Üstad Bediüzzaman "Şu medenilerden çoğu eğer içi dışına çevirsen, görürsün: Başta maymunla tilki, yılanla ayı, hınzır; sîreti olur suret." tespitinde bulunuyor.

Hatta bir defasında hıyanet etme düşüncesi ile yanına gelen ama buna “ziyaret” kılıfı giydiren bir kişiye “Fena niyetle geldiğin vakit seni yılan suretinde görüyorum; dikkat et” diye onu uyarıyor.

Bugün batan batı aynen bu haldedir.

Batan batının hayranları da bu yoldadır. Elbette genelleme yapmıyoruz.

Sözümüz, insan olma özünü kaybetmişlere.

Şu cehennem çukuru Epstein’den bahsetmeyeceğim bu yazıda.

İçimizdeki makyajlı sahte yüzlerden biraz haber vereceğim. Kendi toplumuna yabancılaşmış, kendi değerlerine öfke duyan, kendi inancına tahammül edemeyen tiplerden bahsedeceğim.

Her anlamda karşı durduklarıyla menfaatte yan yana gelmeyi sorun görmeyen tiplerden söz edeceğim.

Bunlar dine karşı yılan gibidirler. Hangi kutsal şey varsa zehirlerini oraya kusarlar. Örtü, Kur’an, Peygamber, aile, ahlak… tahammülleri asla yoktur bu değerlerimize.

Ama söz konusu menfaatleri oldu mu tilkidirler bunlar. Her kurnazlığı yaparlar. En dindar dili konuşur, en ahlâklı maskeyi takar, her türlü kurnazlığı mubah görürler. İnanç onlar için bir hakikat değil; gerektiğinde kullanılan bir aparattır.

En üzücü, hayret verici ve tehlikeli olan ise

Batıyı kıble gören bu tipler ne hikmetse görül(e)miyor, olmasıdır.

Yaymak istedikleri zehrin farkına varıl(a)mıyor, olmasıdır.

Bozmak istedikleri nesle örnek gösteriliyor, olmasıdır.

Bu anlamda “uyanıklık” bir tercih değil, bir sorumluluktur.

Gaflet, değer düşmanlarının en büyük dayanağıdır. Onlar bizim suskunluğumuzdan, çekingenliğimizden, “aman sorun çıkmasın” tavrımızdan beslenir.

Bugün mesele, kimin daha yüksek sesle konuştuğu değil; kimin ölçüsünü kaybetmediğidir. Kimin sureti değil, kimin sîreti ayakta kaldığıdır.

Maskeler düşer. Yılan, yılanlığını gizleyemez. Tilki, kurnazlığını sonsuza kadar saklayamaz.
Mesele, o vakte kadar kimlerin uyanık kaldığıdır.

Üstadımız ile başladık onunla bitirelim

“Fakat buna dikkat ediniz ki, canavar bir hayvana karşı kendini zayıf göstermek, onu hücuma teşcî ettiği gibi, canavar vicdanı taşıyanlara karşı dahi dalkavukluk etmekle zaaf göstermek, onları tecavüze sevk eder. Öyle ise dostlar müteyakkız davranmalı, tâ dostların lâkaytlıklarından ve gafletlerinden, zındıka taraftarları istifade etmesinler.”