaştırsın, nefis hissetmez ki tadını bozsun ve insanlar bilmez ki övsün...

İçinde ne desinler ne övsünler ne ucb ne kibir... Bozucu tek bir etken bile yok... Sade, saf ve temiz... Çıkarsız…

"Bilen biliyor kimse bilmezse de olur." derdi rahmetli Mehmet Yavuz…

Sadece Allah bilsin yeter... İhlaslı amelleri işleyenler bile, ihlasın o muazzam tadı karşısında kendi amellerini hemencecik unuturlar. Başkaca amelleriyle tekrar tekrar ihlasın sekinesine yelken açarlar. Huzur ve huşu ile… Aşk ve iştiyak ile…

Bugün ihlasın o muhteşem tadına varan ehli Gazze ve özellikle Kassam Mücahidleri, dikkat etmişseniz bugüne kadar tek bir defa yaptıklarıyla övünen tek bir beyanatta bulunmamışlar. Alkış beklememiş, övgü dilenmemiş ve gösteriş etmemişler... Başa kakmamış, diğerlerini ötekileştirmemiş, kimselere üsten bakmamışlar... Reklam minnetine düşmemişler. Zaten ihlasın başka bir sırrı da Allah ihlaslı kullarının sevgisini diğerlerinin kalbine yerleştirirmiş. Yani sen reklam yapma ki Allah senin manen reklamını yapsın. Seni sevenlerine sevdirsin.

İşte bu sır ehli ihlas olanları aşka getirir ve bu nedenledir ki her işlerinde, her anlarında ihlassız tek bir amel düşünmezler, yapmazlar.

Bilirler ki ihlas yoksa iflas vardır. Ebedi mahcubiyet... Huzur-u İlahi'de kabul görülmemek gibi dehşetli bir endişe...

Ahiret yurduna, heybenin dolusuyla gitmek ancak sadece yakıt taşımak... Allah muhafaza!

Evet, ihlas en küçük bir edimi bile devasa bir ibadete dönüştürürken, ihlassızlık en büyük bir ibadeti en edna bir edime dönüştürmektedir.

Elimizdeki yakut ve elmasları cam ve teneke parçalarına indirmeyelim. Bilelim ki ihlas yoksa iflas vardır.

İhlasın o eşsiz lezzetine erişenlerden olmak için gayret edelim. İhlaslı davranış ve yaklaşımlarımızın sıklığını artıralım.

Sadece Allah'ın bildiği ve kimselerin bilmediği nice ibadetlerimiz olsun. İhlas duruşumuz, düsturumuz, vazgeçilmezimiz olsun.

Olsun ki iflas olmasın.