Ramazan ayının son on gününe ulaşmış bulunuyoruz. Bu gün ve geceler, İslâm geleneğinde manevi değeri en yüksek zaman dilimlerinden biri olarak kabul edilir. Çünkü Kadir Gecesi bu günlerin içinde saklıdır. Peygamber Efendimiz (s.a.s.), “Kadir gecesini Ramazan’ın son on gününün tekli gecelerinde arayın” buyurarak (Buhârî, Leyletü’l-Kadr, 3) müminleri bu geceleri ihya etmeye teşvik etmiştir.

“Kadir” kelimesi sözlükte değer, kıymet ve yücelik anlamlarına gelir. Bu geceye değerini veren ise Kur’an’ın bu gecede indirilmeye başlanmış olmasıdır. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Şüphesiz biz onu Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen ne bileceksin! Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve Ruh (Cebrail), o gece Rablerinin izniyle her bir iş için iner dururlar. O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir selam ve esenliktir.” (Kadir, 97/1-5).

Kur’an’da ifade edilen “bin ay” yaklaşık olarak seksen üç yılı aşan bir zamana tekabül etmektedir. Bu da neredeyse bir insan ömrüne denk gelmektedir. Ancak insan hayatına dikkatle bakıldığında bu ömrün tamamının ibadetle geçmediği görülür. Hayatın ilk yılları çocukluk dönemi olarak geçer; ömrün önemli bir kısmı uykuyla, geri kalan bölümü ise zaruri ihtiyaçlar, geçim telaşı ve dünya meşgalesi içinde tüketilir. Samimi bir niyetle yapılan her iş ibadet hükmü kazanabilse de yine de Kadir gecesinin kazandırdığı manevi değerin büyüklüğü daha iyi anlaşılmaktadır.

Hz. Peygamber (s.a.s.), geçmiş ve gelecek günahları bağışlanmış olmasına rağmen Ramazan’ın farz kılınmasından vefatına kadar her yıl Ramazan’ın son on gününde itikâfa girmiştir (Buhârî, İ‘tikâf, 1). Böylece ümmetine önemli bir sünnet bırakmıştır. İtikâf; kişinin Cuma namazı kılınan bir mescitte kalması, zaruri ihtiyaçlar dışında dışarı çıkmaması ve bu süreyi ibadet, zikir, tefekkür ve dua ile geçirmesi anlamına gelir. Bu süre içerisinde kişi dünyevî meşgalelerden ve nefsin arzu ettiği şeylerden uzak durarak kalbini Allah’a yöneltir. Kadınlar da kendi evlerinde uygun ve temiz bir köşeyi ibadet mekânı haline getirerek itikâfa girebilirler. Böylece Ramazan’ın son günlerini ibadet ve manevi arınma içerisinde geçirme imkânı bulurlar.

Kur’an-ı Kerim’de, “İbrahim ve İsmail’e: ‘Evimi tavaf edenler, itikâfa girenler, rükû ve secde edenler için temiz tutun’ diye emretmiştik.” (Bakara, 2/125) buyrulur. Bu ayet, itikâfa girenlerin Allah katındaki değerine işaret etmektedir.

Ne var ki günümüzde birçok yerde bu önemli sünnete gereken ilginin gösterilmediği görülmektedir. Oysa Allah Resûlü, “Kim benim bir sünnetimi ihya ederse dinimi ihya etmiş olur” anlamındaki hadisleriyle sünnetlerin yaşatılmasının önemine dikkat çekmiştir. Bu sebeple imkânı olan müminlerin Ramazan’ın son on gününü itikâfla değerlendirmesi ve Kadir gecesini araması büyük bir fırsattır.

Kadir gecesine değerini veren Kur’an olduğuna göre, bu gecelerde onu daha çok okumak, anlamaya çalışmak ve hükümlerini hayatımıza tatbik etmek gerekir. Aynı zamanda günahlardan uzak durmak, ibadet, zikir, tefekkür ve dua ile meşgul olmak; İslam âleminin birlik ve dirliği için dua etmek bu mübarek zamanların en güzel değerlendirilme yollarındandır.

Yüce Rabbimizden niyazımız odur ki, Ramazan’ın son gün ve gecelerini en güzel şekilde değerlendirmeyi, özellikle tekli geceleri Kadir gecesi olma ihtimalini gözeterek ihya etmeyi bizlere nasip etsin. Âmin.