Mart ayı…

Son yüzyılın en büyük ve korkunç katliamlarından biri olan Halepçe Katliamı’nı içinde barındıran ay…

Yeryüzünün mazlum, biçare, mağdur ve mustazaflarını tanıma ve anlama adına iyi bir vesile...

Halepçe Katliamı’ndan bu yana 16-23 Mart tarihleri bir milad oldu.

Ezilen, sömürülen, hakları gasp edilen, yurtları işgal edilen ve katliama uğrayanlar adına...

Mustazaflar Haftası olarak bilinen hafta, bu sene hoş bir vesileyle Ramazan’ın son günleri ve bayramla denkleşti.

Kadir Gecesi’nin idrak edildiği bir demde Halepçe, Gazze, Beyrut, Yemen, İran ve daha nice mustazaf belde ve halk adına duaya uzanmak…

Onları yüreğin en müstesna yerinde yer alan kardeşler bilerek hürriyetleri, zaferleri ve umutları için duaya durmak…

Bir yandan bizatihi Mustazaf bir birey, camia olmak,

Bir yandan, Mustazafları sevmek,

Bir yandan bu umutla Allah’tan onlar adına selamet ve esenlik dilemek,

Bayramı bayram yapan sevinç ve neşvenin beldelerine zafer olarak inzalini istemek…

Ne diyor, Yüce ALLAH çaresiz bırakılan ve imkânları ellerinden alınan bu mümtaz kullar için?

“Biz istiyorduk ki, yeryüzünde mustazaflara iyilik edelim, onları varisler kılalım. Onları yeryüzünde iktidara getirelim. Firavun'a, Haman'a ve onların ordularına onlardan sakındıkları şeyi gösterelim.” (Kasas: 5, 6)

16 MART/ADAR 1988

Halepçe çocuklarının elma kokusu sandığı kimyasal gazla gelen sinsi ölümün vakti…

Dayê bêhna sêva tê!

Dayê, buya say yena!

Anne elma kokusu geliyor!

Diyen masum çehrelerin acı, hüzün, feryat ve çaresizlik içeren ölüm günü…

Ve o günden bu yana her 16 Mart…

Ve bugünden kıyamete kadar her yeni 16 Adar…

Tarihe tüm vahşetiyle sinen, kendini hissettiren vahşi, rezil, alçakça her katliamın bir izdüşümü olacaktır.

Dün Yezid, Cengiz, Stalin, Hitler…

Yakın zamanda Bush, Şaron, Saddam, Beşar Esad ve Sisi..

Bugün Trump ve Netahyahu…

Ve yarın muhtemelen başkaları…

Zalim ve katil olmak…

İslam, insanlık, ahlak, nesil ve değerlere düşman olan herkesin kirli, zelil ve rezil vasfı…

Ve hiçbir zaman mazlum ve mustazafların “AH!” deyişinden kurtulamayan her zalim…

Şehitler ayı Şubat,

Mustazaflar ayı Mart…

Ve zulmün ağırlığını, vahşetini ve katliamını yaşayan diğer tüm aylar…

Gazze’den Yemen’e,

Lübnan’dan Suriye’ye,

Sudan’dan Mısır’a,

İran’dan Arakan’a,

Ukrayna’dan Afrika’ya

Mazlum ve mustazafların dökülen kanı…

Zalimlerin ocağına ‘bir ah ve azap’ olarak düşüyor.

Delinmez denilen demir kubbeler deliniyor,

Aşılmaz denilen hava sahaları füze şenliğine dönüyor,

Yenilmez denilen orduları, kartondan ödlek askerlere evriliyor,

Girilmez denilen Telaviv gibi mamur beldeleri

Gazze, Bağdat, Şam ve Tahran’ın kısası olarak kevgire dönüyor,

Her gece Halepçe, Hama, Gazze, Beyrut, Yemen, Tahran ve mustazaf her belde…

Uykularına bir karabasan,

Huzurlarına bir dehşet,

Kibirlerine bir darbe olarak çöküyor…

Emperyalistlerin ektiği fitne ve fesat ateşi bugün mazlum coğrafyaları yakıp kavursa da

Baharın müjdesi Newruz ve müminlere inşirah Ramazan Bayramı

Mazlum ve mustazaf gönül ve beldelere zafer ve sevinç dolu günler müjdeliyor.

Muştuyu hak edenler…

Mustazaflar Haftamız ve Ramazan Bayramımız mübarek olsun!