Cehaletin tanımını bile yapamamış çağımın beşeri sistemleri eğitim adına yapageldikleri ne kadar verimli/gerekli olabilir ki?

Sadece okuma yazma bilmeyene cahil demek cahilliktir. Okul/üniversite mezunlarına eğitimli demek de..

Amr bin Hişam… Asıl lakabı “bilgilerin babası” anlamına gelen Ebul Hakem iken gerçeklere sırtını dönmesi, kibir ve kıskançlıkla hakikate düşmanlık beslemesi isminin Ebu Cehil yani cehaletin babası olarak tarihe geçmesine sebep olmuştur.

Evet, cehalet, insani değer ve erdemlerden uzak yaşayan her insanın içinde debelendiği karanlığın adıdır. Bu karanlıktan çıkaramadığınız her cahil, bilgilendirildikçe, diplomalandırıldıkça canileşebilir olmaktadır.

Organ mafyası gibi ürkütücü teröristlerin tümünde kilit adam doktor değil midir?

Vergi kaçakçılarının, profesyonel dolandırıcıların hatta silah sanayisinin ve dahası soykırım vahşetinin tamamı şu eğitimli canilerin sayesinde olmamakta mıdır?

Şimdi gelelim fıtraten tertemiz, günahsız ve eğitilmeye müsait gençlerimiz, evlatlarımız hangi süreçlerin eksikliğinden veya ne tür gereksiz/muzır girdiler nedeniyle bu derece tehlikeli bir hal almış.

Nice meslektaşımızın öğrencileriyle sırf yüksek sesle konuşmuş, onurunu kırmış vb. hezeyanlardan dolayı savunmaları alınmış, mahkemelerle uğraşmış ve dahası… Bu sistemin öğretmene itibar suikastı değil de nedir? Anne ve babalar da pek farklı bir durumda değiller. Bu iki nokta bir nesli heba etmeye yeter de artar. Bir ülkeyi sömürülebilir hale getirmenin en etkili ve ucuz yolu..

Genelde ABD ve Avrupa’da görmeye alışık olduğumuz bu tür menfur olayları ülkemizde de görmek gerçekten fazlasıyla üzücü ve düşündürücü.. Batının batık sistemleri bu vb. vahşiliklere alışık olsa da biz asla alışmayacağız. Alışmamak için gerekli tüm değişim ve dönüşüme adım atacağız. Sahi sistemlerini kopyalamaktan bir türlü vazgeçemediğimiz bu batıdan farklı sonuç beklemek de safdillik olmuş.

Milli, manevi, kültürel desteklerle özel ve özgün bir sisteme ne derece ihtiyaç olduğunu anlama vaktimiz gelmiştir.

Medeniyeti bedenini açmak, malını, zamanını israf etmek ve daha birçok hezeyanlarla açıklamaya çalışan şu eğitimli cahiller güruhundan kurtulmak gerek.

Ne zaman eğitim sistemine ahlak, edep, saygı, sevgi vb. değerler konu edinilmiş ise bu güruh “Laiklik elden gideyo haa” diye arzı endam etmiş ve maalesef etkili de olmuştur.

Evet, evvela sistem millileştirilmeli, sonra müfredat manevileştirilmeli, sonra okullar zorunlu olmaktan kurtarılmalı, isteyerek, severek gelinen ilim bahçelerine dönüştürülmeli.

Diziler, programlar yani özellikle yerel TV’ler bu doğrultunun dışına her çıktığında ciddi yaptırımlarla caydırılmalıdır.

Sanal âlem ve pc. oyunlarına korunaklı filtreler getirilmeli. Eğitim ve öğretim amaçlı vakıf ve derneklerimizin milli değerlerimiz ile örtüşen tüm programları desteklenmeli ve modellenmelidir.

Ebeveyn hakkı, öğretmen ve büyüklere saygının önemini, insan sevgisi ve sosyal yaşam becerileri gibi ana temalar dersleştirilmeli… Eğitim ve öğretim eşit oranda değerlendirilmeli.

Güvenin ve umudun membaı okullarımızda silah/cinayet bir anda olup biten bir tepki değildir elbet. Bunun sonuçlarından çok sebepleri irdelenmeli. Bu sebeplere inilmedikçe geleceğimiz sürekli tedirginlik üretir olacak. Ve her sistem istese de istemese de bilgili cahiller, okumuş caniler üretmekten kurtulamayacaktır.