Aile, insanlık ve İslam tarihinde hep toplumun temel taşı olarak bilinmiştir; ancak günümüzde boşanmaların artması, evliliklerin suyun üzerine yazılan yazı gibi yüzeyselleşmesi, ebeveyn-çocuk ilişkisinin zayıflaması ve aile içi sorumluluk bilincinin kaybolması, aile bütünlüğünü ciddi biçimde tehdit etmektedir.
Batılı hayat, modernizm, ideolojik etkiler, medya, ekonomik baskılar, bireysel yaşam anlayışı ve dijital bağımlılıklar gibi operasyonel sebepler aileyi bir ve bütün olmaktan çıkarmış, aynı çatı altında yaşayan bireyleri mekanik kişilere dönüştürmüştür. İnsanlığın ve İslam’ın son kalesi insi ve cinni şeytanların eliyle çatırdamaya yüz tutmuştur.
İslam nazarında aile, sadece biyolojik bir yapı değildir; aynı zamanda sevgi, merhamet, paylaşma, ünsiyet, emanet ve sorumluluk ilişkisinin somut hale dönüşmesidir.
“Sizin için kendi cinsinizden eşler yaratması ve aranıza sevgi ve merhamet koyması O’nun ayetlerindendir.” (Rum Süresi: 21)
Ayeti bağlamında görülür ki ailenin dağılması sadece bireylerin aldığı bağımsız ve etkisiz kararlar bağlamında bir sorun değildir; İlahi bir ayetin göz ardı edilmesi, ahlaki çözülme, suç oranları, bağımlılık ve kimlik bunalımı gibi pek çok toplumsal sorunun da ana kaynağıdır.
Aile birliğinin aşınması, dağılması ve uzun yıllara yayılan bir sorunsallık zincirine dönüşmesinde madde bağımlılığı, kumar, TV dizileri ve dijital bağımlılık gibi ciddi olumsuz tetikleyiciler vardır. Aile birliği, şahsiyet inşası ve toplumsal huzur noktasında uzak durulması, yaklaşılmaması ve alışkanlık edinilmemesi gereken bu dört tuzaklayıcıdan uzak durmak gerekir.
Sağlıklı bir aile ve toplum için gençlik, kimlik arayışının en hassas dönemidir. Ancak günümüz gençleri; değer boşluğu, rol model eksikliği, hedonist yaşam tarzı ve maddeye kolay erişim gibi nedenlerle ciddi bir tehdit altındadır.
Ahlaki yozlaşma ile uyuşturucu bağımlılığı çoğu zaman birbirini besleyen iki süreç olarak ilerlemektedir. Uyuşturucu sadece bedeni değil, aklı, iradeyi ve ahlakı da tahrip eder. Beş emniyetin korunması gerektiğini beyan eden İslam, bu emniyetlerden biri olan aklı örseleyen, sarhoş eden ve uyuşturan her şeyi haram kılmıştır.
Aile korumasını ve ahlaki zeminini kaybeden bir genç, otomatik olarak uyuşturucuya; uyuşturucuya bulaşan bir genç ise daha derin bir ahlaki çöküşe sürüklenmektedir. Bu durum sadece bireyin değil, ailenin ve toplumun geleceğini tehdit eden bir güvenlik meselesidir.
Kumarın klasiği, sanalı, gerçeği, yasalı, yasal olmayanı diye bir ayrım olamaz.
Kumarın millisi, milli olmayanı, hafifi, ağırı olmaz.
Kumar, kumardır.
Bunun zar, okey, poker, toto, loto veya iddia olması bu gerçeği değiştirmez.
Kumar, dini yönden haram ve günah olduğu gibi insani bağlamda da kötü ve zararlı bir tutumdur. Bu realiteyle birlikte sanal kumar veya klasik kumar evin içine, cebin içine, günün içine, huzurun ortasına ve gecenin en savunmasız anlarına sızan azgın bir hırsız ve ırz düşmanı gibidir. Kumar illeti yüzünden gençler ve aile bireyleri, farkında olmadan borç, yalan, hırsızlık ve psikolojik çöküş sarmalına sürüklenmektedir.
Kumar, lamı cimi olmayacak bir açıklıkta haram kılınmıştır. Ve bu haramlık şu ayetle sabittir:
“Şeytan, içki ve kumarla, ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçiyor musunuz?” (Maide Süresi: 91)
Sanal veya klasik kumar, sadece malı değil; izzeti, şahsiyeti, itibarı, güveni ve aileyi de tüketir. Özellikle günümüz gençleri için “kolay kazanç” algısına yol veren kumar illeti, emek ve helal rızık bilincini yok etmektedir… (Devam edecek)