Hoşumuza gittiği için herhalde bizim de sıkça paylaştığımız o latif fıkrayı tekrar hatırlama zamanı:
Adamın biri çok dua etmiş yalvarmış: “Allah’ım bana Hızır’ı göster. Allah’ım bana Hızır’ı göster.”
Ama bir türlü duasının kabul olmadığını düşünüyormuş. Bir gün Hızır, ona sıradan bir insan suretinde gelmiş. Gideceği yerin adresini sorunca, ben de oraya gidiyorum zaten demiş, beraber yürümüşler. Bizim meraklı adam, herkese söylediği gibi bu Hızır’a da aynı şeyi söylemiş: “Ya amca Allah neden bana Hızır’ı göstermiyor, bilmiyorum ne yapmalıyım?”
Hızır, yerden bir taş almış ve elinde sıkarken; “bak kardeş Hızır ne yapar biliyor musun, taşı aynen böyle alır, sıkar ve taş elinde toz olur” demiş. Bu arada gerçekten elinde taş toz olup dökülmüş. Bu şaşkın, yine şikayet ile; “anladım da amca, keşke bir de kendisini görseydim” demiş.
Ne yapsın Hızır, cebinden kimliğini çıkarıp; “kardeş Allah duanı kabul etti” mi desin?
Öyle bir çaresizlik öğretmişler, öyle kölelik kodlamışlar, öyle korku içirmişler, öyle bir boyunduruk takmışlar ki, asgari müslüman zihni, Allah azze ve cellenin geçmişte nice firavunu, nemrudu ve onların debdebeli saraylarını helak ettiğini biliyor, haliyle günümüzün azgın şımarıklarını da yerle yeksan edeceğine inanıyor ama bu zalimler gözü önünde vurulurken bir türlü hafsalası almıyor.
“Yok yahu israili kimse vuramaz, hele yanında amerika olunca öyle bir şey hayatta olmaz.”
İşgal rejiminde biri vurulsa, bir hasar olunca, otomatik yorumu şöyle: “Bunları kesin kendileri yapmıştır. Onlar bu şeytanlıkları her zaman yapıyorlar. Sırf kendilerini mağdur göstermek için.”
Ah zekasını saflığıyla soslamadan önce bol bol tavuk ciğeri yemiş kedi yürekli feraset abidesi!
Su sıfır derecede donar, yüz derecede kaynar ama bu suya göre değişir, basınca göre değişir. Saf su -48 derecede donar, tuzlu su -1,9 derecede donar. Hem basınç 1 Atmosferden farklı olursa yine donma ve kaynama dereceleri değişir.
Yani her basmakalıp bilgiye kayıtsız şartsız atlayıp da av olmak bu kadar mı keyifli?
İşte geçmişte kaç tane Arap ülkesi bir oldular ama bu işgal rejimi onları darmadağın etti, kuzu kuzu boyun eğdiler. Şimdi de adamların dünyada ele geçirmediği hiçbir alan yok.
Bu tür zillet üreten korkutma teranelerinin, Hasbünallah diyen müminler için hiçbir kıymeti yoktur.
Düpedüz gece gündüz vuruluyor adamlar. Komutanları telef oluyor. Korkudan sığınaklardan çıkamıyorlar, ateşkes için aracılarla yalvarıp duruyorlar.
Kudret-i ilahi daha ne göstersin?
Siyonist çete liderleri çıkıp bas bas bağırarak; “yeter lütfen vurmayın acıtıyorsunuz, iflahımız söküldü, yalvarırız bizi vurmayın” mı desinler. (Gerçi böyle giderse bunu söylemeleri çok uzak değil)
Ya da ne yapsın Amerika’daki pedofili kukla?
Çıkıp da şöyle mi desin; “bunca silahımız, paramız, teknolojimiz, dostumuz, hikayemiz bir b.ka yaramadı, tamamen altımıza s..tık, pes ediyoruz, körfezdeki sağdığımız inekler de sizin olsun.” (Gerçi bunu söylemesi an meselesi ya neyse.)
Ama maalesef, batının yıkılmazlığı ve yenilmezliği ile formatlanmış yığınlar, Hızır’ın kimliğini göstermesini bekliyor.
Ha bir de Hızır sünnidir diyenler var. Ve şunu da eklemezler mi:
“Delil mi istiyorsunuz: Bakın bu şiiler var ya eskiden de hep müslümanlarla uğraşmışlar. Bakın şimdi de Katar, Umman, Bahreyn, BAE, Kuveyt, Suud, Ürdün gibi yerleri vuruyor.”
Neyse Bu kadar da hikmetli(!) olamazlar diyorsunuz değil mi?
Daha hikmetli de olurlar, şu anda telavivin her an daha fazla yıkıldığına ve ABD’nin bölgeyi terk etmek üzere olduğuna bir türlü inanmayan müslüman yığınlar çok büyük bir merakla, İran’daki yeni liderin ne zaman öldürüleceğini, İran’ın ne zaman teslim olacağını ve nasıl dağılacağını bekliyorlar.
Va esefa..
Kudüs bizimdir bizim olmasına da, Kudüs’ü hak etmenin gerçekten hiçbir şartı yok mu?