Terör devletlerini medeniyet beşiği sandık. Onlara yaranmak, muasır medeniyetlerin seviyesine ulaşmak için her türlü seviyesizliğe göz yumduk. Aldandık. Alıştık, kanıksadık hatta uygular olduk.

Batının kavram ve kurumları bizi biz olmaktan çıkarıp başkalaştırdı, batılılaştırdı. Batıllaştık.

Özgürlüğün içini boşaltıp saygısız, ahlaksız, sınırsız, hadsiz bir ucubeyle doldurduk.

Yeni nesil özgürlüğün ne olduğunu bilmeyecek kadar özgür. Ahlak ve edep aranan Hint kumaşı oldu.

Özgüveni ukelalık, işgüzarlık hatta kaba bir kibir bataklığına gömdük.

Muallimi, talebeyi, mektebi, mürekkebi yitireli yıllar oldu.

Mürekkebin akmadığı yerde kan akardı da gel gör ki biz mürekkebi de bozduk. Mürekkep akan yerde kan akar oldu. Mekteplerin kalbine batının zehirli hançerini(müfredatını) sapladık.

Okullar ilim, irfan yuvasıyken diploma ve işgaliye merkezlerine dönüştü.

Talim ve terbiye olması gereken eğitimi ilimden de edepten de soyutladık. Okul sayısı arttıkça disiplinsizlik, edepsizlik, suç ve günah arttı. Üniversitelerle orantılı artan kafeler, barlar, diskolar türedi.

Bir türlü düzeltemediğimiz eğitimimizi bir de zorunlu kıldık. Sorunlu olanı zorunlu yapmak...

Peki neden?

AB uyum yasaları, batıya yaranma yarışları ve iktidarları koruyup kollama amaçları... Ekonomik kalkınma planlarına uymak... Gömleklerin kalitesi için gönülleri kalitesizleştirmek...

Düşünsenize!

Eğitim ve öğretim amaçlı tüm usuller sadece ve sadece batıya yaranma maksatlı...

Amerika ve Avrupa'da sıradanlaşan okul saldırıları onların eğitim sistemlerinin mahsulüydü.

Peki, buna rağmen o sistemleri kopyalamanın bir anlamı var mıydı?

Orda defolu ürün çıkaran tezgah burada çıkarmayacak mıydı?

Arpa ekince buğday yeşermiyor.

Bunların yanında,

Aile gibi muazzam bir müesseseyi sırf feminist gibi Yahudi tandanslılara şirin görünmek için temelinden sarsmak... İdeolojik hırs uğruna pedagojiyi, ahlaksızlık uğruna aileyi katletmek... Bu mukaddes müesseseleri mürebbisiz, annesiz bırakmak hangi aklın ürünü olabilir?

Şu psikiatrik caninin aile yapısına bir bakın. Diplomalı cahiller... Rütbeli ilgisizler... İhmaller, ihlaller, ihanetler zinciri...

Aile kurmanın kanunlarla zorlaştırıldığı, aileyi yıkmanın kolaylaştırıldığı, zinanın, hayasızlığın, namussuzluğun kanunlarla korunduğu sistemler nerden ithal edildi? Dahası neden ithal edildi?

Peki, onca muzır, onca ifrit kol gezerken yeni nesilden yepyeni günahlardan, akıl almaz suçlardan, ürpertici bağımlılıktan öte ne beklenebilir?

Bilerek veya bilmeyerek bizi peşlerine taktılar. Gölge gibi takipte kaldık. Onların isteği/oyuncağı olduk, başkası olduk, o olduk, şu olduk ancak bir türlü kendimiz olamadık.

Gençlerimizi, geleceğimizi kâh teröre, kâh ideolojik saplantılara, kâh deizme, bonzaiye, teknolojiye, ekrana, akrana boğdurur olduk.

Bunların tümünü onlar bize yaptırdı. Onların eliyle biz bize yaptık.

Daha da akıllanmış değiliz. Hatta akıllıca atılan en küçük adımlara bile höykürür olmuşuz. Şu maarif modeli denilen yeni yaklaşıma, ulusal barışa, İslam kardeşliğine karşı nicelerimiz höykürmedi mi? Hatta Ramazan etkinliklerinde okullarımız hedefe konulmadı mı?

Yapılanlar aslında devede kulak bile değilken...

Diyeceğim o ki, fikren sömürülmüş olanlarımızın iyileşmesi hayli zaman alacak. Onlarca evladımız değil binlerce evlatlarımız dağlarda, barlarda, okullarda katledilse de bir türlü özüne dönemeyecek kadar karanlık içinde kalmış aydınlarımız var. Maalesef.

İyisi mi biz yeniden yepyeni koyulmalı işe. Yeni nesile, gençlerimize, geleceğimize odaklanmalı...

Şu kes kopyala ideoloji, sistem ve müfredatlardan tamamen kurtulmaya bakalım. Sonrası kolay.

Batıya bakmaktan kendimizi göremiyoruz.

Batının vahşiliğinden kafamızı korumaktan kullanamaz olmuşuz.

Bizi bizle bozdular.

Yüz yıldır uyutulmuş olmaktan uyanamaz, onlara benzedikçe utanamaz olduk.

Uyanmak ve utanmak gerek.

Kendine dönmek ve kendin olmak...

Özü bulmak ve öze dönmek...

Bizi bize buldur Allah'ım.

Zor ve zorunlu...

Zoru başarmak gerek.