Üstad Bediüzzaman’ın ifadesiyle bazen “Kâfir bir kişide Müslüman sıfatlar bulunabildiği gibi bazen de Müslüman bir kişide kâfir sıfatlar bulunabilir.”

Bir kâfir, pekâlâ adil, cömert, merhametli, cesur ve dürüst olabildiği gibi bir Müslüman da zalim, cimri, merhametsiz, korkak ve yalancı olabilir.

Tarihsel süreçte Müslümanlara destek, yardım ve katkısıyla öne çıkan küfür ehli olduğu gibi Müslümanlara merhametsiz, gaddar olan ve İslam düşmanlarıyla iş birliği yapan Müslüman kişi, topluluk, devlet ve yöneticiler de olmuştur.

Peygamberimiz aleyhi selam döneminde Mutim bin Adiyy ve Abdullah bin Uraykıt gibi küfür ehli kimi kimseler Peygamberimize destek vermişler.

Günümüzde İspanya halkı ve Başbakanı Pedro Sánchez bu yardım ve desteğin açık bir örneği iken Mahmut Abbas, Sisi, Selman ve Zayed gibi kimi Müslüman ülke yöneticileri -özellikle Gazze, Yemen, Lübnan ve İran karşısında- Müslüman halklara köstek ve düşmanlık örneği olmuşlardır.

ABD ve israil şer ittifakına karşı Gazze ve İran’ın yanında duran; Avrupa’daki en açık ve eleştirel Filistin yanlısı çizgiyi benimseyen Pedro Sánchez’i duruşu ve sözleri ile derli toplu ele alalım:

Batılı liderlerin ve Müslüman ülke yöneticilerinin çoğunun sus pus olduğu veya ikircikli bir tavır sergilediği bir dönemde Pedro Sánchez ABD ve israile yönelik haklı, gerekli ve sert eleştirilerde bulundu. İki şeytani gücü bölgemizdeki askeri operasyonlarından ötürü “orantısız güç kullanmakla” nitelendirdi.

“Gazze’de gördüklerimiz kabul edilemez. Uluslararası insancıl hukuk açıkça ihlal ediliyor… Sivillerin ayrım gözetmeksizin hedef alınması hiçbir şekilde meşrulaştırılamaz.”

Sözleriyle insani ve ahlaki ölçüyü tüm liderlere haykırdı adeta.

“Filistin devletinin tanınması sadece adalet meselesi değil; aynı zamanda barış için de gereklidir.”

Sözleriyle siyonist çeteye karşı Filistin’i bir devlet olarak tanıma çağrısı çok net, sağlam ve politik bir duruş örneği oldu.

Bu tutum ve yaklaşımla, İspanya’nın dış politikası, daha aktif, takdir toplayan, insani ve ahlaki bir çizgiye taşındı.

Sánchez, bildiğimiz Batılı lider tipinin aksi bir noktada adeta ABD ve israile posta koydu. Ölçülü, haklı, yüksek bir sesle ve açık eleştirel bir dille ikili çetenin yanlış yaptığını ifade etti. Yakıp yıkmadan sonra gelen bir ateşkes ve barışın bir anlam ifade etmediği, elinde nükleer silah bulunan ve güçlü olanın da nükleer silahlarla ilgili ve uluslararası hukukla ilgili tüm ülkelerle eşit olduğunu ve birer kabadayı gibi hareket etmemeleri gerektiğini ve israilin imkân dâhilinde açıkça yargılanacağını belirtti.

Tüm bunlar Pedro Sánchez’in insani bir duruşun, vicdani bir tutumun ve hakkaniyetli bir söylemin sembolü olmasına vesile oldu.

Pedro Sánchez’in bu meşum, vahşi ve katliamcı sürecin aktörleri olan ABD ve israile yönelik söylediği şu sözler de siyasi vecizeler, politik dersler, insanlık sunumu ve yönetici duruşu adına serlevha olmalı, ders kitaplarına dahil edilmeli ve tarihe sağlam bir şekilde mal edilmelidir:

“Gazze’de yaşananlar kabul edilemez ve durdurulmalıdır… Uluslararası insancıl hukuk sistematik şekilde ihlal ediliyor.”

“Sivillerin öldürülmesi ve insani yardımın engellenmesi hiçbir şekilde meşru değildir.”

“israilin, Gazze’deki askeri operasyonlarının orantılı olduğuna inanmıyoruz.”

“İnsani trajedinin boyutu göz önüne alındığında, Avrupa’nın sessiz kalması mümkün değildir.”

“Hiçbir hükümet, sivillere karşı bu ölçekte bir yıkımı haklı gösteremez.”

“Uluslararası toplumun çifte standart uygulamaması gerekir.”

“Uluslararası hukuk herkes için geçerli olmalıdır—istisnasız.”

“Eğer uluslararası hukuku savunacaksak, bunu her durumda aynı kararlılıkla yapmalıyız.”

israile karşı açıkça tavır, Gazze’ye aleni destek, ABD’ye küresel eşkıya olmaktan vazgeçme çağrısı Pedro Sánchez’in vizyon ve misyonu olarak her tarafa ilan edilmelidir.

Çeşitli hesaplar içinde olan, bahaneler üreten ve kınama derecesini her sefer artıranların Müslüman vasıfları taşıyan bu Hıristiyan liderden utanıp hayâ etmeleri ve izzetlice bir duruş adına istifade etmeleri gerekir.