Bölgenin huzurunu isteyen herkes Suriye hükümeti ile SDG arasında varılan mutabakatı olumlu ve sevindirici bir gelişme olarak değerlendiriyor. Herkesin temennisi artık bu coğrafyada huzur ve kardeşliğin hâkim olmasıdır.

Bilindiği gibi Suriye’deki halklar uzun yıllar boyunca Baas zulmü altında inlediler…

Baas rejiminde Savunma Bakanı olan Hafız Esad 1970’te askeri darbe yapınca bu zulüm daha da katmerleşti ve bu süreç 30 yıl devam etti.

2000 yılında Hafız Esad’ın ölmesiyle yerine oğlu Beşşar Esad geçti. İlk zamanlarda oğul Esad’ın babasına göre daha iyi olacağı kanaati ağır bassa da öyle olmadı. Oğul Esad aynı babası gibi zalim ve gaddarlığını devam ettirdi. Oğul Esad’ın iktidarı ise 24 yıl sürdü. Ta ki 08 Aralık 2024’teki Şam’ın düşmesine kadar. Şam düşünce de oğul Esad ailesiyle beraber Rusya’ya kaçtı ve hala Rusya’dadır.

Zalim Esad rejimi Suriye’de yaşayan Kürtlere hep ikinci sınıf insan muamelesi yaptı. Kürt Bölgelerini Araplaştırmak için birçok proje hayata geçirdi ve Kürtlerin arazilerini Araplara tapuladı. Hatta Kürtlerin vatandaşlıklarını bile ellerinden aldı, dolaysıyla onlara kimlik bile vermedi.

Mart 2011’de yaşanan halk ayaklanmasından sonra Suriye’deki iç savaş başladı. O günden sonra katmerli Baas zulmü bir kat daha arttı. Doğrusu sadece Baas zulmü değil, elinde imkân olan birçok zalim aktör Suriye’de büyük zulümler ve büyük kıyımlar yaptı.

Suriye’de on binlerce kişi işkenceler altında can verdi, yüz binlerce kişinin akıbeti öğrenilemedi, birçok yerde toplu mezarlar çıktı, milyonlarca kişi evini, yurdunu terk edip başka ülkelere kaçmak zorunda kaldı…

Hâsılı, Baas rejiminin zulmü altında olan bu mazlum halklar, iç savaşla daha da perişan ve çaresiz bir hale düştüler.

Arap, Kürt, Türkmen, Müslüman ve gayrimüslimler hepsi çok acı çekti. Ancak mazlum Kürtler bir kat daha fazla acı çektiler. Çünkü on yıllardır ikinci sınıf insan muamelesine tabii tutuldular, toprakları ellerinden alındı, kendi vatanlarında vatandaş bile olamadılar.

İç savaştan dolayı Esad’ın etkinliği azalınca bu sefer büyük şeytan ABD’nin paramiliter gücü olan YPG zulmü başladı. ABD’nin sahte ipiyle kuyuya inen bu yeni zalim, İslam düşmanlığı üzerine bir sistem kurmak istedi ve kendi dışında kimsenin varlığına tahammül etmedi. Bundan dolayı da kimden İslam kokusu geliyorsa onları hain ilan edip infaz etti. Velev ki İslami bir duruşu olmasa bile kendilerine itaat etmeyen hangi parti, kurum ve oluşum varsa hepsini tasfiye edip kendi hâkimiyetini kurmak istedi.

Evet, Baas zulmü altında inleyen mazlum Kürt halkı bu sefer kendi dilini konuşan, kendi içlerinden çıkan yeni bir zalimin zulmüne maruz kaldılar ve bu zulüm de 13 yıl devam etti.

Şimdi ise yeni Suriye hükümeti onları yönetecek. Onlardan da çok çekiniyorlar ve korkuyorlar. Çünkü milyonlarca Kürd’ün ve diğer birçok halkların yaşadığı Suriye’de yeni hükmet, devletin ismini “Suriye Arap Cumhuriyeti” olarak ilan ederek ilk fiili ayrımcılığı yapmıştır.

Geçen hafta Halep, Haseke ve Kobani bölgesindeki mazlumlara yardım dağıtmak için giden bir kardeşimizin anlattıkları yazımızı özetler mahiyettedir.

Aynen aktarıyorum; “Kobani’nin bir köyünde yardım dağıtıyorduk. Bir teyze özetle; ‘Oğlum! Baas rejimi uzun yıllar bize büyük zulümler etti sonra YPG hem zulme devam etti hem de gençlerimizi zorla elimizden aldı. Bu hükümetin de ne yapacağı belli değildir’ dedi.”

Mazlum Kürt kardeşlerimiz başta olmak üzere Rabbim Suriye’deki kardeşlerimize yardım etsin. Bir an önce inançları ve kimlikleriyle barışık onurlu ve huzurlu bir yaşam onlara nasip etsin.

Bu vesileyle günlerdir Halep, Afrin, Kobani, Haseke ve Kamışlo’daki mazlum halka yardım elini uzatıp onlara umut olan UMUT KERVANI VAKFI’na teşekkür ediyorum. Duyarlı her hayırseverin bu hayır kervanına katkı sunması gerektiğini düşünüyorum.